Yıldız Tozuyla Doldurulmuş Cepler Hikayesi
Yıldız Tozuyla Doldurulmuş Cepler Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz yıldız tozuyla doldurulmuş cepler hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.
Yıldız Tozuyla Doldurulmuş Cepler Hikayesi Oku
Derin bir ormanın tam ortasında, kimsenin haritalarda işaretlemediği bir noktada, eski bir meşe ağacı yaşarmış. Bu meşe o kadar yaşlıymış ki kökleri toprağın altına değil, yıldızların doğduğu yere kadar uzanırmış.

Yıldız Tozuyla Doldurulmuş Cepler Hikayesi
Derin bir ormanın tam ortasında, kimsenin haritalarda işaretlemediği bir noktada, eski bir meşe ağacı yaşarmış. Bu meşe o kadar yaşlıymış ki kökleri toprağın altına değil, yıldızların doğduğu yere kadar uzanırmış. Gövdesinde minicik bir kapı varmış; kapının üstünde ise soluk bir yazıyla “Sadece cebi dolu olanlar girebilir” yazıyormuş. Ama kimse o yazıyı okumamış, çünkü kapı gözden o kadar uzak, o kadar yosun kaplıymış ki sadece rüzgâr estiğinde hafifçe tıklarmış. Bir sonbahar akşamı, cebinde sadece birkaç kuru yaprak taşıyan küçük bir çocuk ormana girmiş. Adı Ela’ymış. Ela’nın cepleri her zaman boştu; çünkü ne toplasa, ne saklasa, ertesi gün unutup başka bir şeye kaptırırmış kendini. O gün de annesi “Git biraz temiz hava al, ceplerini de boşalt artık!” demiş ya, Ela tam boşaltmak için yürürken ormanın derinliklerinde o kapıyı fark etmiş.
Kapı tıklayınca Ela durmuş. “Benim cebim boş” diye mırıldanmış kendi kendine, ama yine de merakına yenik düşüp kapıyı itmiş. Kapı gıcırdayarak açılmış ve içeriden yumuşacık, mavimsi bir ışık sızmış. Ela adım atınca kendini yıldızlarla dolu bir odada bulmuş. Oda değil aslında; ağacın içiymiş ama tavanı yokmuş, yerine sonsuz bir gece gökyüzü uzanıyormuş. Ortada kocaman bir masa, masanın üstünde ise binlerce minik cam kavanoz sıralıymış. Her kavanozun içinde farklı renkte yıldız tozu dans ediyormuş: bazıları altın sarısı gülüş tozu, bazıları gümüş rengi özür tozu, bazıları da pembemsi hayal tozu… Masanın başında yaşlı bir tilki oturuyormuş. Tilkilerin en bilgesiymiş bu, adı Toz’muş. Gözleri gece kadar siyah, kuyruğu ise sanki samanyolundan kopmuş gibi parlıyormuş. “Hoş geldin Ela” demiş Toz, sesi yaprak hışırtısı gibi yumuşak. “Ama kuralı biliyorsun: Sadece cebi dolu olanlar burada kalabilir.”
Odanın Her Yanına Hafif Bir Limon Kokusu Yayılmış
Ela ceplerini karıştırmış, sadece bir kuru yaprak, bir çakıl taşı ve annesinin verdiği son limon şekeri çıkmış. “Boş sayılır mı bunlar?” diye sormuş utangaç utangaç. Toz gülümsemiş, kuyruğunu sallamış. “Hayır, boş sayılmaz. Çünkü sen bunları unutmamışsın. Unutulmayan her şey doluluk getirir. Gel bakalım, sana bir iş vereyim.” Ela’yı masaya oturtmuş. Önüne boş bir kavanoz koymuş. “Şimdi cebindekileri buraya dök ve hatırla. Hatırladığın her duygu, toza dönüşecek.” Ela önce kuru yaprağı koymuş. Yaprak değince birden sonbahar yürüyüşünü hatırlamış: annesiyle el ele, yaprakların hışırdadığı o gün. Yaprak eriyip altın sarısı toza dönüşmüş.
Sonra çakıl taşını koymuş. Taş, geçen yaz deniz kenarında bulduğu, “Bu benim şans taşım” dediği taşıymış. Taş da gümüş bir toza karışmış. En son limon şekerini koymuş. Şeker erirken dilindeki ekşiliği, annesinin “Ağzın buruşmasın diye verdim” deyişini hatırlamış. Şeker pembemsi bir toza dönmüş, odanın her yanına hafif bir limon kokusu yayılmış. Kavanoz dolmuş. Toz başıyla onay vermiş. “İşte şimdi cebin gerçekten dolu. Ama asıl mesele şu: Bu tozları dünyaya geri götüreceksin. Her unuttuğun anı için bir tutam serpeceksin. İnsanlar unuttukça cepleri boşalır, kalpleri hafifler ama aynı zamanda üşür. Sen onların ceplerine hatırlama serpeceksin.”
Ela Kavanozu Almış Kapıya Doğru Yürümüş

Yıldız Tozuyla Doldurulmuş Cepler Hikaye Oku
Ela kavanozu almış, kapıya doğru yürümüş. Tam çıkarken Toz seslenmiş: “Bir daha geldiğinde cebinde ne varsa getir. Unutma, en değerli şeyler en küçük ceplerde saklanır.” Ela ormandan çıkmış. O günden sonra cepleri hep hafif doluymuş. Bazen bir tüy, bazen eski bir bilet, bazen de sadece bir gülümseme izi… Ama ne zaman birinin gözleri dolsa, Ela usulca yanına gidip cebinden bir tutam toz serpermiş. Çocuklar o anda birdenbire hatırlarmış: babalarının şakalarını, ninelerinin ninni söylediği geceleri, ilk bisiklet sürüşündeki heyecanı… Ve geceleri, Ela yattığında penceresinden yıldızlar ona göz kırparmış. Çünkü Toz her dolunayda kuyruğunu sallayıp fısıldarmış: “Ela’nın cepleri dolu artık. Dünya da biraz daha dolu.”
Yıldız Tozuyla Doldurulmuş Cepler Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, yıldız tozuyla doldurulmuş cepler hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan yıldız tozuyla doldurulmuş cepler hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.
Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.
Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Ayın Arkasına Saklanan Mendil Hikayesi