Gökyüzünün Unuttuğu Saat Hikayesi
Gökyüzünün Unuttuğu Saat Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz gökyüzünün unuttuğu saat hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.
Gökyüzünün Unuttuğu Saat Hikayesi Oku
Küçük kasabanın tam ortasında, kimsenin artık bakmadığı eski bir saat kulesi duruyordu. Yıllar önce çanları her saat başı öyle derin, öyle hüzünlü bir sesle çalardı ki, insanlar camlarını açar, başlarını gökyüzüne kaldırır ve “Yine o ses” derlerdi; sanki zamanın kendisi onlara bir şey fısıldıyormuş gibi.

Gökyüzünün Unuttuğu Saat Hikayesi
Küçük kasabanın tam ortasında, kimsenin artık bakmadığı eski bir saat kulesi duruyordu. Yıllar önce çanları her saat başı öyle derin, öyle hüzünlü bir sesle çalardı ki, insanlar camlarını açar, başlarını gökyüzüne kaldırır ve “Yine o ses” derlerdi; sanki zamanın kendisi onlara bir şey fısıldıyormuş gibi. Ama sonra kasabaya yeni yol yapıldı, yeni evler yükseldi, yeni insanlar geldi ve saat kulesinin çanları birer birer sustu. En son çan 17 yıl önce, tam gece yarısı vurmuştu. O geceden sonra ne tamirci, ne belediye, ne de meraklı çocuklar bir daha o kapıyı açmayı denemişti.
İşte o unutulmuş kulenin en üst katında, tozlu bir rafta, camı kırık, ibreleri pas tutmuş bir cep saati yatıyordu. Saatin adı yoktu ama içinde bir şey vardı: gökyüzünün unuttuğu bir saat dilimi. Ne geçmişe, ne geleceğe ait. Sadece “şimdi”nin en kuytu, en sessiz köşesi. Bir sonbahar akşamı, on bir buçuk yaşında olan Ela, babasının “Sakın o kuleye yaklaşma” dediği şeyi yaparak kulenin arka kapısındaki kırık tahtaları itip içeri girdi. Elinde eski bir fener, yüreğinde ise annesinin geçen yaz bıraktığı o tuhaf boşluk vardı. Annesi gitmişti çünkü “burada zaman çok yavaş akıyor” demişti. Ela ise her gece aynı soruyu soruyordu: “Peki ya benim zamanım nereye akıyor?”
Merdivenler nemli ve çürük kokuyordu. Her basamakta ayaklarının altında başka bir yılın kırık parçaları eziliyordu sanki. En üste vardığında, rüzgârın içeri sızdığı kırık camdan süzülen turuncu ışık tam saatin üzerine düşmüştü. Ela saati eline aldı. Parmakları soğuk metalde kayarken saatin kapağı kendiliğinden açıldı. İçinde ibreler yoktu. Sadece koyu lacivert bir gökyüzü ve ortasında minicik, titreşen bir yıldız vardı.
Merdivenler Nemli Ve Çürük Kokuyordu
Tam o anda saatin içinden çok yumuşak, neredeyse duyulmayacak kadar alçak bir ses yükseldi:
“Ela… Seni bekliyordum.”
Ela geri çekilmedi. Sadece fısıldadı:
“Kimsin sen?”
“Ben, senin henüz yaşamadığın dakikaların bekçisiyim. Gökyüzü onları unuttu, ben ise sakladım. Ama artık onları sana vermem gerekiyor, çünkü sen onları hak ettin.”
Ela’nın gözleri doldu ama ağlamadı. Sadece sordu: “Peki annem? Onun dakikaları da burada mı?” Saatin içindeki yıldız bir an titredi, sonra yavaşça büyüdü ve Ela’nın avucuna doğru uzandı. “Hayır. Onun dakikaları başka bir gökyüzüne gitti. Ama sana bıraktığı en güzel şeyi burada bıraktı: seni beklemeyi öğreten o sessiz sevgiyi.”
Ela saati göğsüne bastırdı. O anda kulenin içindeki bütün toz zerreleri havalandı, merdivenlerden aşağıya doğru altın rengi bir ışık seli gibi aktı. Dışarıda kasaba insanları başlarını kaldırdılar. Yıllardır suskun olan çan, tek bir kere, çok yumuşak, çok derin bir sesle vurdu. Sanki biri “Merhaba, ben hâlâ buradayım” diyordu. Ela saat kulesinden indiğinde elinde hâlâ o cep saati vardı ama artık ibreleri geri gelmişti. Yalnız bu sefer çok yavaş dönüyorlardı. Öyle yavaş ki, her bir tik-tak arasında Ela’nın kalbi bir bahar dalı gibi uzuyordu. Anladı ki zamanı hızlandırmak ya da durdurmak değil, asıl mesele onunla birlikte nefes almayı öğrenmekti.
O günden sonra kasabada tuhaf bir şey oldu. İnsanlar yine camlarını açıyor, başlarını gökyüzüne kaldırıyor ama bu sefer “Yine o ses” demiyorlardı. Sadece gülümsüyor, içlerinden geçiriyorlardı:
“Demek zaman hâlâ bizi seviyor.”
Elanın Gözleri Doldu Ama Ağlamadı

Gökyüzünün Unuttuğu Saat Hikayesi Hikaye Oku
Ve Ela her akşam saati yastığının altına koyup uyurken, rüyalarında annesinin elini tutuyordu. Ama bu sefer annesi geri dönmüyordu. Çünkü Ela artık biliyordu: bazı insanlar gitmez, sadece başka bir saatin içine saklanırlar. Ve sen onları en çok özlediğin anda, tam kalbinin en sessiz vuruşunda bulursun.
İşte o saat hâlâ Ela’nın çekmecesinin en gizli gözünde duruyor. Bazen gece yarısı kendi kendine tik tak etmeye başlıyor. O zaman Ela gülümsüyor ve fısıldıyor: “Tamam, geliyorum. Biraz daha bekle.”
Gökyüzünün Unuttuğu Saat Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, gökyüzünün unuttuğu saat hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan gökyüzünün unuttuğu saat hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.
Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.
Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Küçük Bulutun Unuttuğu Gökyüzü Çantası Hikayesi