Limon Kokulu Bulutun Sessiz Sırrı Hikayesi

Limon Kokulu Bulutun Sessiz Sırrı Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz limon kokulu bulutun sessiz sırrı hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.

Limon Kokulu Bulutun Sessiz Sırrı Hikayesi Oku

Uzak bir vadinin kucağında, haritaların bile unuttuğu minicik bir köy yatıyordu; burada her evin çatısında, sanki gökyüzünden düşüp kalmış gibi duran kendi özel bulutu yaşardı ve bu bulutlar, tıpkı ev sahipleri gibi, bazen neşeli neşeli dans eder, bazen de sessizce düşüncelere dalardı.

Limon Kokulu Bulutun Sessiz Sırrı Hikayesi

Limon Kokulu Bulutun Sessiz Sırrı Hikayesi

Uzak bir vadinin kucağında, haritaların bile unuttuğu minicik bir köy yatıyordu; burada her evin çatısında, sanki gökyüzünden düşüp kalmış gibi duran kendi özel bulutu yaşardı ve bu bulutlar, tıpkı ev sahipleri gibi, bazen neşeli neşeli dans eder, bazen de sessizce düşüncelere dalardı. Köyün en uçtaki evinde, yedi yaşındaki Defne ile annesi oturuyordu; Defne’nin çatısındaki bulut ise diğerlerinden çok farklıydı çünkü rengi limon kabuğunun en soluk, en yumuşak sarısıydı, hafif bir esinti estiğinde ise etrafa vanilyalı limonata kokusu yayılır, bütün bahçeyi tatlı bir serinlikle doldururdu.

Köydeki diğer çocuklar bulutlarına hemen isim takmıştı: biri “Pofuduk” diye seslenir, diğeri “Gökteki Kuzu” der, bir başkası da “Şimşek Teyze” diyerek gülerdi; fakat Defne’nin bulutu hiç isim istememişti, hatta konuşmayı bile reddediyordu, sadece bazen yavaşça dönüp Defne’ye bakar, sonra yine kendi haline, kendi sessiz dünyasına çekilirdi. Defne bu duruma alışmıştı aslında, yine de içten içe merak ederdi; acaba bu limon rengi bulut neden bu kadar suskundu, acaba içinde ne gibi sırlar saklıyordu diye.

Bir sabah erkenden, güneş henüz dağların arkasından başını uzatırken, Defne uyanır uyanmaz bir şeylerin ters gittiğini hissetti çünkü evin kapısının önünde her zaman duran kocaman, parlak bakır anahtar yoktu; o anahtar olmadan bahçe kapısı açılmıyor, bahçe kapısı açılmayınca da Defne’nin en sevdiği yer olan, çitin hemen arkasındaki yaban çileği tarlasına gidilemiyordu. Annesine koşa koşa sordu, annesi ise omuzlarını silkerek “Dün gece rüzgâr çok şiddetli esmişti yavrum, belki uçup gitmiştir” dedi, ama Defne’nin içi rahat etmedi; o anahtarın uçup gidecek kadar hafif olmadığını biliyordu.

Defnenin Gözleri Kocaman Açıldı

Hemen çatıya tırmandı, limon rengi bulut her zamanki gibi sessizce oradaydı, hafifçe sallanıyordu. Defne derin bir nefes aldı ve fısıldadı: “Sen gördün mü anahtarı? Lütfen, eğer bir şey biliyorsan söyle.” Bulut önce hiç kıpırdamadı, sonra çok hafifçe titredi, sanki içinde bir şey kıpırdanıyordu; ardından birdenbire küçülüp Defne’nin avucuna doğru süzüldü, ilk defa bu kadar yakına gelmişti ve o anda, gerçekten de konuşmaya başladı; sesi incecik, serin ve limon kabuğu gibi hafif ekşiydi: “Ben almadım anahtarı, ama kim aldığını biliyorum.”

Defne’nin gözleri kocaman açıldı, kalbi heyecanla çarpmaya başladı; “Kim aldı peki?” diye sordu titreyen bir sesle. Bulut yavaşça yükseldi, kuzeydeki sık ormana doğru işaret etti ve anlattı: “Ağaçkakan Hırsız aldı; dün gece gagasıyla anahtarın parlak bakır rengini gördü, çok hoşuna gitti, hemen kaptı ve en yüksek çamın tepesindeki oyuk evine taşımaya kalktı, ama anahtar çok ağır geldi, yarı yolda yere düşürdü ve şimdi Kurtiniş Kayası’nın tam sivri ucunda asılı duruyor.”

