Geceyi Çalan Tilki Hikayesi

Geceyi Çalan Tilki Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz geceyi çalan tilki hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.

Geceyi Çalan Tilki Hikayesi Oku

Ormanın en derin yerinde, ay ışığının bile zor sızdığı bir açıklık vardı. Orada, yüzyıllardır kimse görmemişti ama herkes fısıldaşırdı: “Geceyi çalan tilki orada yaşıyor.”

Geceyi Çalan Tilki Hikayesi

Geceyi Çalan Tilki Hikayesi

Ormanın en derin yerinde, ay ışığının bile zor sızdığı bir açıklık vardı. Orada, yüzyıllardır kimse görmemişti ama herkes fısıldaşırdı: “Geceyi çalan tilki orada yaşıyor.” Kimileri onun kuyruğunun ucunda küçük bir ay parçası taşıdığını söylerdi, kimileri de gözlerinin içine bakınca insanın unuttuğu bütün rüyaları hatırladığını. Ama kimse gerçekten görmemişti onu… ta ki Aras çıkana kadar.

Aras on yaşındaydı ve uyumayı hiç sevmezdi. Çünkü uyuduğunda rüyalar ona gelmezdi. Sadece karanlık, sessiz ve bomboş bir şey. O yüzden her gece penceresini açar, yıldızlara bakar ve “Bana bir rüya gönderin” diye yalvarırdı. Yıldızlar suskundu. Ama bir gece, tam ay tam tepedeyken, bahçenin ötesindeki çalılardan turuncu bir ışık süzüldü. Küçük, dans eden bir ışık. Aras terliklerini bile giymeden dışarı fırladı.

Işık onu ormana çekti. Ağaçlar yol verir gibi dallarını çekti, yapraklar ayaklarının altında fısıldadı. Sonunda o açıklığa ulaştı. Ortada, kocaman bir meşe ağacının kökleri arasında, tilki oturuyordu. Ama sıradan bir tilki değildi. Tüyleri gece gibi simsiyahtı, ama her nefes alışında üstünde binlerce minik yıldız yanıp sönüyordu. Kuyruğunun ucunda gerçekten küçük, soluk bir ay parçası asılıydı ve tilki o parçayı patileriyle okşuyordu. Tilki başını kaldırdı, Aras’a baktı. Gözleri sıvı gümüş gibiydi. “Geceleri uyuyamayan çocuk,” dedi yumuşak bir sesle. “Rüyalarını arıyorsun, değil mi?”

Aras’ın kalbi öyle hızlı attı ki konuşamadı, sadece başını salladı. Tilki iç çekti, uzun ve hüzünlü bir iç çekiş. “Ben onları topluyorum,” dedi. “İnsanlar rüyalarını unuttuğunda, ben alıyorum. Çünkü rüyalar unutulursa kaybolur, gökyüzüne geri dönemez. Onları saklıyorum ki bir gün hatırlayan biri çıksın.” Aras etrafına baktı. Açıklığın her yerinde, dallara asılı minik cam fanuslar vardı. İçlerinde hafifçe dönen, renk renk ışıklar… Bazıları maviydi, bazıları altın, bazıları ateş gibi kırmızı. Her biri bir rüya.

Sabah Uyandığında Penceresinin Önünde Tek Bir Turuncu Tüy Duruyordu

“Benimki nerede?” diye sordu Aras titreyen bir sesle. Tilki kuyruğunu salladı, ay parçası hafifçe sallandı. “Seninkini almadım. Çünkü sen hiç rüya görmedin ki. Senin rüyan henüz doğmadı.” Aras’ın gözleri doldu. “O zaman neden buradayım?” Tilki ayağa kalktı, yavaşça yaklaştı. Burnunu Aras’ın alnına değdirdi. Soğuktu ama aynı zamanda sıcacıktı. “Çünkü sen rüyasız kalan son çocuksun. Ve eğer sen de unutursan… bütün rüyalar sonsuza dek kaybolacak.”

O anda tilki kuyruğunu kaldırdı. Ay parçası parladı, öyle parlak ki Aras gözlerini kapamak zorunda kaldı. Açtığında, açıklık değişmişti. Bütün fanuslar titriyor, içlerindeki ışıklar dışarı çıkmak istiyordu. Tilki fısıldadı:
“Onları serbest bırakmam gerek. Ama eğer yaparsam, benim gecem de biter. Ben geceyi çalan değilim aslında… Gece beni çaldı. Ve ben de rüyaları kurtarmak için kaldım burada.” Aras bir adım attı. “O zaman bırak onları. Ben… ben seninle kalırım. Geceyi beraber taşırız.” Tilki şaşkınlıkla baktı. Sonra gülümsedi – tilkilerin gülümsemesi çok nadirdir, ama o gülümsedi. “Hayır küçük dostum. Sen rüyalarını geri alacaksın. Ama bir şartla: Bana bir tane borçlusun. Bir gün, çok büyük bir rüya göreceksin. Ve onu unutmayacaksın. Söz mü?” Aras hemen “Söz!” dedi.

Aras Onu Aldı Yastığının Altına Koydu

Geceyi Çalan Tilki Hikaye Oku
Geceyi Çalan Tilki Hikaye Oku

Tilki kuyruğunu yere vurdu. Fanuslar patladı gibi açıldı. Binlerce rüya, kelebek gibi havalandı. Bazıları Aras’ın etrafında döndü, bazıları gökyüzüne yükseldi. Ve tam o sırada, Aras’ın içine sıcak bir şey doldu. Göğsünün ortasında minik bir ışık yandı. İlk rüyası doğuyordu. Tilki yavaşça geri çekildi. “Şimdi git. Ve uyumayı öğren. Çünkü rüyalar seni bekliyor.” Aras eve koştu. Yatağına yattığında gözlerini kapadı ve ilk kez… gerçekten bir rüya gördü. Rüyasında tilkiyle birlikte uçuyordu, ayın üstünde koşuyorlardı. Kuyruğundaki ay parçası artık küçücük değildi, kocaman ve parlaktı.

Sabah uyandığında penceresinin önünde tek bir turuncu tüy duruyordu. Aras onu aldı, yastığının altına koydu. Ve o günden sonra her gece uyumadan önce fısıldardı: “Tilki, rüyamı unutmayacağım. Sözüm söz.” Ormandaki açıklık artık boşalmıştı. Fanuslar yoktu, tilki de yoktu. Ama geceleri, ay çok parlak olduğunda, bazı çocuklar hâlâ fısıldar: “Geceyi çalan tilki hâlâ orada… sadece bu sefer rüyaları geri veriyor.” Ve Aras büyürken, hep en güzel rüyaları gören çocuk olarak kaldı. Çünkü o, rüyalarını unutmamayı seçmişti.

Geceyi Çalan Tilki Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, geceyi çalan tilki hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan geceyi çalan tilki hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.

Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.

Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Gökyüzünde Parlayan Renk Hikayesi

hikayeleroku
0 views Yorum Yok
Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
Hikayeleroku İletişim

destek@hikayeleroku.com.tr

info@hikayeleroku.com.tr

Sosyal Ağlarımız.

COPYRİGHT © 2026 - HikayelerOku DESİGNED.