Ayın Arkasına Saklanan Mendil Hikayesi
Ayın Arkasına Saklanan Mendil Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz ayın arkasına saklanan mendil hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.
Ayın Arkasına Saklanan Mendil Hikayesi Oku
Çok uzak, ama aslında her gece gözümüzün önünde duran bir yerde, gökyüzünün en sessiz köşesinde yaşayan minik bir mendil vardı. Adı Mendil’miş. Ama öyle sıradan, ceplerde buruşup kalan mendillerden değilmiş bu.

Ayın Arkasına Saklanan Mendil Hikayesi
Çok uzak, ama aslında her gece gözümüzün önünde duran bir yerde, gökyüzünün en sessiz köşesinde yaşayan minik bir mendil vardı. Adı Mendil’miş. Ama öyle sıradan, ceplerde buruşup kalan mendillerden değilmiş bu. Beyaz ipekten yapılmış, kenarları annesinin son dikişiyle hafif dalgalı, ortasında ise tek bir gözyaşı lekesi taşıyormuş – o leke aslında mutluluktan düşmüş bir damlaymış, kimse bilmezmiş. Mendil her akşam ay doğduğunda gökyüzüne bakar, iç çeker ve kendi kendine mırıldanırmış: “Keşke bir gün ayın arkasına tırmanabilsem… Orada kimse ağlamaz derler, belki benim gözyaşı lekeymi de siler, tertemiz olurum.”
Bir gece, ay özellikle yuvarlak ve gümüş rengindeymiş. Mendil cesaretini toplamış, rüzgârın en yumuşak nefesini yakalamış ve kendini yukarı doğru bırakmış. Bulutların arasından süzülürken yıldızlar ona şaşkın şaşkın bakıyormuş. Bir tanesi fısıldamış: “Mendil, nereye böyle?” “Ayın arkasına” demiş Mendil utangaç utangaç. “Orada ağlayan kimse yokmuş, ben de ağlamaktan yoruldum.” Yol uzun sürmüş. Yolculuk sırasında birkaç damla yağmur Mendil’in üstüne düşmüş, onu daha da ağırlaştırmış. Bir ara kaybolacak gibi olmuş ama tam o sırada küçük bir baykuş kanat çırparak yanına gelmiş. “Ben seni tanıyorum” demiş baykuş. “Sen o mendilsin, geçen yaz parkta annesinin burnunu silen, sonra yere düşüp unutulan… Ama bak, hâlâ kokun aynı: lavanta ve yeni yıkanmış çamaşır kokusu.”
Mendil utanmış ama baykuş devam etmiş: “Ayın arkası sandığın gibi değil. Orası sessiz, evet… Ama sessizlik bazen en çok ağlatan şeydir. Yine de gel, sana bir şey göstereyim.” Birlikte yükselmişler. Ayın kenarına vardıklarında Mendil şaşkınlıkla görmüş ki ayın arka yüzü pürüzsüz, simsiyah değilmiş aslında. Kırık dökük aynalar gibi parlıyormuş ve her parçada başka bir çocuğun gülümsemesi yansıyormuş. Birinde dişleri yeni dökülmüş bir çocuğun sırıtışı, birinde ilk bisiklete binişi, birinde annesine sarıldığı an… Baykuş kanadını Mendil’in üstüne koymuş usulca: “Buraya gelen mendiller aslında hiç silinmez. Onlar gözyaşlarını toplar, ama mutluluğa dönüştürür. Senin leken de öyle. O mutluluktan düşmüş bir damlaydı, hatırlıyor musun? Annen o gün sana ‘Sana sarılmak dünyanın en güzel şeyi’ demişti ya… İşte o anın damlasıydı o.”
Bir Gece Ay Özellikle Yuvarlak Ve Gümüş Rengindeymiş

Ayın Arkasına Saklanan Mendil Hikaye Oku
Mendil birden anlamış. Gözyaşı lekesi silinmek için değil, saklanmak için oradaymış. Ayın arkasına tırmanmak da aslında mendilin kendi hikayesini bulmasıymış. O geceden sonra Mendil geri dönmemiş dünyaya. Ayın arka yüzünde, diğer unutulmuş mendillerle birlikte oturur olmuş. Ama her dolunayda, tam gece yarısı, hafifçe sallanırmış. O sallanış rüzgâra karışır, sonra yeryüzüne iner ve uyuyan çocukların yanağına usulca dokunurmuş. Çocuklar o anda rüyalarında annelerinin kokusunu duyar, lavanta ve yeni yıkanmış çamaşır kokusunu… Ve gülümserlermiş uykularında. Bazen hâlâ görürüz onu. Dolunay çok parlakken, ayın tam kenarında minik bir beyaz dalgalanma olur ya… İşte o Mendil’dir. Sana selam gönderiyordur. “Ağlama” diyordur belki de. “Ben buradayım, gözyaşını mutluluğa çevirmek için bekliyorum.”
Ayın Arkasına Saklanan Mendil Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, ayın arkasına saklanan mendil hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan ayın arkasına saklanan mendil hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.
Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.
Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Gecenin Kemanı Hikayesi