HikayelerOku | Hikayeler – Çocuk Hikayeleri – Hikaye Oku

Unutulmuş Rüzgarın Adı Hikayesi

Unutulmuş Rüzgarın Adı Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz unutulmuş rüzgarın adı hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.

Unutulmuş Rüzgarın Adı Hikayesi Oku

Küçük bir dağ köyünün en yukarısında, sislerin arasında kaybolmuş gibi duran tek odalı bir evde yaşayan Defne adlı bir kız vardı. Defne’nin en belirgin özelliği, konuşmayı pek sevmemesiydi; çünkü kelimeler ağzından çıktığı anda sanki biraz hafifliyor, biraz soluyordu.

Unutulmuş Rüzgarın Adı Hikayesi

Küçük bir dağ köyünün en yukarısında, sislerin arasında kaybolmuş gibi duran tek odalı bir evde yaşayan Defne adlı bir kız vardı. Defne’nin en belirgin özelliği, konuşmayı pek sevmemesiydi; çünkü kelimeler ağzından çıktığı anda sanki biraz hafifliyor, biraz soluyordu. O yüzden çoğu zaman sadece dinler, gözleriyle cevap verirdi. Ama en çok dinlediği şey rüzgârdı. Köyün diğer çocukları rüzgâr estiğinde kapıları kapatır, perdeleri indirirken Defne pencereyi sonuna kadar açar, kollarını iki yana açıp rüzgârın yüzüne dokunmasına izin verirdi. Rüzgâr ona bazen isimler fısıldardı; eski isimler, kimsenin hatırlamadığı isimler.

Bir kış gecesi, kar o kadar yoğun yağdı ki köyün bütün sesleri battı. Ne köpek havlaması, ne ocak çıtırtısı, ne de annelerin çocuklarına seslenişi duyuluyordu. Sadece rüzgâr… ama bu sefer farklıydı. Rüzgârın sesi kırılmış gibiydi, yaralı bir hayvanın inlemesi gibi kesik kesik, yalvarır gibi geliyordu. Defne yorganı üzerinden attı, yalınayak kapıya yürüdü ve dışarı çıktı. Kar ayaklarının altında erimeden duruyordu, sanki ona saygı gösteriyordu. Rüzgâr onu köyün dışındaki, kimsenin yaklaşmadığı eski karaçam ormanına çekti. Ağaçlar o kadar sık ve yüksekti ki kar bile yere ulaşamıyor, dalların arasında beyaz bir örtü gibi asılı kalıyordu. Defne ilerledikçe rüzgârın iniltisi güçlendi, sonunda bir ağacın kovuğunda, neredeyse insan boyunda bir çatlaktan sızan soluk gri bir ışık gördü. Çatlak bir kapı gibi aralıktı ve içinden rüzgâr değil, rüzgârın gölgesi çıkıyordu.

Defne durdu, elini uzattı. Parmakları çatlaktan içeri girince buz gibi bir serinlik sardı ama acıtmıyordu; aksine tanıdık geliyordu. İçeriden yumuşak, titrek bir ses yükseldi: “Adımı… unuttum.” Defne cevap vermedi, sadece daha yakına eğildi. Gölge yavaşça şekillendi; uzun, ince, neredeyse duman gibi bir varlık haline geldi. Gözleri yoktu ama Defne onun baktığını hissediyordu. “Ben eskiden rüzgârın adıydım,” dedi gölge. “İnsanlar bana ‘Yelken’ derdi. Gemiler yelken açtığında, çocukları uçurtma uçurduğunda, sevgililer saçlarını savurduğunda benim adım anılırdı. Ama artık kimse adımı söylemiyor. Unutulunca… ben de unutuyorum. Kendimi unutuyorum. Yakında tamamen dağılacağım ve rüzgâr sadece boş bir esinti olacak.”

Mendilden Başlayarak Güçlü Bir Esinti Yükseldi

Defne’nin kalbi sıkıştı. Cebinden küçük, eski bir mendil çıkardı — annesinin ona verdiği, kenarları el işlemesiyle dolu mendil. Mendili gölgenin önüne uzattı. Gölge titreyerek mendile dokundu ve birden mendil hafifçe dalgalanmaya başladı, sanki minik bir yelken gibi. “Adını geri getirebiliriz,” dedi Defne. İlk kez o gece sesini yüksek çıkardı. Kelimeler ağzından çıkarken solmadı, aksine daha net, daha güçlü oldu. Gölge şaşırdı. “Nasıl?” Defne düşündü. Sonra mendili aldı, ormanın ortasında duran en yaşlı karaçama yürüdü. Ağacın gövdesine mendili yavaşça bağladı, düğümü sıkıca attı. Rüzgâr birden durdu, kar taneleri havada asılı kaldı. Defne derin bir nefes aldı ve bütün gücünü toplayarak bağırdı: “Yelken!”

Ses ormanda yankılandı, ağaçtan ağaca sıçradı, kar tanelerini titretti. Mendil dalgalandı, gölge titredi ve yavaş yavaş rengi geri geldi; gri yerine açık mavi-yeşil bir tını aldı. “Yelken!” diye bir kez daha bağırdı Defne, bu sefer gülümseyerek. Rüzgâr birden canlandı. Mendilden başlayarak güçlü bir esinti yükseldi, dalları salladı, karı yerden kaldırdı ve gökyüzüne saçtı. Gölge artık gölge değildi; uzun, zarif bir varlık haline geldi, kolları rüzgârın kendisi gibi esnek, saçları yapraklardan örülmüş gibiydi. “Teşekkür ederim,” dedi Yelken usulca. “Adımı geri verdin. Artık unutmayacağım.” Defne başını salladı. “Ben de unutmam. Her estiğinde adını söyleyeceğim.”

Köydeki Herkes Rüzgâr Estiğinde Farklı Bir Şey Duymaya Başladı


Unutulmuş Rüzgarın Adı Hikaye Oku

O geceden sonra köydeki herkes rüzgâr estiğinde farklı bir şey duymaya başladı. Çocuklar uçurtma uçururken “Yelken geliyor!” diye bağırıyor, anneler çamaşır asarken “Yelken saçlarımı okşuyor,” diyor, yaşlılar pencere kenarında otururken “Yelken yine anlatıyor,” diye gülümsüyordu. Defne ise hâlâ az konuşuyordu. Ama her rüzgâr estiğinde mendilini çıkarıp havaya tutuyor, usulca fısıldıyordu: “Yelken.” Ve rüzgâr ona cevap veriyor, saçlarını okşuyor, yanaklarını öpüyordu. Çünkü bazı isimler unutulduğunda gerçekten kaybolmaz; sadece bir çocuğun onları yüksek sesle, bütün kalbiyle söylemesini bekler.

Unutulmuş Rüzgarın Adı Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, unutulmuş rüzgarın adı hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan unutulmuş rüzgarın adı hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.

Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.

Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Cebindeki Yıldız Haritası Hikayesi