Gökyüzüne Kaçan Kırmızı Ayakkabılar Hikayesi
Gökyüzüne Kaçan Kırmızı Ayakkabılar Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz gökyüzüne kaçan kırmızı ayakkabılar hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.
Gökyüzüne Kaçan Kırmızı Ayakkabılar Hikayesi Oku
Uzun zaman önce, küçük bir köyün hemen dışında, yıllardır kimsenin girmediği eski bir ayakkabı atölyesi vardı. Tozlu raflarda, unutulmuş deriler ve eski iğneler arasında, en özel yerini koruyan bir çift kırmızı ayakkabı duruyordu.

Gökyüzüne Kaçan Kırmızı Ayakkabılar Hikayesi
Uzun zaman önce, küçük bir köyün hemen dışında, yıllardır kimsenin girmediği eski bir ayakkabı atölyesi vardı. Tozlu raflarda, unutulmuş deriler ve eski iğneler arasında, en özel yerini koruyan bir çift kırmızı ayakkabı duruyordu. Bu ayakkabılar sıradan değildi; içlerinde incecik bir sihir saklıyordu. Kim onları giyerse, ayakları yere basmayı unutuyor ve yavaş yavaş gökyüzüne doğru yükselmeye başlıyordu. Ama bu sırrı bilen tek kişi, atölyenin yaşlı sahibiydi ve o da yıllar önce sessizce kaybolmuştu.
Bir sonbahar akşamı, köyün en meraklı kızı olan Ela, ormanın içinden geçerken bu terk edilmiş atölyeyi keşfetti. Kapı aralıktı ve içeriden hafif bir kırmızı parıltı sızıyordu. Ela içeri girdiğinde, tozların arasında o kırmızı ayakkabıları gördü. Ayakkabılar, sanki onu bekliyormuş gibi, tam ortada parlıyordu. Ela’nın kalbi hızlı hızlı çarpmaya başladı. Küçük ayakları tam o ayakkabılara uyuyordu. Merakına yenik düşüp onları giydi. İlk adım attığında hiçbir şey olmadı. İkinci adımda ise ayakları yerden birkaç parmak yükseldi. Ela şaşkınlıkla güldü. Üçüncü adımda ise dizlerine kadar havaya kalkmıştı. Korkmak yerine, bu yeni hissi çok sevdi. “Belki de gökyüzüne çıkıp bulutların üstünden köyüme bakabilirim,” diye düşündü. Ayakkabılar onu yavaş yavaş yukarı taşıyordu. Atölyenin tavanını geçti, çatıyı aştı ve açık gökyüzüne çıktı.
Gece iyice koyulaşmıştı. Yıldızlar Ela’nın etrafında dönmeye başladı. Ayakkabılar onu daha da yukarı, bulutların arasına doğru götürüyordu. Ela bulutların yumuşaklığına dokundu; bazıları pamuk şeker gibi tatlı kokuyordu, bazıları ise serin bir meltem gibi yüzünü okşuyordu. Ama ne kadar yükselirse yükselsin, aşağıya baktığında köyünün ışıkları hâlâ görünüyordu. Bu onu hem mutlu ediyor hem de biraz hüzünlendiriyordu. Derken, çok yükseklerde, gökyüzünün hiç kimsenin gitmediği bir katmanında, Ela garip bir ses duydu. Sanki binlerce küçük zil çalıyordu. Sesin geldiği yere doğru yöneldiğinde, karşısına kocaman, eski bir bulut sarayı çıktı. Sarayın kapısında, ayakkabıları eskimiş ve soluklaşmış bir çocuk duruyordu. Çocuk Ela’ya baktı ve gülümsedi.
Ela Köye İndiğinde Ayakkabılar Ayaklarından Kendiliğinden Çıktı
“Hoş geldin,” dedi yumuşak bir sesle. “Ben Burak. Bu saray, gökyüzüne kaçan tüm ayakkabıların toplandığı yerdir. Ben de yıllar önce aynı kırmızı ayakkabıları giymiştim. Ama bir sorun var… Ayakkabılar seni yukarı taşırken, aşağıda bıraktığın her şeyi yavaş yavaş unutturuyor. Aileni, arkadaşlarını, hatta kendi adını bile…” Ela’nın gözleri büyüdü. Gerçekten de, köyünü düşündüğünde görüntüler bulanıklaşıyordu. Annesinin yüzü, babasının gülüşü, en sevdiği oyuncağı… Hepsi yavaş yavaş silikleşiyordu. Korktu. “Peki ne yapmalıyım?” diye sordu titreyen bir sesle.
Burak elini uzattı. “Ayakkabıları çıkarmak yetmez. Onları geri vermek zorundasın. Ama bunu yaparken, en değerli anını hatırlamalısın. Gerçekten hatırlamalısın. Ancak o zaman ayakkabılar seni aşağı bırakır.” Ela gözlerini kapattı. En derininden bir anı aradı. Aklına, bir yaz günü annesiyle birlikte bahçede topladıkları kirazlar geldi. Annenin elleri kiraz suyuyla kırmızı olmuş, ikisi birlikte kahkahalar atmıştı. O anı bütün detaylarıyla hatırladı: kirazların tadı, annesinin kokusu, güneşin tenini yakması… Tam o sırada kırmızı ayakkabılar titremeye başladı. Işıklar söndü ve Ela yavaş yavaş aşağı inmeye başladı. Bulut sarayı arkasında küçülürken, Burak ona seslendi: “Unutma, Ela! Ayakkabılar her zaman burada olacak. Ama sen aşağıda kalmayı seçtin. Bu, en cesur seçimdir.”

Gökyüzüne Kaçan Kırmızı Ayakkabılar Hikaye Oku
Ela köye indiğinde ayakkabılar ayaklarından kendiliğinden çıktı. Eski atölyeye geri koydu onları. Sabah olduğunda, ayakkabılar hâlâ oradaydı ama artık parıltıları biraz daha soluktu. Ela ise değişmişti. Artık gökyüzüne çıkmak istemiyordu. Çünkü en güzel şeylerin, yere basan ayaklarla ve sevdiği insanlarla yaşandığını anlamıştı. Yine de bazen, özellikle yıldızlı gecelerde, Ela penceresinden dışarı bakar ve o kırmızı parıltıyı uzaktan görür gibi olurdu. O zaman gülümser ve kendi kendine fısıldardı: “Teşekkürler, kırmızı ayakkabılar. Bana uçmayı öğrettiniz. Ama en önemlisi, yere dönmeyi öğrettiniz.”
Gökyüzüne Kaçan Kırmızı Ayakkabılar Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, gökyüzüne kaçan kırmızı ayakkabılar hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan gökyüzüne kaçan kırmızı ayakkabılar hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.
Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.
Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Yıldızların Unuttuğu Mavi Kaplumbağa Hikayesi