Cam Yaprakların Altında Bekleyen Nefes Hikayesi

Cam Yaprakların Altında Bekleyen Nefes Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz cam yaprakların altında bekleyen nefes hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.

Cam Yaprakların Altında Bekleyen Nefes Hikayesi

Bir zamanlar, henüz haritalara bile sığmayan, rüzgârın unuttuğu bir vadide, gökyüzüyle toprağın birbirine en çok fısıldaştığı yerde, minicik bir ev yaşarmış; öyle küçüktü ki, bacasından sadece bir tutam duman yerine sabahları ince, gümüşî bir ışık sızarmış dışarıya.

Cam Yaprakların Altında Bekleyen Nefes Hikayesi

Cam Yaprakların Altında Bekleyen Nefes Hikayesi

Bir zamanlar, henüz haritalara bile sığmayan, rüzgârın unuttuğu bir vadide, gökyüzüyle toprağın birbirine en çok fısıldaştığı yerde, minicik bir ev yaşarmış; öyle küçüktü ki, bacasından sadece bir tutam duman yerine sabahları ince, gümüşî bir ışık sızarmış dışarıya. Evin içinde yaşayan çocuk, adına Lirya dedikleri biriydi; ne annesi ne babası vardı aslında, ama buna üzülmezdi çünkü her sabah uyandığında yastığının altında bir önceki gece rüyasında gördüğü birinin bıraktığı küçük bir hediye bulurdu — bazen parlak bir çakıl taşı, bazen kurumuş bir papatya yaprağı, bazen de içinde minik bir gökkuşağı saklı duran saydam bir su damlası.

Lirya’nın en çok sevdiği şey, evinin hemen arkasındaki Unutulmuş Orman’a gitmekti. Bu orman öyle sıradan bir orman değildi; ağaçları normal ağaçlar gibi büyümek yerine, sanki biri onlara çok eski bir şarkı mırıldanmış da unutmuş gibi, dallarını hep aynı yarım harekette dondurmuştu. Yaprakları ise rüzgâr estiğinde değil, birinin kalbi hızlı attığında hışırdardı. Lirya ormana her girdiğinde ayakkabılarını çıkarıp yalınayak yürürdü çünkü toprağın nabzını ayaklarının altında hissetmek isterdi; toprak bazen gıdıklanır, bazen iç çeker, bazen de sessizce “biraz daha yürü, biraz daha” diye fısıldardı.

Lirya Bu Yazıyı Okurken Kalbi Öyle Hızlı Atmaya Başladı

Bir sonbahar akşamı, güneş batarken gökyüzünü turuncu yerine tuhaf bir lavanta rengine boyamıştı ki, Lirya ormanın en derininde, daha önce hiç görmediği bir açıklığa ulaştı. Ortada upuzun, gümüş kabuklu, yaprakları camdan yapılmış gibi duran tek bir ağaç yükseliyordu ve bu ağacın gövdesine, sanki biri çok aceleyle yazmış gibi, şu cümle kazınmıştı:

“Kimse beni bulmasın diye kendimi sakladım, ama seni bekliyordum.”

Lirya bu yazıyı okurken kalbi öyle hızlı atmaya başladı ki, bütün orman birden yaprak dökmeye başladı; binlerce cam yaprak yere inerken birbirine değip minik zil sesleri çıkardı, sanki gökyüzü kırılmış bir piyano gibi şarkı söylüyordu. Tam o anda ağacın kökleri arasından, yosun kokulu, loş bir ışık sızdı ve içinden minicik, avuç içi kadar bir varlık çıktı: ne peri ne de hayalet, daha çok unutulmuş bir duyguya benzeyen bir şeydi. Adı Nefes’ti.

Nefes, Lirya’ya baktı ve çok uzun zamandır kimseye söylemediği bir sırrı fısıldadı: “Ben insanların hissettiği ama adını koyamadığı o duyguyum. Bazen birini çok özlediğinde, bazen gece yarısı nedensiz ağladığında, bazen de bir şarkıyı dinlerken gözlerin dolduğunda içinden geçen şey… İşte o benim. Ama kimse beni göremediği için çok yalnızdım. Sen hariç.”

Lirya Artık Ber Sabah Uyanıp Yastığının Altında Hediye Bulamıyordu

Cam Yaprakların Altında Bekleyen Nefes Hikaye Oku
Cam Yaprakların Altında Bekleyen Nefes Hikaye Oku

Lirya o anda anladı ki, aslında hediyeleri getiren annesi ya da babası değil, bu minik, utangaç duyguydu. Her gece rüyasına girip yastığının altına bir parça kendini bırakıyormuş. Cam yapraklı ağacın altında oturup saatlerce konuştular; Nefes ona dünyanın en sessiz şarkılarını öğretti, Lirya da ona sarılmayı, gerçekten sarılmayı öğretti — çünkü daha önce kimse ona sarılmayı bilmiyormuş.

O geceden sonra Lirya artık her sabah uyanıp yastığının altında hediye bulamıyordu. Ama buna üzülmüyordu. Çünkü artık hediyeyi aramasına gerek yoktu; o hediye, göğsünün tam ortasında, kalbinin biraz solunda, usul usul nefes alıyordu. Ve ormana her gittiğinde, cam yapraklar hâlâ hışırdıyor, hâlâ zil gibi ötüyordu… ama bu sefer sadece Lirya’nın kalbi hızlı attığında değil, Nefes de onunla birlikte heyecanlandığında.

Ve böylece, kimsenin bilmediği vadide, kimsenin okumadığı hikâyede, bir çocukla unutulmuş bir duygu sonsuza kadar birbirine arkadaş oldu. Arada bir, çok derin gecelerde, eğer kulak verirsen, hâlâ cam yaprakların arasında minik bir fısıltı duyabilirsin: “Sen geldin diye ben de varım artık.”

Cam Yaprakların Altında Bekleyen Nefes Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, cam yaprakların altında bekleyen nefes hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan cam yaprakların altında bekleyen nefes hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.

Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.

Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Saat Dokuzun Kırk Dakikası Hikayesi

hikayeleroku
0 views Yorum Yok
Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
Hikayeleroku İletişim

destek@hikayeleroku.com.tr

info@hikayeleroku.com.tr

Sosyal Ağlarımız.

COPYRİGHT © 2026 - HikayelerOku DESİGNED.