Gökyüzünün Kayıp Renkleri Ve Elanın Gizli Sözlüğü Hikayesi
Gökyüzünün Kayıp Renkleri Ve Elanın Gizli Sözlüğü Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz gökyüzünün kayıp renkleri ve elanın gizli sözlüğü hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.
Gökyüzünün Kayıp Renkleri Ve Elanın Gizli Sözlüğü Hikayesi Oku
Uzak bir vadide, haritalarda bile unutulmuş bir yerde, gökyüzü bazen sırlarını saklamayı başarırdı. O vadinin en kuytu köşesinde, eğri büğrü çam ağaçlarının gölgesinde minik bir taş ev duruyordu.

Gökyüzünün Kayıp Renkleri Ve Elanın Gizli Sözlüğü Hikayesi
Uzak bir vadide, haritalarda bile unutulmuş bir yerde, gökyüzü bazen sırlarını saklamayı başarırdı. O vadinin en kuytu köşesinde, eğri büğrü çam ağaçlarının gölgesinde minik bir taş ev duruyordu. Evin içinde yaşayan kızın adı Ela’ydı. On bir yaşındaydı ama gözleri sanki yüz yıl görmüş gibi derin ve sessizdi. Annesi ona küçükken “Gökyüzü konuşursa sakın korkma, sadece dinle” demişti. O günden beri Ela, gökyüzünün fısıltılarını duymaya çalışır olmuştu.
Ela’nın en büyük sırrı, bir defterdi.
Defterin kapağı eski, koyu lacivert kadifedendi ve üzerinde hiçbir yazı yoktu. Ela ona “Gökyüzü Sözlüğü” diyordu. İçinde bulutların, rüzgârın, yağmur damlalarının ve yıldız tozlarının isimleri yazılıydı. Ama bu isimler Ela’nın kendi icadıydı. Kimse ona öğretmemişti. O, gökyüzüne bakıp bakıp kendi kendine kelimeler uyduruyordu.
Mesela:
– Maviyaz → sabahın ilk mavisi, henüz kimse uyanmamışken gökyüzünün aldığı utangaç renk.
– Küskün Gri → annesi babası kavga ettiğinde gökyüzünün aldığı donuk, ağır ton.
– Pırpır Sarı → kelebeklerin kanat çırpışına benzeyen, çok kısa süren altın ışık.
– Unutulmuş Mor → gün batımından sonra kalan, kimsenin bakmadığı o son ince çizgi.
Ela her gün deftere yeni bir renk ekliyordu. Ama bir sonbahar akşamı, her şey değişti. O akşam gökyüzü tuhaf bir renge büründü. Ne turuncu, ne kırmızı, ne de mor… Sanki bütün renkler birbirine karışmış ama hiçbirine tam benzemiyordu. Ela pencereden baktı ve kalbi hızlandı. Bu rengi tanımıyordu. Defterinde yoktu. Hemen defteri açtı, son sayfaya koştu ve kalemiyle yazmaya başladı: “Bugün gökyüzü hasta gibi. Adı ne olsun? ‘Kayıp Renk’ mi? Hayır… daha başka bir şey.”
Ela Her Gün Deftere Yeni Bir Renk Ekliyordu
Tam o sırada evin camına minik, ışıklı bir damla çarptı. Ama bu yağmur damlası değildi. Damlaya benzeyen şey, yere düşmeden havada asılı kaldı ve yavaşça Ela’nın önüne doğru süzüldü. Ela’nın burnunun ucunda durdu. İçinde binlerce minik renk zerreciği dönüyordu; sanki bütün gökkuşağı bir damlaya sıkışmıştı. Ela nefesini tuttu. Damlacık titreyerek konuştu. Sesi suyun içinden gelen bir şarkı gibiydi: “Ben bir renk kaybıyım. Gökyüzü beni düşürdü. Artık hiçbir yerde görünmüyorum. Ne sabah mavilerinde, ne akşam kızıllarında… Unutulmuş bir renk olarak kaldım.”
Ela’nın gözleri büyüdü. “Nasıl unutulur bir renk?” diye sordu fısıltıyla. “Çok kolay,” dedi damlacık. “Kimse ona bakmazsa, kimse onu adlandırmazsa, yavaş yavaş solar ve yok olur. Benim adım bile yok artık.” Ela hemen defterini kaptı. Kalemi titriyordu ama kararlıydı. “O zaman sana isim bulacağım,” dedi. “Ve seni geri götüreceğim. Gökyüzü seni tekrar hatırlayacak.” Damlacık şaşırdı. “Nasıl?” Ela gülümsedi. “Bir rengi unutmamak için ona hikâye lazım. Seni bir hikâyenin içine koyacağım.”
O geceden itibaren Ela her akşam aynı şeyi yaptı. Damlacığı avucunun içine koyuyor, pencerenin önüne oturuyor ve ona uzun uzun hikâyeler anlatıyordu. Hikâyeler bazen komik, bazen çok hüzünlü, bazen de tamamen saçmaydı. Her hikâyeden sonra damlacık biraz daha parlıyordu. İçindeki renkler ayrışıyor, netleşiyor, güçleniyordu. Günler geçti. Bir sabah Ela pencereyi açtığında gördü ki gökyüzü değişmişti.
Şafak sökerken, dağın tam tepesinde, başka hiçbir yerde olmayan bir renk belirdi. Ne pembe, ne turuncu, ne de bilinen herhangi bir renk… Yeni, taze, sanki o sabah doğmuş gibi duran bir renk. Vadideki çocuklar parmaklarıyla gösteriyor, büyükler “Bu ne renk böyle?” diye soruyor, yaşlılar başlarını sallayıp “Gökyüzü yine şaşırtıyor bizi” diyordu. Ela defterinin son sayfasına şunu yazdı:
O Geceden İtibaren Ela Her Akşam Aynı Şeyi Yaptı

Gökyüzünün Kayıp Renkleri Ve Elanın Gizli Sözlüğü Hikaye Oku
“Adı: Ela’nın Şafağı Anlamı: Kimsenin bakmadığı yerde bile var olabilen, unutulmayı reddeden renk.” O renk artık her sabah geri geliyordu. Bazen biraz daha cesur, bazen biraz daha utangaç, ama hep oradaydı. Ve Ela biliyordu ki, o renk gökyüzünün içinde bir yer bulmuştu. Çünkü bir kız ona isim vermiş, ona hikâye anlatmış ve onu gerçekten görmüştü. Ela her sabah uyanıp gökyüzüne baktığında fısıldıyordu: “İyi ki kaybolmadın, Ela’nın Şafağı. Ben de kaybolmadım.” Ve gökyüzü, o sabah ilk defa, Ela’ya göz kırpar gibiydi.
Gökyüzünün Kayıp Renkleri Ve Elanın Gizli Sözlüğü Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, gökyüzünün kayıp renkleri ve elanın gizli sözlüğü hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan gökyüzünün kayıp renkleri ve elanın gizli sözlüğü hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.
Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.
Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Geceyi Çalan Tilki Hikayesi