Gökyüzündeki Yedi Renk Hikayesi

Gökyüzündeki Yedi Renk Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz gökyüzündeki yedi renk hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.

Gökyüzündeki Yedi Renk Hikayesi Oku

Çok uzaklarda, bulutların bile nadiren uğradığı bir vadide, gökyüzü her sabah aynı yedi rengi boyardı dünyaya: kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mor.

Gökyüzündeki Yedi Renk Hikayesi

Gökyüzündeki Yedi Renk Hikayesi

Çok uzaklarda, bulutların bile nadiren uğradığı bir vadide, gökyüzü her sabah aynı yedi rengi boyardı dünyaya: kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mor. Herkes bu yedi renge o kadar alışmıştı ki, başka bir rengin olabileceği kimsenin aklına gelmezdi. Ta ki küçük bir kız çocuğu olan Ela, bir sabah penceresini açtığında gökyüzünde tuhaf bir şey fark edene kadar.

Ela’nın odasının tam karşısındaki dev çınar ağacının en yüksek dalında, sanki biri yanlışlıkla boya kutusunu devirmiş gibi, belli belirsiz bir leke duruyordu. Ne kırmızıydı, ne mor, ne de yeşil. Işığa göre bazen pembemsi, bazen gümüş gibi parlıyor, bazen de sanki içinden altın tozları akıyormuş gibi ışıltılı bir hal alıyordu. Ela gözlerini ovuşturdu, sonra bir daha baktı. Leke hâlâ oradaydı ve sanki Ela’ya bakıp gülümsüyormuş gibi hafifçe kıpırdanıyordu.

O gün öğleden sonra Ela, eski püskü sırt çantasını aldı, içine bir elma, annesinin ördüğü mavi atkıyı ve dedesinden kalan küçük pusulayı koydu. Annesine “Çınar ağacının tepesine çıkacağım, gökyüzüyle konuşmam lazım” dedi. Annesi gülerek “Dikkat et, dallar kaygan olabilir” diye tembihledi ama Ela’nın gözlerindeki kararlılığı görünce daha fazla bir şey söylemedi.

Çınarın gövdesi o kadar kalındı ki, Ela’nın kolları ancak yarısını sarabiliyordu. Yavaş yavaş, dallara tutunarak, rüzgârın yapraklarla fısıldadığı şarkıları dinleyerek tırmandı. En tepeye vardığında nefes nefese kaldı. Karşısında o leke artık çok daha büyüktü ve gerçekten de canlı gibiydi. Ela usulca “Merhaba” dedi. Leke titredi. Sonra yavaşça şekil değiştirmeye başladı. Önce bir kelebek, sonra bir tilki yavrusu, ardından minik bir bulut oldu. En sonunda ise Ela’nın boyunda, cam gibi saydam ama içinden binlerce renk geçen bir varlık haline geldi.

“Benim adım Lümia,” dedi varlık, sesi hem rüzgâr gibi hafif, hem de uzak bir çan gibi berrak. “Ben sekizinci renk. Gökyüzü beni unuttu. Çok eskiden, insanlar henüz renklerin isimlerini koymamışken vardım. Ama herkes sadece yedi rengi saymaya başlayınca, ben görünmez oldum. Artık sadece çok dikkatli bakanlar, çok merak edenler beni fark edebiliyor.”

Lümia İç Çekti Bu Sefer Sesi Biraz Hüzünlüydü

Ela’nın gözleri faltaşı gibi açıldı. “Peki neden buradasın? Neden çınar ağacında?”

Lümia iç çekti, bu sefer sesi biraz hüzünlüydü. “Çünkü burası dünyanın en sessiz yeri. Burada kimse acele etmiyor, kimse ‘bu renk de neyin nesi’ diye bağırmıyor. Burada sadece durabiliyorum. Ama artık yoruldum Ela. Bir çocuğun gözünden tekrar görünmek istiyorum. Gerçekten görünmek.” Ela hiç düşünmeden elini uzattı. “O zaman benimle gel. Sana bir isim buluruz. Seni saklamayız, aksine herkese gösteririz.”

Lümia önce tereddüt etti. Sonra yavaşça Ela’nın avucuna doğru süzüldü. Parmaklarının arasında durduğunda Ela’nın teni hafifçe karıncalandı, sanki binlerce minik yıldız öpüyormuş gibi. Ve o anda Lümia’nın rengi değişmeye başladı: Ela’nın sevdiği her şeyin karışımı gibiydi artık. Annenin yaptığı tarhana çorbasının sıcaklığı, dedenin anlattığı masalların kokusu, yağmur sonrası ıslak toprak, taze kesilmiş nane, babasının kahkahası… hepsi birden o renkte toplanmıştı.

Ela ağacı inerken Lümia onun omzunda küçücük bir kelebek gibi oturuyordu. Köy meydanına vardıklarında herkes durup onlara baktı. Önce şaşırdılar, sonra fısıldaştılar, en sonunda da çocuklar koşarak geldiler.

“Bu ne renk?” diye sordu biri. Ela gülümseyerek cevap verdi: “Bu Lümia. Gökyüzünün unuttuğu renk. Artık unutulmayacak.”

Gökyüzündeki Yedi Renk Hikaye Oku
Gökyüzündeki Yedi Renk Hikaye Oku

O günden sonra köyde gökyüzü hâlâ yedi ana renk boyuyordu her sabah. Ama dikkatli bakanlar, özellikle de çocuklar, bazen sekizinci bir rengin bulutların arasından usulca geçtiğini, bir anlığına ağaçların tepesinde dans ettiğini, bir çocuğun saç telinde ya da bir kelebeğin kanadında parladığını fark ediyorlardı. Ve Ela büyüdükçe, Lümia da onunla birlikte büyüdü. Artık küçük bir leke değildi. Bazen Ela’nın gözlerinde, bazen gülüşünde, bazen de sadece çok seven bir kalbin en kuytu köşesinde yaşıyordu. Çünkü bazı renkler boya kutularında değil, merak eden gözlerde saklanır. Ve bir kere gerçekten görüldüklerinde, bir daha asla unutulmazlar.

Gökyüzündeki Yedi Renk Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, gökyüzündeki yedi renk hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan gökyüzündeki yedi renk hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.

Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.

Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Rüzgârın Unuttuğu Şarkı Hikayesi

hikayeleroku
0 views Yorum Yok
Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
Hikayeleroku İletişim

destek@hikayeleroku.com.tr

info@hikayeleroku.com.tr

Sosyal Ağlarımız.

COPYRİGHT © 2026 - HikayelerOku DESİGNED.