Rüyaların Saklandığı Son Ağaç Hikayesi

Rüyaların Saklandığı Son Ağaç Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz rüyaların saklandığı son ağaç hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.

Rüyaların Saklandığı Son Ağaç Hikayesi Oku

Çok eski bir zamanda, dünyanın kenarına yakın bir yerde, ne haritalarda ne de rüyalarda adı geçen bir vadi uzanıyordu. O vadiye giren yollar her seferinde başka bir yere çıkardı; bazen bir çocuğun unuttuğu oyuncağın yanına, bazen de henüz doğmamış bir gülüşün kokusuna.

Rüyaların Saklandığı Son Ağaç Hikayesi

Rüyaların Saklandığı Son Ağaç Hikayesi

Çok eski bir zamanda, dünyanın kenarına yakın bir yerde, ne haritalarda ne de rüyalarda adı geçen bir vadi uzanıyordu. O vadiye giren yollar her seferinde başka bir yere çıkardı; bazen bir çocuğun unuttuğu oyuncağın yanına, bazen de henüz doğmamış bir gülüşün kokusuna. Vadinin tam kalbinde tek bir ağaç duruyordu. Öyle uzun boyluydu ki dallarının ucu bazen ayın kenarına değiyor, bazen de sabahın ilk ışığını yakalayıp cebine saklıyordu.

Bu ağacın adı yoktu. Çünkü ona isim koyan herkes, ismi söyler söylemez onu unutuyordu. Yine de ağaç her sonbaharda tek bir meyve verirdi. Meyve ne elmaydı ne armut ne de bilinen herhangi bir şey. Parlak, koyu menekşe rengindeydi ve içinde, sanki küçük bir gökyüzü parçası hapsolmuş gibi, minik yıldızlar yavaş yavaş dönüyordu. Kokusu ise tuhaftı: aynı anda hem yeni açılmış bir kitabın sayfalarını, hem de annenin uzun zamandır giymediği eski bir kazağın yün kokusunu hatırlatırdı. Bir gece, on iki yaşında bir çocuk olan Efe, annesinin anlattığı eski bir ninniden uyanıp yatağından kalktı. Annesi ninnide hep aynı cümleyi söylerdi: “Gitme o tarafa yavrum, orası gerçek değil.” Ama Efe’nin içinde büyüyen şey, gerçek olup olmadığını sorgulamaya çoktan karar vermişti. Sessizce evden çıktı, ayakkabılarını bile giymeden, sadece üstünde ince bir pijama ve ayaklarında çoraplarla yola düştü.

Yol onu önce ormana, sonra sislerin içine, en sonunda da vadinin girişine getirdi. Orada durup yukarı baktığında ağacı gördü. Ağaç onu bekliyordu sanki; dalları hafifçe sallanıyor, yaprakları arasında rüzgâr değil, fısıltılar dolaşıyordu. Efe ağacın altına oturduğunda toprak yumuşacıktı, sanki binlerce kuş tüyünden yapılmıştı. Oturur oturmaz ağaç bir dalını usulca eğdi. Menekşe rengi meyve tam avuçlarının içine düştü. Soğuk değildi, sıcaktı. İçinde minik bir kalp atışı gibi titreşiyordu. Efe meyveyi kokladı. Gözlerini kapattı. Ve bir ısırık aldı.

O Gece Efe Eve Döndüğünde Elinde Hâlâ Yarım Meyve Vardı

O anda hiçbir şey patlamadı, gök gürlemedi, dünya dönmeyi bırakmadı. Ama her şey başka bir renge büründü. Isırdığı yerden ince, ipek gibi bir ışık sızdı. Işık önce parmak uçlarına, sonra kollarına, göğsüne, oradan da gözlerinin arkasına yayıldı. Birdenbire gördü: daha doğmadan önce annesinin karnında duyduğu ninniyi, babasının çocukken kaybettiği bisikletini, henüz tanışmadığı en yakın arkadaşının gülüşünü, yıllar sonra söyleyeceği “Seni özledim” cümlesini… Hepsi oradaydı. Meyvenin içinde değil, meyvenin ta kendisiydi. Ağaç konuşmadı. Ama Efe onun sesini duydu, dalların arasındaki hafif çıtırtıda, yaprakların hışırtısında: “Ben seni beklemiyordum. Ama sen beni buldun. Artık ikimiz de kaybolmayacağız.”

Rüyaların Saklandığı Son Ağaç Hikaye Oku
Rüyaların Saklandığı Son Ağaç Hikaye Oku

O gece Efe eve döndüğünde elinde hâlâ yarım meyve vardı. Annesine uzattı. Annesi önce duraksadı, sonra kokladı, sonra gözleri doldu ve “Bunu rüyamda yemiştim, küçücükken” dedi. Babası meyveyi görünce sadece başını eğdi ve yıllardır yapmadığı bir şeyi yaptı: oğluna sarıldı, uzun uzun, sessizce. Sabah olduğunda üçü birlikte geri döndüler. Ağaç hâlâ oradaydı ama bu sefer dallarında tek bir meyve değil, sayısız minik menekşe meyve sallanıyordu. Her biri başka bir çocuğun rüyasına aitti. Bazıları henüz doğmamıştı. Bazıları çoktan büyümüş, ama içindeki çocuğu unutmuştu.

O günden sonra vadiye “Rüyaların Saklandığı Yer” demeye başladılar. Ama aslında orası sadece bir yerdi değil. Orası, kimsenin bakmadığı zamanlarda bile büyümeye devam eden çocukluğun ta kendisiydi. Ve ağaç, her sonbaharda, bir çocuğun gelmesini beklemeye devam etti. Çünkü biliyordu: bir gün mutlaka biri yine yalınayak, pijamalarıyla, sadece merakla dolu olarak gelecekti.

Rüyaların Saklandığı Son Ağaç Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, rüyaların saklandığı son ağaç hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan rüyaların saklandığı son ağaç hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.

Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.

Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Fısıldayan Uykulu Yıldızların Unuttuğu Melodi Hikayesi

hikayeleroku
12 views Yorum Yok
Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
Hikayeleroku İletişim

destek@hikayeleroku.com.tr

info@hikayeleroku.com.tr

Sosyal Ağlarımız.

COPYRİGHT © 2026 - HikayelerOku DESİGNED.