Kralın Yeni Giysileri Hikayesi

Kralın Yeni Giysileri Hikayesi, ile alakalı yazımızın içeriğinde, düzenlemiş olduğumuz, kralın yeni giysileri hikayesine ulaşabilir ve okuyabilirsiniz.

Kralın Yeni Giysileri Hikayesi Oku

Kralın Yeni Giysileri Hikayesi

Kralın Yeni Giysileri Hikayesi

Bir zamanlar ülkenin birinde kendini beğenmiş kibirli bir kral yaşarmış. Bu kral yeni elbiselere bayılır, bütün parasını şık görünebilmek için harcarmış. Günün çoğunu kıyafet odasında aynanın karşısında geçirir, sürekli yeni kıyafetler denermiş.

KRAL: Nasıl oldum terzi başı, yakıştı mı?

TERZİ BAŞI: Yakıştı kralım… Ne giyseniz yakışıyor zaten!

Kralın yaşadığı şehir, eğlenceli, neşeli bir yermiş. Şehrin pazarında renkli kumaşlar, aksesuarlar, süs eşyaları satılıyormuş. Günlerden bir gün, kendilerini dokumacı olarak tanıtan ve dünyanın en güzel kumaşlarını dokuduklarını öne süren iki dolandırıcı gelmiş pazara. Kralın yeni giysilere ve eşi görünmemiş kumaşlara merakını duymuşlar tabi. Hemen bir söylenti yaymışlar pazarda. Söylediklerine göre, dokudukları muhteşem güzel kumaşlardan dikilen giysilerin bir özelliği varmış. Görevine ait olmayan kişilerde, kafası hiç çalışmayan aptallar bu giysileri göremezmiş. Tabi bu iki dokumacının yaydığı söylentiler hemen kralın kulağına gitmiş.

KRAL: Harika, harika! Bu usta terzilerin diktiği elbiseleri giyersem krallığımdaki adamlarımın hangisi görevine ait, hangisi değil hemen anlarım. Akıllıları aptallardan ayırabilirim. Hemen bana dokumacıları çağırın!

Sahte dokumacılar, kralın karşısına gelmişler.

KRAL: Bana şimdiye kadar, görülmemiş bir kumaştan muhteşem bir kıyafet dikmenizi istiyorum. Beğenirsem karşılığını kat kat öderim. Yok eğer beğenmezsem;

DOKUMACI KERY: Merak etmeyin kralım, size gerçekten şimdiye kadar görülmemiş bir kumaştan, görülmemiş bir kıyafet dikeceğiz.

DOKUMACI BADİ: Efendim tercih ettiğiniz bir renk var mı? Yoksa rengini biz mi seçelim?

KRAL: Siz seçin! Hemen çalışmaya başlayın. Masraflar için size bir ödemede yapsınlar.

Adamlar, hemen dokuma tezgahı kurmuşlar ve başlamışlar güya çalışmaya. Ama tezgahlarında en ufak bir şey görünmüyormuş. Altın sırmalar, renk renk ipek iplikler, pırlanta taşlar aldırıyorlarmış ama aldıklarını kendi çantalarına atıp gece yarılarına kadar boş dokuma tezgahında çalışıyorlarmış. Kral, eh gidip bir bakayım neler yapıyor terzilerim demiş. Ama sonra düşünmüş, aptallar ile yerini hak etmeyenlerin kumaşı göremeyecek düşüncesi içten içe tedirgin etmiş onu.

KRAL: Gerçi benim için korkulacak bir şey yok ama ben yinede en güvendiğim baş yardımcı mı göndereyim. Hem çok akıllıdır, hem de yardımcılığını en iyi o yapıyor.

Kral ve İki Dokumacı

Böylece iyi kalpli dürüst baş yardımcı, iki dolandırıcının boş tezgahlarının başında oturup çalıştıkları salona girmiş. Gözlerini iyice açıp bakmış. Fakat o da ne? Hiçbir şey göremiyormuş. Ama hiç kimseye söyleyememiş. İki düzenbaz, baş yardımcıdan yaklaşmasını rica etmiş;

DOKUMACI KERY: Lütfen söyleyin efendim, daha önce böyle güzel desenler, böyle muhteşem renkler gördünüz mü?

