Gökkuşağı Köprüsünün Bekçisi Hikayesi
Gökkuşağı Köprüsünün Bekçisi Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde derlediğimiz, en güzel gökkuşağı köprüsünün bekçisi hikayesinin ayrıtılıları yazımızda.
Gökkuşağı Köprüsünün Bekçisi Hikayesi Oku
Bir zamanlar, mavi-siyah kadife bir gecenin derinliklerinde, gökyüzünün en uzak köşesinde süzülen minik bir köy vardı ki burası bulutların arasında gizlenmiş, rüzgârın şarkı söylediği, ay ışığının bal gibi aktığı bir yerdi.

Gökkuşağı Köprüsünün Bekçisi Hikayesi
Bir zamanlar, mavi-siyah kadife bir gecenin derinliklerinde, gökyüzünün en uzak köşesinde süzülen minik bir köy vardı ki burası bulutların arasında gizlenmiş, rüzgârın şarkı söylediği, ay ışığının bal gibi aktığı bir yerdi. Bu köyde yaşayan küçük bir kız çocuğu olan Lale, her akşam penceresinden dışarı bakarken, gökyüzünde bir köprü görürdü; o köprü öylesine parlak renklerle örülüydü ki, sanki tüm gökkuşakları bir araya gelip dans etmiş gibiydi, fakat kimse o köprüye adım atmayı başaramamıştı çünkü köprü her gece biraz daha soluyor ve yıldız tozlarıyla kaplanıyordu.
Lale, uzun kumral saçlarını rüzgâra bırakıp, eski bir feneri eline alır ve her seferinde ormanın derinliklerine doğru yürürdü; çünkü annesi ona anlatmıştı ki, o gökkuşağı köprüsünün bekçisi, çok eski zamanlarda oraya düşmüş bir yıldız parçasıydı ve o yıldız parçası, yalnızlık içinde yavaş yavaş sönüyordu. Bir akşam, Lale yine feneriyle yola çıktığında, ormanın içinden gelen tatlı bir ıslık sesi duydu; bu ıslık, yaprakların arasından süzülüp ona doğru geliyor, dalları nazikçe eğiyor ve çiçekleri hafifçe titretiyordu. Merakla sesin peşine takıldığında, karşılaştığı varlık öylesine şaşırtıcıydı ki, Lale’nin kalbi hem korku hem de sevinçle doldu; bu varlık, kanatları ay ışığından dokunmuş, gözleri zümrüt yeşili parlayan, boynuzlarında minik yıldızlar taşıyan bir bulut ejderhasıydı.
Lale Uzun Kumral Saçlarını Rüzgâra Bırakıp Eski Bir Feneri Eline Alır
Bulut ejderhası, derin ve kadifemsi bir sesle Lale’ye şöyle dedi: “Küçük dostum, ben bu ormanın ve gökyüzü köprüsünün eski bekçisiyim, fakat yalnızlığım o kadar büyüdü ki, köprüyü artık koruyamıyorum ve her geçen gece renkleri biraz daha kayboluyor.” Lale, ejderhanın kocaman ama yumuşacık kanadına dokunup, cesaretle cevap verdi ki sesi ormanda yankılandı; “O zaman birlikte gidelim, ben sana yardım ederim, çünkü yalnızlık en kötü karanlıktır ve ben de bazen geceleri yalnız hissediyorum kendimi.” Böylece ikisi, ormanın en gizli patikalarından, kristal derelerden atlayarak, fısıltılı ağaçların altından geçerek, gökyüzü köprüsüne doğru uzun bir yolculuğa çıktılar.
Yolda karşılaştıkları her şey ayrı bir mucizeydi; dallardan sarkan, tatlı şarkılar söyleyen parlak mantarlar onlara yol gösteriyor, minik sincaplar yıldız tozu çuvallarını sırtlarında taşıyarak köprüye katkıda bulunuyor, derelerden fışkıran su perileri ise köprünün ayaklarını güçlendirmek için gümüş iplikler örüyorlardı. Fakat en zor kısım, köprünün tam ortasına vardıklarında geldi; çünkü orada köprüyü çalan, karanlık bir gölge yaratığı bekliyordu ki bu yaratık, insanların unuttuğu rüyaları yiyerek besleniyordu ve her yediği rüyayla birlikte daha da büyüyor, köprünün renklerini içine çekiyordu. Lale korkmadı; ejderhasının sırtına tırmandı, fenerini havaya kaldırdı ve en içten sesiyle, köydeki tüm çocuklardan topladığı en güzel rüyaları anlatmaya başladı.
Bulut Ejderhasıyla Birlikte Yeni Rüyalar Topluyor Ve Köydeki Tüm Çocuklara Bunları Dağıtıyordu

Gökkuşağı Köprüsünün Bekçisi Hikaye Oku
Anlattığı her hikâye, gölge yaratığın etrafında parlak ışıklar oluşturuyor, yarattığın karanlığını eritiyor ve köprünün solmuş renklerini geri getiriyordu; ejderha da kanatlarını çırparak yıldız tozlarını savuruyor, Lale’nin sesine kendi derin uğultusunu katıyordu. Uzun uzun süren bu mücadele sonunda gölge yaratık, aslında yalnız ve unutulmuş bir rüya parçası olduğunu anlayıp gözyaşı döktü; o gözyaşları köprünün en parlak renklerine dönüştü ve köprü yeniden bütün ihtişamıyla parlamaya başladı. O günden sonra Lale her gece köprüden geçip yıldızların arasında geziyor, bulut ejderhasıyla birlikte yeni rüyalar topluyor ve köydeki tüm çocuklara bunları dağıtıyordu.
Ve böylece, mavi-siyah kadife gecelerde hâlâ gökyüzünde parlayan o gökkuşağı köprüsü, Lale’nin cesareti ve dostluğu sayesinde hiç sönmedi; çünkü en güçlü sihir, yalnızken bile bir el uzatabilmektir ve en güzel maceralar, kalbinin sesini dinleyen küçük kahramanlarla başlar.
Gökkuşağı Köprüsünün Bekçisi Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, gökkuşağı köprüsünün bekçisi hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan gökkuşağı köprüsünün bekçisi hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.
Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.
Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Ayın Kırık Kanadını Tamir Eden Mercan Kız Hikayesi