Fırıncının Düzinesi Hikayesi
Fırıncının Düzinesi Hikayesi, ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz fırıncının düzinesi hikayesini okuyabilir ve paylaşabilirsiniz.
Fırıncının Düzinesi Hikayesi Oku
Fırıncının Düzinesi Hikayesi
Evvel zaman içinde Ana potamya adındaki küçük bir şehir de Filin adında bir fırıncı yaşarmış. Kekler, pastalar, kurabiyeler yaparmış ve şehirdeki herkes dükkanına gelip yiyeceklerinden satın alırmış. Çok dürüst bir insan ve titiz bir fırıncıymış. Tartısını kontrol ettirir ve müşterilerine ödediklerinin hakkını verdiğinden emin olurmuş.
FİLİN: Böyle daha iyi.
İnsanlar Filin fırınından satın almayı severlermiş. Çünkü her şey lezzetliymiş. Ve titizliği onu dürüst bir satıcı yapmış.
MÜŞTERİ JERY: En iyi kremalı kekinden yarım kilo lütfen.
FİLİN: Elbette! Mükemmel, işte kekiniz. İyi günler!
Fırını her zaman yiyeceklerini satın alan insalarla doluymuş. Özellikle de Angel Nikolay gününde. İnsanlar lezzetli Angel Nikolay kurabiyelerinden almak için kuyrukta beklermiş. Zencefilli kurabiyelerin üstündeki kırmızı ve beyaz şekerli krema tıpkı Angel Nikolaya benzermiş. Kırmızı ve beyaz şapkası ve uzun kırmızı pelerini varmış. Zencefilli kurabiyelerin hipnoz eden kokusu tüm şehire yayılmış ve insanları fırına çekermiş. O Angel Nikolay günü sabahı, fırının kapıları açılırken, insanlar kurabiyelerini almak için içeri girmişler.
MÜŞTERİ MARY: Aaaa! O muhteşem kurabiyelerden almak için sabırsızlanıyorum.
MÜŞTERİ CERY: Evet! Kurabiyeler çok güzel. Sıramı sabırsızlıkla bekliyorum. Ben bir düzine alacağım. Hahahaha! Hadi gidelim.
Şehrin dört bir yanından gelen insanlar, ünlü Angel Nikolay kurabiyelerinden almak için Filin fırınına doluşmuş. Ama özellikle bir müşteri varmış ki, bu Filin kaderini ebediyen değiştirmiş.
MÜŞTERİ ÇOCUK DALYA: Bakar mısınız bayım?
FİLİN: Evet! Haaa…
MÜŞTERİ ÇOCUK DALYA: Bakar mısınız? Buradayım.
FİLİN: Aaaa… Beni bağışlayın lütfen. Sizi fark edemedim. Eee ne istersiniz acaba?
MÜŞTERİ ÇOCUK DALYA: Angel Nikolay kurabiyelerinizden bir düzine almak istiyorum lütfen.
FİLİN: Hemen geliyor.
Filin tepsiyi almış, içinden on iki kurabiye çıkarıp kutuya yerleştirmiş. Kutuyu paketlemiş ve küçük kıza vermiş.
MÜŞTERİ ÇOCUK DALYA: Eee, bakar mısınız? Ben sizden bir düzine istedim. Ama siz bana sadece on iki tane kurabiye verdiniz.
Fırıncı Filin ve Rose Hikayesi
FİLİN: Aaaa… Evet! Çünkü bir düzine on iki tane demektir.
MÜŞTERİ ÇOCUK DALYA: Ama… Annem bana on üç tane demişti. Bir tane daha verir misiniz?
FİLİN: Aaa. Üzgünüm evlat. Müşterilerime ödediklerinin tam karşılığını veririm. Ne bir eksik, ne bir fazla.
MÜŞTERİ ÇOCUK DALYA: Ama ama.
MÜŞTERİ ROSE: Hey ağlama tatlım! Her şey yoluna girecek! Neden ona bir tane daha vermiyorsun?
FİLİN: Herkes düzinenin on iki tane olduğunu bilir. Yani ona on iki tane verdim.
MÜŞTERİ ROSE: Ben bir düzine, on üç tane diyorum. Onu mutlu etmek için, küçük kıza bir tane veremez misin?
FİLİN: Aaaa. Hayır! Veremem.
MÜŞTERİ ROSE: Pekala! Bay Filin, dürüst bir adam olabilirsin. Ama yüreğin çok küçük düşeceksin! Dibe vuracaksın ve o zaman saymayı öğreneceksiniz.
Bunu söyledikten sonra, küçük kızla beraber fırından fırtına gibi çıkıp gitmiş.
FİLİN: Hah! İşte bu çok tuhaftı.
O günden itibaren her şey tersine gitmeye başlamış. Ekmekleri çok kabarmış ve yaptığı pastalar çok tuzluymuş.
MÜŞTERİ KERRY: Ooo.. Olamaz bu kek sakız gibi adeta!
MÜŞTERİ SADO: Evet! Kurabiyem tam olarak pişmemiş.
MÜŞTERİ KERRY: Bir daha buraya gelmeyeceğim!
