Gökkuşağı Kanatlı Küçük Bulut Hikayesi
Gökkuşağı Kanatlı Küçük Bulut Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz gökkuşağı kanatlı küçük bulut hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.
Gökkuşağı Kanatlı Küçük Bulut Hikayesi Oku
Bir zamanlar, gökyüzünün en yüksek yerinde, pamuk gibi beyaz ve yumuşacık bir bulut yaşarmış. Adı Puf’muş. Puf, diğer bulutlardan çok farklıymış çünkü sırtında renk renk parlayan, saydam gökkuşağı kanatları varmış.

Gökkuşağı Kanatlı Küçük Bulut Hikayesi
Bir zamanlar, gökyüzünün en yüksek yerinde, pamuk gibi beyaz ve yumuşacık bir bulut yaşarmış. Adı Puf’muş. Puf, diğer bulutlardan çok farklıymış çünkü sırtında renk renk parlayan, saydam gökkuşağı kanatları varmış. Bu kanatlar öyle ince ve narinmiş ki, rüzgâr hafifçe estiğinde bile titreşerek etrafa minik renkli ışıklar saçarmış. Puf her sabah uyanır uyanmaz kanatlarını çırpar, gökyüzünde yavaş yavaş süzülerek aşağıya, yeryüzündeki çocuklara bakarmış. Onların kahkahalarını duydukça içi ısınırmış, ama bir türlü yanlarına inemezmiş çünkü annesi ona “Kanatların çok hassas, yere yaklaşırsan solabilir” dermiş.
Yine böyle bir günde, Puf gökyüzünde dolaşırken birden aşağıda küçük bir kız çocuğu görmüş. Kızın adı Lila’ymış. Lila, bahçesindeki eski salıncağa oturmuş, üzgün üzgün gökyüzüne bakıyormuş. Annesi ona “Bugün arkadaşlarınla oynayamazsın çünkü hasta oldun” demiş ve Lila bütün gün yalnız kalmış. Gözlerinde yaşlar birikmiş, “Keşke biriyle oynayabilsem, keşke gökyüzü bana bir arkadaş gönderebilse” diye içinden geçirmiş. İşte tam o sırada Puf’un gökkuşağı kanatlarından düşen minik bir renkli ışık parçası, Lila’nın burnunun ucuna konmuş. Lila gözlerini kırpıştırmış ve yukarı bakmış. Puf da onu görmüş. Kalbi hızla çarpmaya başlamış. “Bu kız çok üzgün, ona yardım etmeliyim” diye düşünmüş.
Puf annesinin sözlerini hatırlamış ama Lila’nın gözyaşlarını görünce dayanamamış. Yavaş yavaş alçalmaya başlamış. Kanatları her metrede biraz daha titreşiyormuş, renkleri soluklaşmaya yüz tutmuş. Rüzgâr sert esmeye başlayınca Puf’un kanatları iyice zorlanmaya başlamış. Tam o sırada, gökyüzündeki diğer bulutlar Puf’u uyarmak için seslenmiş: “Puf, daha fazla inme! Kanatların eriyecek!” Ama Puf dinlememiş. Lila’ya yaklaştıkça kanatlarından dökülen renkli ışıklar bahçeye yağmur gibi yağmaya başlamış. Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, mor… Her renk Lila’nın etrafında dans ediyormuş.
Lila Önce Korkmuş Ama Sonra Pufun Elini Tutmuş
Sonunda Puf, Lila’nın bahçesine çok yaklaştığında kanatları neredeyse tamamen solmuş, sadece hafif bir gökkuşağı izi kalmış. Puf yere konduğunda artık bir bulut olmaktan çıkmış, yumuşacık, parlak bir çocuk şekline dönüşmüş. Saçları beyaz bulut gibi kabarmış, gözleri gökkuşağı renklerinde parlıyormuş. Lila şaşkınlıkla ona bakmış ve “Sen kimsin?” diye sormuş. Puf gülümsemiş ve yumuşak, sıcak bir sesle “Ben Puf’um. Senin gözyaşlarını gördüm ve sana arkadaş olmaya geldim. Ama kanatlarım yere çok yaklaştığı için artık eskisi gibi uçamıyorum” demiş.
Lila önce korkmuş ama sonra Puf’un elini tutmuş. Puf’un eli serin ve yumuşakmış, sanki bir buluta dokunuyormuş gibi. Birlikte bahçede oynamaya başlamışlar. Puf, Lila’ya gökyüzündeki maceralarını anlatıyormuş: Nasıl rüzgârla yarıştığını, yıldızlara dokunduğunu, bazen yağmur olup çiçekleri suladığını… Lila da ona kendi hayallerini anlatmış: Bir gün çok büyük bir salıncak yapmak istediğini, bütün çocuklarla birlikte gökyüzüne uçmak istediğini… Saatler geçmiş, ikisi de gülüp oynamış. Lila’nın hastalığı bile unutulmuş gitmiş çünkü mutluluk en iyi ilaçmış.
Akşam olunca Puf’un kanatları tamamen kaybolmuş gibi görünüyormuş ama aslında içlerinde hâlâ çok az renk kalmış. Lila üzülmüş ve “Artık eve mi döneceksin? Beni yine yalnız mı bırakacaksın?” diye sormuş. Puf başını sallamış: “Hayır, Lila. Kanatlarım soldu ama kalbim hâlâ gökkuşağı dolu. Seninle arkadaş oldum ya, artık her gece rüyanda seni ziyarete geleceğim. Ve her sabah uyandığında bahçende minik renkli ışıklar bulacaksın. Onlar benden sana hediye olacak.” Lila gülümsemiş ve Puf’a sıkıca sarılmış. Puf’un vücudu yavaş yavaş hafiflemeye başlamış, yeniden bulut şekline dönüşüyormuş.
Puf Gökyüzüne Yükselirken Son Bir Kez Kanatlarını Çırpmış

Gökkuşağı Kanatlı Küçük Bulut Hikaye Oku
Puf gökyüzüne yükselirken son bir kez kanatlarını çırpmış. O anda kalan son renkler Lila’nın üzerine yağmış ve Lila’nın saçlarında, elbisesinde minik gökkuşağı izleri oluşmuş. Lila el sallamış: “Yarın yine gel, Puf!” Puf da yukarıdan seslenmiş: “Her gün geleceğim, dostum. Çünkü gerçek arkadaşlık, kanatların solmasına bile değecek kadar güzelmiş.” O günden sonra Lila her sabah bahçesine çıktığında yerde parlayan minik renkli taşlar buluyormuş. Onları topluyor, cebinde taşıyormuş. Hastalığı da kısa sürede geçmiş. Arkadaşları geldiğinde onlara Puf’u anlatıyormuş.
Bazıları inanmıyormuş ama Lila gülümsüyormuş çünkü o biliyormuş: Gökyüzünde hâlâ bir yerde, gökkuşağı kanatlarını yeniden büyütmeye çalışan yumuşacık bir bulut varmış ve her gece Lila’nın rüyalarına renkli ışıklar gönderiyormuş. Ve böylece, her üzgün çocuğun gökyüzünde bir Puf’u olduğuna inanmaya başlamışlar. Çünkü bazen en güzel arkadaşlar, tam da en çok ihtiyaç duyduğun anda, kanatlarını riske atarak sana inermiş.
Gökkuşağı Kanatlı Küçük Bulut Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, gökkuşağı kanatlı küçük bulut hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan gökkuşağı kanatlı küçük bulut hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.
Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.
Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Gökkuşağı Yiyen Kaplumbağa Hikayesi