Zamanı Unutan Saatçiçeği Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde derlediğimiz, en güzel zamanı unutan saatçiçeği hikayesinin ayrıtılıları yazımızda.
Zamanı Unutan Saatçiçeği Hikayesi Oku
Çok çok eski bir bahçede, diğer bütün çiçeklerden biraz daha yüksekte duran kocaman bir saatçiçeği yaşardı. Adı Tik’ti. Tik’in yapraklarının tam ortasında, güneşin doğuşuyla birlikte açılan minik bir saat kadranı vardı. Bu saat hiç durmadan çalışır, dakikaları, saatleri ve günleri sayardı.
Zamanı Unutan Saatçiçeği Hikayesi
Çok çok eski bir bahçede, diğer bütün çiçeklerden biraz daha yüksekte duran kocaman bir saatçiçeği yaşardı. Adı Tik’ti. Tik’in yapraklarının tam ortasında, güneşin doğuşuyla birlikte açılan minik bir saat kadranı vardı. Bu saat hiç durmadan çalışır, dakikaları, saatleri ve günleri sayardı. Bahçedeki diğer çiçekler sabah açılır, akşam solarlardı ama Tik her şeyi tam zamanında yapardı. “Geç kalmak yok, erken kalkmak yok,” derdi kendi kendine. Kelebekler dans ederken bile Tik sadece saate bakar, “Şu kelebek 17 saniye erken kanat çırptı,” diye mırıldanırdı. Zamanı bu kadar çok seven bir çiçek, aslında zamanın tadını hiç alamıyordu.
Bir yaz günü, bahçeye çok tatlı ve biraz yaramaz bir rüzgâr esti. Bu rüzgârın adı Esinti’ydi. Esinti, Tik’in yanına geldiğinde merakla sordu: “Neden hep saate bakıyorsun? Hiç etrafına bakmıyor musun?” Tik gururla cevap verdi: “Ben zamanı yönetiyorum. Eğer ben durursam bütün bahçe karışır.” Esinti güldü ve birden güçlü bir şekilde esti. O kadar hızlı esti ki, Tik’in içindeki saat kadranındaki küçük yelkovan yerinden fırladı ve havada dönerek uzaklara uçtu. Tik şok oldu. Saati durmuştu. Yaprakları titremeye başladı. “Dur! Geri ver zamanımı!” diye bağırdı ama Esinti çoktan başka tarafa gitmişti.
Tik ilk defa saatine bakamıyordu. Panik içinde etrafına baktı. Birden her şeyi farklı gördü. Kırmızı gelincikler rüzgârla dans ediyor, arılar neşeyle polen topluyor, uzaktaki yaşlı meşe ağacı yavaş yavaş yapraklarını sallıyordu. Bunların hepsini daha önce de görmüştü ama hiç bu kadar güzel hissetmemişti. O sırada bahçenin en küçük sakini, minik bir kirpi yavrusu olan Diken geldi. Diken, Tik’in yapraklarının arasındaki boş saati görünce sordu: “Saatin bozuldu mu?” Tik üzgün üzgün başını eğdi: “Evet… Artık zamanı bilemiyorum. Ne zaman açılacağım, ne zaman kapanacağım, hiçbir şey bilmiyorum.” Diken gülümsedi ve küçük pençesiyle Tik’in yaprağına dokundu: “Belki de bilmene gerek yoktur. Bak, güneş hâlâ doğuyor. Kelebekler hâlâ uçuyor. Ben de hâlâ acıktım. Zaman durmadı ki, sadece senin saatin durdu.”
bahçeye çok tatlı ve biraz yaramaz bir rüzgâr esti
Tik o an anladı. Saat olmadan da dünya dönüyordu. İlk defa saate bakmadan, sadece hissettiği kadar açıldı. Yapraklarını güneşe doğru geniş geniş yaydı. O kadar güzel koktu ki, bütün bahçe o kokuyu aldı. Akşam olduğunda Esinti geri geldi. Yelkovanı ağzında getiriyordu. Tik’e uzattı ve utangaç bir sesle: “Al… Ama istersen takma da. Bazen zamanı unutmak çok güzel olabiliyor,” dedi. Tik bir süre düşündü. Sonra yelkovanı nazikçe aldı ama saat kadranının içine koymadı.
Zamanı Unutan Saatçiçeği Hikaye Oku
Onu yapraklarının arasına, en görünür yere koydu. Artık yelkovan sadece bir süs gibi duruyordu. O günden sonra Tik hâlâ saatçiçeğiydi ama artık zamanı yönetmiyordu. Sadece yaşıyordu. Bazen geç açılıyor, bazen erken kapanıyordu. Kelebeklerle dans ediyor, kirpiyle sohbet ediyor, yağmur yağınca yapraklarını keyifle ıslatıyordu. Ve bahçedeki herkes fark etti ki, Tik hiç olmadığı kadar güzel ve mutlu açıyordu. Çünkü bazen en değerli zaman, zamanı unutabildiğimiz zamandır.
Zamanı Unutan Saatçiçeği Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, zamanı unutan saatçiçeği hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan zamanı unutan saatçiçeği hikayesi hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.
Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.
Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Gökkuşağı Kuyruğunu Kaybeden Bulut Hikayesi