BAŞ YARDIMCI: Eeee… Şey! Size karşı dürüst olacağım. Gerçekten ne yalan söyleyim görmedim! Şu desenler, şu renkler inanılmaz! Kralımız çok beğenecek.

Yardımcı bunları söylerken, kendi kendine düşünüyormuş. Ben ya aptalım ya da krala laik yardımcı değilim! Çaresiz başka bir şey söylemeden çıkmış sahtekarcı dokumacıların odasından. Kral merak içinde yardımcısından gelecek yorumları bekliyormuş. Nihayet yardımcısı yanına gelmiş. Ballandıra ballandıra, kumaşın güzelliğinden, renklerin muhteşamından bahsetmiş. Kral çok mutlu olmuş. Böylece dokumacılar, daha fazla ipek ve daha fazla altın sırma istemişler. Ve tabiki aldıklarının hepsini de çantalarına atmışlar. Tezgahta tek bir iplik bile görünmüyormuş. Ama onlar boş tezgahlarında çalışmaya daevam etmişler.

Kral kısa bir süre sonra, çalışma nasıl gidiyor, kumaş hazır mı diye bakması için, güvendiği başka bir yardımcısını yollamış. Bu yardımcı bakmış, bakmış ama ortada boş tezgahlardna başka bir şey bulunmadığı için oda bir şey görememiş.

DOKUMACI BADİ: Ne kadar güzel bir kumaş değil mi?

Yardımcı kara kara düşünmeye başlamış

YARDIMCI: Ben kesinlikle aptal filan değilim. Görevime laik değilim anlaşılan. Bu çok kötü ama kimseye belli etmemeliyim!

Kralın yanına dönen yardımcı da, başlamış görmediği kumaşa övgüler yardırmaya. Kumaşın güzel renkleri, eşi benzeri görülmemiş deseni karşısında duyduğu sevinci belirtmiş. Kral çok mutlu olmuş tabi. Kumaşı görmek için sabırsızlanıyormuş. Ülke halkı, artık sadece bu muhteşem kumaştan söz eder olmuş. Herkes kumaşı yalnızca akıllıların görebildiği biliyormuş. Sonunda kral da, tezgahtaki kumaşı görmek istemiş. Yardımcılarını da yanına alarak, dokumacıların çalıştığı odaya gitmiş. Boş tezgahta harıl harıl çalışmaya devam eden iki kurnaz dolandırıcı kralı selamlamışlar. İki yardımcı da, kraldan önce atılmışlarlar hemen söze;

BAŞ YARDIMCI: Evet! Gerçekten de paha biçilmez bir şey bu değil mi?

YARDIMCI: Evet, evet! Kumaş tamamlanınca, çok daha muhteşem görünüyor. Şu desene, şu renklere bakın! Kralımız bir de siz söyleyin fikrinizi!

Kral, uzun uzun boş tezgaha muş muş bakmış! Diğer herkesin kumaşı görebildiğini düşünmüş tabi.

İki Dokumacı ve Kral Hikayesi

KRAL: Bu da ne demek oluyor. Hiçbir şey görmüyorum, olacak şey değil! Yoksa ben aptal mıyım? Yoksa kral olmaya laik değil miyim?

Kral içinden böyle düşünmüş ama ağzından çıkan cümleler bambaşka olmuş.

KRAL: Ooooo… Çok güzel gördüğüm en muhteşem şey!

Yanında bulunan yardımcıları da, napsınlar onlarda kralın ağzından ooo çok güzel, çok hoş diye desteklemişler. Dolandırıcılar, bu muhteşem kumaştan dikilecek elbiseyi yaklaşmakta olan büyük törende giymesini tavsiye etmişler krala. Kral mecburen kabul etmiş.

Tüm ülke kralın yeni muhteşem kıyafetini görmek için sabırsızlanıyormuş. Herkes iki dokumacıyı takdir ediyormuş. Kral, iki dokumacıya kraliyet nişanı takmış ve kendilerine gizli saray dokumacıları unvanı vermiş. Büyük törenden önceki gün, iki dolandırıcı bütün gece uyumamış ve sabaha kadar çalışmışlar. Kralın yeni elbisesini bitirebilmek için, ne kadar çaba harcadıklarını herkes görmüş. Sabah olduğunda, kral en güvendiği adamlarını toplayıp dokumacıların yanına gelmiş.