İnsanlar kısa sürede, yiyeceklerin çok kötü olduğunu fark etmiş ve yavaş yavaş dükkanına gitmeyi bırakmışlar. Şehrin en başarılı fırıncısı iken, hiç kimsenin uğramadığı bir dükkan haline gelmiş.
FİLİN: Napacağım şimdi. O kadın kesin bana bir büyü yapmıştır.
Filin, elinden geleni yapmış. Daha az satış ve daha az pasta yapmış. İnsanlar artık fırınından satın almaya nadiren uğruyormuş. Ve gün sona erdiğinde, üzgün halde eve gidiyormuş. Bir yıl geçmiş. Angel Nikolay gününe günler kala Filin kendini fırınında yalnız başına otururken bulmuş. Kimse ünlü Angel Nikolay kurabiyelerinden almaya gelmemiş. O gece üzgün ve kederli bir şekilde dükkanını kapatmış ve evine gidip uyumuş.
FİLİN: Nerede ise pişti. Hah! Bu nasıl oldu da yine yandı. Oh1 Angel Nikolay bana yardım et!
Bunu söyler söylemez, kendini çocuklarla dolu bir odada bulmuş ve kalabalığın tam ortasında onlara hediye veren Angel Nikolay oturuyormuş. Kaç tane hediye verirse versin, hediye paketleri hiç azalmıyormuş. Ve hatta sayıları iki katına çıkıyormuş.
FİLİN: Vay! Vermek çok keyifli bir şeye benziyor. Ve herkes mutlu görünüyor.
KÜÇÜK ÇOCUK MİLY: Hah! Ne aldığıma bak!
FİLİN: Vay! Bu nasıl oldu.
Küçük Çocuk Dalya ve Fırıncı Filin
Angel Nikolay, ona hediyesini verirken Filin kendini şaşkınlıkla bakan genç bir çocuk olarak bulmuş. Bu onun ünlü Angel Nikolay kurabiyelerindenmiş.
KÜÇÜK ÇOCUK FİLİN: Teşekkür ederim Angel. Bu sensin!
MÜŞTERİ ROSE: Evet Filin, benim Rose! Sanırım gereken şeyi öğrendin. Artık uyanabilir, güzel şeyler pişirebilirsin. Ve her kurabiyeyle insanları mutlu edebilirsin.
Uyandığında yıldızlar ve ay ışığı perdelerin arasından içeri vuruyormuş. Ve oturup düşünmüş.
FİLİN: Ben her zaman müşterilerime ödediklerinin tam karşılığını verdim. Ama niye fazla olmasın, vermek çok güzel bir duygu. İnanılmaz bir keyif veriyor.
Angel Nikolay gününde, gün doğarken Filin fırınına gidip kurabiye yapmaya başlamış. Yüzünde büyük bir gülümsemeyle tüm malzemelerini bir araya getirmiş. Zencefilli hamurunu yoğurmuş, kalıpla parçalara bölmüş ve kısa sürede pişirmiş.
FİLİN: Ve şimdi krema!
Kıurabiyelerin üzerine kırmızı ve beyaz kramaları döküp, onları tıpkı Angela Nikolaya benzetmiş. Kurabiyelerini daha önce yaptıklarından daha güzel göründüğünü görüp mutlu olmuş.
FİLİN: Harika! Hepsi muhteşem görünüyor.
İşini bitirdiği anda, Rose içeriye girmiş ve ona doğru yürümüş.
MÜŞTERİ ROSE: Bir düzine Angel Nikolay kurabiyesi alabilir miyim?
Rose’yı fırında görünce gülümsemiş. Derhal on iki tane kurabiye saymış ve bir tane daha eklemiş. Ardından Rose’ya vermiş.
FİLİN: İşte kurabiyeleriniz. Şu andan itibaren benim fırınım da düzine on üç tane demektir.
MÜŞTERİ ROSE: Hımmm! Saymayı iyi öğrenmişsin. Cömertliğinin karşılığını alacağından eminim!
Bunu söyledikten sonra fırıncıya teşekkür etmiş ve kapıdan çıkıp gitmiş. Ve ona söyledikleri gerçekten de doğruymuş. Filin, düzineyi on üç olarak kabul ettiği haberi hızla yayılınca şehrin dört bir yanındaki insanlar lezzetli kurabiyelerinden bir düzine almaya koşmuş.
MÜŞTERİ LEE: Bir düzine istiyorum.
MÜŞTERİ SANDY: Bende öyle!
MÜŞTERİ SUMAY: Bende öyle!
Ve kısa sürede o kadar zengin olmuşki, her fazla sonu fakirlere ücretsiz yemek vermeye başlamış! Bu da şehirden daha fazla müşteri getirmiş ve fırından daha yiyecek almışlar. Böylece düsütlük ve cömertliğin dünyadaki mutluluğu arttıran şeyler olduğunu öğrenmişler.
Fırıncının Düzinesi Hikayesi, ile alakalı yazımızın içeriğinde, hazırlamış olduğumuz fırıncının düzinesi hikayesini okuyabilir vede sosyal ağlarınızda arkadaşlarınıza göndererek onlarıda yeni hikayeler sayfamızdan haberdar edebilirsiniz.
Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.
Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Akılsız Berber Hikayesi