Kurtiniş Kayası Vadinin En Korkutucu Yeriydi

Kurtiniş Kayası, vadinin en korkutucu yeriydi; etrafı dikenli sarmaşıklarla çevriliydi, alttan esen buz gibi rüzgâr insanı titretiyor, kayanın kendisi bile arada bir öksürür gibi sarsılıyor, sanki içinde uyuyan bir dev uyanacakmış gibi gürültü çıkarıyordu. Defne yine de duraksamadı; çileklerin onu beklediğini düşününce korkusu biraz azaldı, biraz da kararlılığı arttı. Limon bulutu birdenbire konuşmaya devam etti: “Benim aslında bir adım varmış, ama kimse sormamıştı bugüne kadar; adım Liko.”

Defne gülümsedi, “Liko mu? Ne kadar güzel bir isim!” dedi ve birlikte yola koyuldular; Liko önde süzülüyor, Defne de arkasından koşuyordu, ormana girdiklerinde ağaçların dalları onları selamlar gibi eğiliyor, kuşlar merakla ötüşüyordu. Kurtiniş Kayası’nın önüne geldiklerinde anahtar gerçekten oradaydı; kayanın en sivri ucuna sıkışmış, rüzgârda hafifçe sallanıyordu, bakır rengi güneş ışığında parıldıyordu.

Liko sordu: “Korkuyor musun Defne?” Defne dürüstçe cevap verdi: “Evet, biraz korkuyorum ama çilekler bensiz kalınca çok üzülüyorlar, onları öyle bırakamam.” O anda Liko büyümeye başladı; önce iki katına, sonra üç katına çıktı, rengi daha da parlak bir limon sarısına döndü ve Defne’yi usulca sırtına aldı: “Tutun sıkıca, ben biraz titrerim ama seni asla düşürmem.” Buz gibi rüzgâr saçlarını savururken, Liko yavaş yavaş yükseldi; Defne ellerini uzattı, tam anahtarı yakaladı, o anda Kurtiniş Kayası derin bir öksürükle sarsıldı, taşlar yuvarlanmaya başladı, fakat Liko son anda yana kaydı ve ikisi birlikte yumuşacık bir şekilde aşağı süzüldüler, yere ayak bastıklarında Defne’nin elinde anahtar, yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.

Köye döndüklerinde herkes şaşkınlıkla onlara bakıyordu; Defne anahtarı kapıya soktu, bahçe kapısı gıcırdayarak açıldı ve yaban çilekleri rüzgârda minik kırmızı fenerler gibi sallanarak sanki “Hoş geldin, özlemiştik seni!” diyorlardı. O akşam Defne yine çatıya çıktı; Liko oradaydı, artık sessiz durmuyordu, hafifçe şarkı mırıldanıyordu, limon kokusu bütün geceyi dolduruyordu.

Köye Döndüklerinde Herkes Şaşkınlıkla Onlara Bakıyordu

Limon Kokulu Bulutun Sessiz Sırrı Hikaye Oku
Limon Kokulu Bulutun Sessiz Sırrı Hikaye Oku

“Liko,” dedi Defne yumuşacık bir sesle, “bundan sonra her gün konuşur musun benimle?” Liko gülümsedi — evet, bulutlar da gülümsermiş meğer — ve cevap verdi: “Sadece sen sorduğun sürece, her zaman konuşurum.” O günden sonra köydeki bütün bulutlar biraz daha çok konuşur oldu çünkü anlamışlardı ki, isimleri sorulmadığı sürece, en güzel renkler bile, en tatlı kokular bile sessiz kalabiliyormuş. Defne ile Liko ise her akşam birlikte yaban çileği yediler; çünkü bazı maceralar sadece bir anahtar bulmakla değil, bir arkadaşın sesini duymakla, onun sırrını paylaşmakla gerçekten tatlı bir şekilde biterdi. Ve vadideki o minik köy, limon kokulu rüzgârlarla dolup taşmaya devam etti, sonsuza kadar.

Limon Kokulu Bulutun Sessiz Sırrı Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, limon kokulu bulutun sessiz sırrı hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan limon kokulu bulutun sessiz sırrı hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.

Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.

Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Küçük Tilkinin Gizli Bahçesi Hikayesi

hikayeleroku
0 views Yorum Yok
Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
Hikayeleroku İletişim

destek@hikayeleroku.com.tr

info@hikayeleroku.com.tr

Sosyal Ağlarımız.

COPYRİGHT © 2026 - HikayelerOku DESİGNED.