DOKUMACI KERY: Kıyafetiniz hazır efendimiz!

İki dolandırıcı bir şey gösteriyormuş gibi birer kollarını havaya kaldırıp; işte pantolon, işte çeket, işte pelerin diyerek birbir olmayan giysileri göstermişler. Kral ve yanındakiler, ağızlarını açıp tek kelime bile söyleyemiyorlarmış.

DOKUMACI KERY: Hepside örümcek ağı kadar hafiftir. İnsan üstünde hiçbir şey olmadığını sanır. Ama bu kumaşın en büyük özelliği de budur zaten.

DOKUMACI BADİ: Kralım eğer izin verirseniz, size bu kıyafetleri biz giydirelim. Üzerinizdeki giysileri çıkartmanız mümkün mü acaba?

Kral giysilerini çıkarmış ve ona sözde yeni giysileri teker teker giydirmeye başlamışlar. Daha doğrusu giydiriyor gibi yapmışlar. Son olarak pelerini bağlamış dokumacılardan biri. Kral, aynanın önünde bir sağa dönmüş, bir sola sonra dönüp yanındakilere bakmış. Herkes bir anda alkışlamaya başlamış.

Kral, bir kez daha bakmış kendine aynanın önünde. Ne kadar şık olduğuna bakıyormuş gibi görünmesi gerekiyormuş çünkü.

KRAL: Evet, bence de çok güzel. Tamam hazırım o zaman!

İki Dokumacı ve Kralın Yeni Giysileri

Kralın adamları, pelerinin eteğini tutuyormuş gibi yapmışlar. Aslında hiçbir şey göremediklerini belli etmemeleri gerekiyormuş. Kral ve yanındakiler, saraydan dışarı çıkmışlar. Sokakta toplanan halk, kralın yeni elbiseleri eşsiz güzellikte, hepsi de ne kadar yakışmış diye bağırışıyormuş. Kimse bir şey göremediğini, söylemeye yanaşmıyormuş. Çünkü ya işlerinden olacaklarmış ya da aptla oldukları çıkacakmış ortaya. Tam bu sırada bir çocuk bağırı vermiş.

ÇOCUK: Ama kralın üzerinde hiçbir şey yokki!

Kral, yardımcıları, askerler, halk herkes bir anda dona kalmış.

ÇOCUK: Görmüyor musunuz kral çıplak!

Küçük masum çocuğun gerçek sözleriymiş bunlar. Doğruyu yalnızca o söyleyebilmiş. Çocuğun babası bağırmış sonra;

ÇOCUĞUN BABASI: Gerçekten de kralın giysileri yok! Kral çıplak!

Sonunda herkes cesaretini toplayıp, kral çıplak, kral çıplak diye bağırmaya başlamış.

KADIN: Bakın kral çıplak!

Kral da aslında halkın haklı olduğunun farkındaymış. Ama hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam etmiş. Tabi yardımcıları da, pelerinini tutuyormuş gibi yapmayı sürdürmüş. Kral o vaziyette yürüyüp geçmiş halkın arasından. İki sahte dokumacıysa, çoktan değerli taşları, kumaşları, altın ipleri alıp kaçmışlar kibirli kralın ülkesinden.

Kralın Yeni Giysileri Hikayesi, ile alakalı yazımızın içeriğinde, hazırlamış olduğumuz kralın yeni giysileri hikayesini okuyabilir vede sosyal ağlarınızda arkadaşlarınıza göndererek onlarıda yeni hikayeler sayfamızdan haberdar edebilirsiniz.

Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.

Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Gül Prenses Ve Altın Kuş Hikayesi

hikayeleroku
35 views Yorum Yok
Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
Hikayeleroku İletişim

destek@hikayeleroku.com.tr

info@hikayeleroku.com.tr

Sosyal Ağlarımız.

COPYRİGHT © 2026 - HikayelerOku DESİGNED.