Kayıp Yaprağın Sırrı Hikayesi

Kayıp Yaprağın Sırrı Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz kayıp yaprağın sırrı hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.

Kayıp Yaprağın Sırrı Hikayesi Oku

Bir zamanlar, uzak bir ormanın en kuytu köşesinde, yosunla kaplı eski bir meşe ağacının dibinde minicik gri bir tavşan yaşarmış. Adı Liko’ymuş ve kulaklarının uçları o kadar yumuşak, o kadar uzun tüylerle çevriliymiş ki rüzgâr estiğinde sanki iki küçük gri bulut gibi hafifçe dalgalanırmış.

Kayıp Yaprağın Sırrı Hikayesi

Kayıp Yaprağın Sırrı Hikayesi

Bir zamanlar, uzak bir ormanın en kuytu köşesinde, yosunla kaplı eski bir meşe ağacının dibinde minicik gri bir tavşan yaşarmış. Adı Liko’ymuş ve kulaklarının uçları o kadar yumuşak, o kadar uzun tüylerle çevriliymiş ki rüzgâr estiğinde sanki iki küçük gri bulut gibi hafifçe dalgalanırmış. Liko her sabah gözlerini açtığında önce burnunu kaldırır, sonra kulaklarını dikerek havadaki kokuları dinlermiş; çünkü orman ona her gün başka bir şarkı söyler, başka bir hikâye anlatırmış.

O sonbahar sabahı her şey farklıymış. Liko çukurundan dışarı baktığında dalların çıplaklığını, yerin sessizliğini fark etmiş; yapraklar gitmiş, sadece kuru dalların hışırtısı kalmış. En çok sevdiği şey, her yıl tam burnunun dibine düşen, kenarları hafif yanık turuncu, ortasında minicik kalp şeklinde delik olan o özel yaprak da yokmuş artık. Liko o yaprağı yıllardır saklar, geceleri yanına koyar, rüyalarında onunla konuşurmuş; çünkü o yaprak ona sanki ormanın kalbi gibi gelirmiş, sıcak, tanıdık ve hep orada olurmuş.

Ama o sabah yokmuş. Liko’nun minik göğsü sıkışmış, kulakları yavaşça inmiş ve içinden sessizce karar vermiş: o yaprağı bulmalıymış, yoksa bu sonbahar hiç tamamlanmayacakmış gibi hissediyormuş. Patileriyle toprağı iterek yola koyulmuş, önce Baykuş Nine’nin yaşadığı en yüksek meşe dalına tırmanmış. Baykuş Nine gözlerini hiç kırpmadan oturur, sadece derin derin nefes alır ve dünyayı izlermiş. Liko sormuş: “Nineciğim, yapraklar nereye gitti, benim kalbim delikli yaprağımı gördün mü?” Baykuş Nine ağır ağır başını eğmiş ve “Yapraklar gökyüzüne çıktılar, bulutlarla dans etmeyi öğrendiler, şimdi orada uyuyorlar” demiş. Liko inanmak istemiş ama kalbi “Hayır, o yaprak benimle kalmalıydı” diye fısıldamış.

Sonra koşarak tilkilerin oynadığı çamlık alana varmış. İki kızıl tilki kuyruklarını birbirine dolamış, kozalak yuvarlıyorlarmış. Liko sormuş: “Kardeşler, yapraklarınız nerede, kalbim delikli olanı gördünüz mü?” Büyük tilki sırıtırken “Rüzgâr aldı hepsini, açgözlüdür rüzgâr, toplar da toplar” demiş; küçük tilki ise “Belki rüzgârın evine gitmiştir, en yüksek tepeye bak” diye eklemiş. Liko’nun gözleri parlamış, minik patileriyle tepeye doğru koşmaya başlamış; kulakları rüzgârda bayrak gibi çırpınıyormuş, kalbi umutla çarpıyormuş.

Tepede rüzgâr öyle şiddetli esiyormuş ki Liko zor ayakta durabiliyormuş. Tam pes edecekken bir çalı kümesinin arasından tanıdık turuncu bir renk görmüş; kenarları yanık, ortasında kalp şeklinde delik… İşte oradaymış. Liko sevinçle atılmış ama yaprağın üstünde minik, yeşil bir tırtıl oturuyormuş. Tırtıl titrek bir sesle “Burayı kışlık ev yaptım, çok soğuk olunca beni korur diye düşündüm” demiş. Liko bir an donmuş kalmış, sonra yavaşça gülümsemiş ve “Tamam” demiş, “Sen uyu burada, benim Kalp Yaprağım sana battaniye olsun.”

Tilkilerin Oynadığı Çamlık Alana Varmış

Kayıp Yaprağın Sırrı Hikaye Oku
Kayıp Yaprağın Sırrı Hikaye Oku

O günden sonra Liko çukuruna yalnız dönmüş ama içi garip bir sıcaklıkla dolmuş; çünkü en sevdiği şeyi başkasına vermek, onu kaybetmek değil, daha büyük bir şeye dönüştürmekmiş meğer. Kış boyunca her gece kulaklarını gökyüzüne dikmiş, rüzgârın yaprak hışırtısı yerine tırtılın uykusundaki minik nefeslerini hayal etmiş. Baharda karlar eriyince tepeye koşmuş. Kozadan çıkan küçücük kelebek, tam o kalp şeklindeki delikten uçup gelmiş ve Liko’nun burnuna konmuş. “Teşekkür ederim” demiş kelebek, “Sen olmasan bu kadar güzel uçamazdım.” Liko sadece gülümsemiş, çünkü anlamış ki bazen bir yaprak kaybolmaz, sadece kanat olur.

O yıldan sonra Liko her sonbaharda dalların çıplaklığına bakıp üzülmemiş; çünkü biliyormuş ki her düşen yaprak, bir yerlerde birinin küçük, sıcacık evi oluyormuş. Ve rüzgâr estiğinde, eğer dikkatle dinlersen, belki sen de duyarsın: yaprakların değil, uykuya dalan minik canlıların huzurlu nefeslerini.

Kayıp Yaprağın Sırrı Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, kayıp yaprağın sırrı hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan kayıp yaprağın sırrı hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.

Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.

Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Gökyüzünün Unuttuğu Küçük Saat Hikayesi

hikayeleroku
0 views Yorum Yok
Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
Hikayeleroku İletişim

destek@hikayeleroku.com.tr

info@hikayeleroku.com.tr

Sosyal Ağlarımız.

COPYRİGHT © 2026 - HikayelerOku DESİGNED.