Bulutların Üstünde Sallanan Çocuk Hikayesi

Bulutların Üstünde Sallanan Çocuk Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz bulutların üstünde sallanan çocuk hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.

Bulutların Üstünde Sallanan Çocuk Hikayesi Oku

Çok uzak bir çağda, zamanın henüz saatlere bölünmediği, rüzgârın isim taşımadığı günlerde, dünyanın kenarına yakın bir yerde, ne dağ ne de deniz olan ama ikisini de hatırlatan bir ova uzanıyordu.

Bulutların Üstünde Sallanan Çocuk Hikayesi

Bulutların Üstünde Sallanan Çocuk Hikayesi

Çok uzak bir çağda, zamanın henüz saatlere bölünmediği, rüzgârın isim taşımadığı günlerde, dünyanın kenarına yakın bir yerde, ne dağ ne de deniz olan ama ikisini de hatırlatan bir ova uzanıyordu. O ovanın tam ortasında, toprağın kendi kendine nefes aldığı bir tepe yükselirdi; tepenin üstünde ise tek bir ev dururdu, evin duvarları kurumuş dallardan örülmüş, çatısı ise her gece yıldızların dökülmesiyle yenilenirdi. Evde yaşayan çocuk, adını kendi koymuştu çünkü kimse ona isim vermeye vakit bulamamıştı: ona “Yelken” derdi, çünkü rüzgâr estiğinde saçları yelken gibi şişer, ayakları yerden kesilirmiş gibi olurdu.

Yelken her sabah uyanır uyanmaz pencereyi açar, dışarıdaki ovaya bakardı; ova bazen yeşil bir deniz gibi dalgalanır, bazen de gri bir gökyüzü parçası gibi sessizce dururdu. Ama son zamanlarda ovada bir tuhaflık vardı: çiçekler açmıyor, kuşlar şarkı söylemiyor, hatta rüzgâr bile nefesini tutuyormuş gibi hafifçe esiyordu. Yelken bunu fark ettiğinde önce üzülmedi, sadece merak etti; merakı o kadar büyüktü ki bir sabah evden çıktı, eline sadece annesinden kalan eski bir feneri aldı – fenerin camı kırık olsa da içinde hâlâ soluk bir ışık yanıp sönüyordu – ve ovaya doğru yürümeye başladı.

Yürüdükçe ovanın kenarları bulanıklaşıyordu; sanki dünya burada bitiyor, ötesinde ise sadece boşluk değil, unutulmuş bir şeyler varmış gibi hissediyordu. Saatler geçti, belki günler, Yelken yürürken ayaklarının altında toprak yerine yumuşak bir şey hissetmeye başladı: bulutlar. Evet, bulutlar yere inmiş, ovayı kaplamıştı; pamuk gibi yumuşak, ama soğuk değillerdi, aksine içlerinde eski yaz günlerinin sıcaklığı saklıydı. Yelken bulutların üstüne bastığında hafifçe batıyordu, her adımda küçük bir gökkuşağı parçası oluşuyor, sonra kayboluyordu.

Derken bulutların arasında bir kapı gördü; kapı tahtadan değil, ışık ipliklerinden örülmüştü, menteşeleri rüzgârın uğultusundan yapılmıştı. Kapıyı ittiğinde arkasında bambaşka bir yer vardı: gökyüzünün unuttuğu bir bahçe değil, gökyüzünün kendi çocukluğunu sakladığı bir bahçe. Orada ağaçlar ters büyüyordu; kökleri havada, dalları toprakta. Çiçekler şarkı söylemek yerine renklerini fısıldıyordu; kırmızı bir gül yaklaştığında “özledim” diyordu, mavi bir papatya ise “bekle, biraz daha büyü” diye mırıldanıyordu. Bahçenin ortasında kocaman bir salıncak asılıydı, salıncağın ipi yıldız tozundan örülmüştü ve her sallandığında gökyüzünde yeni bir takımyıldız doğuyordu.

Yelken Salıncağa Oturdu Yavaş Yavaş Sallanmaya Başladı

Bulutların Üstünde Sallanan Çocuk Hikaye Oku
Bulutların Üstünde Sallanan Çocuk Hikaye Oku

Yelken salıncağa oturdu, yavaş yavaş sallanmaya başladı. Sallandıkça çocukluğunun parçaları aklına geliyordu: annesinin gülüşü, babasının anlattığı yarım kalmış masallar, ilk yağmurda ıslanmanın verdiği o tarifsiz sevinç… Ama en çok, hiç kimsenin görmediği o küçük anlar geliyordu: bir kelebeğin kanadına dokunduğunda hissettiği ürperti, geceleri yıldızlara fısıldadığı sırlar, rüyasında uçtuğunu sandığı ama aslında sadece yorganın altında kollarını açtığı sabahlar. Salıncak durduğunda Yelken fark etti ki bahçe artık boş değildi. Yanında, tıpkı kendisi gibi saçları rüzgârla dans eden başka çocuklar belirmişti; bazıları bulutlardan doğmuş, bazıları yıldızlardan düşmüş, bazıları ise sadece çok özlenen hayallerden yapılmıştı. Hepsi suskundu ama gözleriyle konuşuyorlardı: “Biz buradaydık, hep buradaydık, sadece sen bizi hatırlayana kadar uyuyorduk” der gibiydiler.

O günden sonra Yelken ovaya geri döndü ama artık yalnız değildi. Arkasında, görünmez bir ip gibi bağlı o bahçe onu takip ediyordu. Evinin penceresinden baktığında ovada minik minik ışıklar yanıp sönüyordu; her ışık bir çocuğun gülüşüydü. Ve her gece, fenerini yakıp pencereyi açtığında, gökyüzü ona fısıldıyordu: “Unutmadım seni, hiç unutmadım.” Şimdi Yelken hâlâ orada yaşıyor, bazen salıncağa biniyor, bazen de sadece yatıp bulutları izliyor. Ve biliyor ki, ne kadar büyürse büyüsün, o bahçe hep onunla; çünkü bazı şeyler unutulmaz, sadece biraz daha derine saklanır, bir gün bir çocuk gelip onları hatırlayana kadar.

Bulutların Üstünde Sallanan Çocuk Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, bulutların üstünde sallanan çocuk hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan bulutların üstünde sallanan çocuk hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.

Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.

Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Işığın Unuttuğu Fener Hikayesi

hikayeleroku
19 views Yorum Yok
Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
Hikayeleroku İletişim

destek@hikayeleroku.com.tr

info@hikayeleroku.com.tr

Sosyal Ağlarımız.

COPYRİGHT © 2026 - HikayelerOku DESİGNED.