HikayelerOku | Hikayeler – Çocuk Hikayeleri – Hikaye Oku

Yıldızların Fısıldadığı Kayıp Bahçe Hikayesi

Yıldızların Fısıldadığı Kayıp Bahçe Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz yıldızların fısıldadığı kayıp bahçe hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.

Yıldızların Fısıldadığı Kayıp Bahçe Hikayesi Oku

Bir zamanlar, yüksek dağların ardında, sislerin örttüğü bir vadiye gizlenmiş, hiç kimsenin bilmediği bir bahçe vardı. Bu bahçenin adı bile unutulmuştu; çünkü oraya sadece kalbi temiz çocuklar ulaşabiliyordu.

Yıldızların Fısıldadığı Kayıp Bahçe Hikayesi

Bir zamanlar, yüksek dağların ardında, sislerin örttüğü bir vadiye gizlenmiş, hiç kimsenin bilmediği bir bahçe vardı. Bu bahçenin adı bile unutulmuştu; çünkü oraya sadece kalbi temiz çocuklar ulaşabiliyordu. Bahçenin ortasında, kökleri yerin derinliklerine uzanan, dalları gökyüzüne dokunan kocaman bir ağaç yükseliyordu. Ağacın yaprakları geceleyin hafifçe parlıyor, her biri birer küçük yıldız gibi ışıldıyordu.

Küçük bir kız çocuğu olan Ela, köyündeki diğer çocuklardan farklıydı. O, her gece penceresinden dışarı bakar ve uzaklarda, dağların tepesinde belli belirsiz bir ışıltı görürdü. Annesi ona “O sadece ay ışığıdır yavrum” derdi ama Ela inanmazdı. Çünkü o ışıltı, ona bir şey fısıldıyor gibi geliyordu; sanki “Gel beni bul” diyordu. Bir akşam, yıldızlar daha parlak parladığında, Ela kararını verdi. Sessizce yatağından kalktı, küçük sırt çantasına bir parça ekmek, su matarası ve en sevdiği kırmızı kurdeleyi koydu. Ayaklarının ucuna basarak evden çıktı ve ormana doğru yürümeye başladı.

Yol uzun ve zordu. Ormanda dev gibi ağaçlar birbirine sarılmış, yolları kapatıyordu. Ayakları yoruldukça Ela durup dinleniyordu ama o ışıltı onu çağırıyordu. Bir ara, yolunun üstünde parlak tüylü bir tilki belirdi. Tilki normal bir tilki değildi; gözleri zümrüt gibi yeşildi ve konuşabiliyordu. “Küçük insan, bu saatte nereye gidiyorsun?” diye sordu yumuşak bir sesle. Ela korkmadı, çünkü kalbi cesurdu. “Yıldızların fısıldadığı bahçeyi arıyorum” dedi. Tilki güldü ve “O bahçeye ancak saf bir kalple ulaşılır. Ben sana rehberlik edeyim ama karşılığında bana bir hikaye anlatmalısın” diye yanıt verdi. Ela kabul etti ve yürürlerken tilkiye annesinin anlattığı eski masallardan birini anlattı; masal bitince tilki memnun oldu ve Ela’yı daha güvenli bir patikaya yönlendirdi.

Gece İlerledikçe Orman Daha Da Derinleşti

Gece ilerledikçe orman daha da derinleşti. Şimdi önlerine kocaman bir nehir çıktı. Köprüsü yoktu, suları hızlı akıyordu. Ela ne yapacağını düşünürken, sudan bir su perisi yükseldi. Perinin saçları su yosunlarından örülmüştü, teni ay ışığı gibi beyazdı. “Bu nehri geçmek isteyen herkes bir sır vermeli” dedi perisi nazikçe. Ela düşündü ve “Benim en büyük sırrım, bazen yalnız hissettiğim ama aslında yıldızların beni izlediğini bildiğim” diye itiraf etti. Su perisi gülümsedi, çünkü bu sır çok saf ve güzeldi. Elini suya daldırdı ve nehirden yükselen bir köprü oluştu; köprü su çiçeklerinden yapılmıştı ve ayak basıldıkça hafifçe şarkı söylüyordu.

Köprüyü geçtikten sonra dağlara tırmanmaya başladılar. Tilki hâlâ yanındaydı. Yol dikleştikçe Ela’nın nefesi kesiliyordu ama vazgeçmedi. Sonunda sislerin arasından bahçeye vardıklarında, Ela’nın gözleri faltaşı gibi açıldı. Bahçe, renklerin dans ettiği bir mucizeydi. Çiçekler kendi kendilerine şarkı söylüyor, kelebekler ışık saçıyordu. Ortadaki büyük ağacın altında, dallardan sarkan salıncakta yaşlı bir baykuş oturuyordu. Baykuşun tüyleri gümüş rengindeydi ve gözleri bilgelik doluydu. “Hoş geldin Ela” dedi baykuş, sanki onu yıllardır tanıyormuş gibi. “Bu bahçe, kalbi temiz olanların kalbine açılır. Burada her yaprak bir dileği taşır, her çiçek bir anıyı saklar.”

Ela ağacın yanına yaklaştı ve elini gövdesine koydu. Aniden aklına tüm güzel anıları geldi: annesiyle birlikte ekmek pişirdikleri günler, babasıyla ormanda yürüyüş yaptıkları zamanlar, kardeşleriyle oynadıkları neşeli oyunlar. Ağaç, Ela’ya bir hediye verdi; bir küçük tohum. “Bu tohumu köyüne götür ve kalbinin en temiz yerinde dik” dedi baykuş. “Büyüdükçe bahçenin ışığı oraya da yayılacak ve herkesin kalbi biraz daha aydınlanacak.” Ela tohumu aldı, teşekkür etti ve tilkiyle birlikte dönüş yoluna koyuldu.

Ela Tohumu Evlerinin Arkasındaki Küçük Bahçeye Dikti


Yıldızların Fısıldadığı Kayıp Bahçe Hikaye Oku

Dönüş yolculuğu daha kolay oldu çünkü artık yolu biliyordu. Nehir perisi ona el salladı, tilki en sevdiği masalı dinledi ve ormandan çıkıp köyüne vardığında sabah oluyordu. Ela tohumu evlerinin arkasındaki küçük bahçeye dikti. Günler geçti, haftalar geçti ve bir sabah tohum filiz verdi. Filiz büyüdükçe yaprakları parlamaya başladı. Köydeki çocuklar bu ışığı görünce Ela’nın yanına geldiler. Ela onlara bahçeyi anlattı, yıldızların fısıldadığını söyledi. Zamanla köyün her yerinde küçük ışıklı çiçekler açtı ve herkesin kalbi biraz daha yumuşak, biraz daha cesur oldu. Ela ise her gece penceresinden dışarı bakmaya devam etti. Artık biliyordu ki, yıldızlar sadece ona değil, kalbi temiz olan herkese fısıldıyordu. Ve kayıp bahçe, hâlâ orada, sislerin ardında bekliyordu; belki bir gün başka bir çocuk da onu bulacaktı.

Yıldızların Fısıldadığı Kayıp Bahçe Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, yıldızların fısıldadığı kayıp bahçe hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan yıldızların fısıldadığı kayıp bahçe hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.

Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.

Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Deniz Kabuğunun Sakladığı Unutulmuş Şarkı Hikayesi