HikayelerOku | Hikayeler – Çocuk Hikayeleri – Hikaye Oku

Unutulmuş Ormanın Son Şarkı Çiçeği Hikayesi

Unutulmuş Ormanın Son Şarkı Çiçeği Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz unutulmuş ormanın son şarkı çiçeği hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.

Unutulmuş Ormanın Son Şarkı Çiçeği Hikayesi Oku

Çok eski ormanların derinliklerinde, haritaların bile cesaret edemediği bir köşede, yıllardır kimsenin ayak basmadığı bir açıklık varmış; burası öyle sessizmiş ki, rüzgar bile yapraklara dokunurken fısıldamayı unutur, kuşlar şarkılarını yarım bırakır, dereler taşlara çarparken seslerini yutarlarmış.

Unutulmuş Ormanın Son Şarkı Çiçeği Hikayesi

Çok eski ormanların derinliklerinde, haritaların bile cesaret edemediği bir köşede, yıllardır kimsenin ayak basmadığı bir açıklık varmış; burası öyle sessizmiş ki, rüzgar bile yapraklara dokunurken fısıldamayı unutur, kuşlar şarkılarını yarım bırakır, dereler taşlara çarparken seslerini yutarlarmış. O açıklığın tam ortasında, tek başına duran bir çiçek yetişirmiş: adı Şarkı Çiçeği’ymiş ama kimse bunu bilmezmiş, çünkü yüzlerce yıl boyunca tek bir nota bile çıkarmamış.

Yaprakları soluk gümüş rengindeymiş, taç yaprakları ise geceleri hafifçe titreşirmiş; sanki içinde bir ezgi saklıymış da, doğru kişi gelene kadar dışarı çıkmaya korkuyormuş. Çiçek her gece köklerini toprağa daha derin gömer, içinden geçen o eski, yarım kalmış melodiyi kendi kendine mırıldanır, fakat sesi o kadar zayıfmış ki, yalnızca rüzgarın en ince telleri duyabilirmiş. “Belki ben eksik bir çiçeğim,” diye düşünürmüş, “belki içimdeki şarkı kimsenin duymak istemeyeceği kadar eski ve kırık.”

Ormanın kenarındaki küçük köyde, dokuz yaşında bir çocuk yaşarmış: adı Lina’ymış. Lina’nın kulakları diğer çocuklardan farklıymış; o, insanların söylemediklerini, ağaçların iç çekişlerini, taşların sessiz şikayetlerini, hatta uzak yıldızların hafifçe inleyen ışığını bile duyabiliyormuş. Ama bu yeteneği yüzünden köydeki diğer çocuklar ondan biraz çekinirmiş; “Lina çok tuhaf, her şeyi duyuyor,” derlermiş fısıldaşarak. Lina ise aldırmaz, her akşamüstü ormana doğru yürür, dalların arasında kaybolur ve saatlerce dinlermiş. Bir gün, içinden gelen tarifsiz bir çekimle daha önce hiç girmediği derin patikalara sapmış; ayakları onu o unutulmuş açıklığa kadar götürmüş. Güneş batarken tam açıklığın ortasına vardığında, karşısındaki çiçeği görmüş: yaprakları ay ışığında hafifçe parlıyormuş, ama hâlâ sessizmiş.

Lina Usulca Yaklaştı Diz Çöktü Ve Çiçeğe Baktı

Lina usulca yaklaştı, diz çöktü ve çiçeğe baktı. “Neden şarkı söylemiyorsun?” diye sordu, sesi ormanın sessizliğinde bir damla su gibi yayıldı. Çiçek titredi ama cevap vermedi. Lina elini uzattı, parmak uçlarıyla taç yapraklara dokundu; o an, parmaklarının altında minik bir titreşim hissetti. Sanki çiçek yıllardır beklediği bir sıcaklığı ilk kez bulmuş gibiydi. Lina gözlerini kapadı ve içinden geçen ilk şeyi yaptı: kendi kalbinin ritmini çiçeğe fısıldadı. “Ben de bazen sessiz olmak istiyorum,” dedi usulca, “ama içimde o kadar çok şey var ki, susamıyorum. Senin de içinde bir şeyler olmalı… bırak çıksın.”

O anda Şarkı Çiçeği’nin yaprakları yavaşça açılmaya başladı. Önce tek bir nota yükseldi; çok alçak, çok eski bir nota, sanki dünyanın ilk yağmuru düşerken çıkmış gibi. Sonra ikinci nota katıldı, sonra üçüncüsü… Melodi büyüdükçe orman uyanır gibi oldu: yapraklar hışırdadı, dallar eğildi, dereler yeniden çağıldamaya başladı. Çiçeğin taç yapraklarından ışıklar yükseldi; her ışık bir renk taşıyordu ama o renkler bildiğimiz renklerden değildi – bazıları hüzün gibi morlaşıyor, bazıları özlem gibi turuncuya dönüyor, bazıları ise saf sevinç gibi altın sarısı parlıyordu. Melodi öyle güzeldi ki, Lina’nın gözlerinden yaşlar süzüldü; ama bunlar hüzün gözyaşları değildi, sadece içindeki her şeyin dışarı taşmasıydı.

O gece orman ilk kez gerçekten şarkı söyledi. Kuşlar sustu, rüzgar durdu, sadece çiçeğin melodisi vardı. Lina saatlerce orada kaldı, şarkıyı dinledi, şarkıya katıldı; sesi çiçeğin notalarına karıştı, birlikte yeni bir ezgi yarattılar. Şarkı bittiğinde çiçek yavaşça kapandı ama artık soluk gümüş değildi; yapraklarında hafif bir ışıltı kalmıştı, sanki içindeki şarkı sonsuza dek orada uyuyakalmış gibi.

Sabah Olduğunda Lina Köye Döndü Ama Bir Şey Söylemedi


Unutulmuş Ormanın Son Şarkı Çiçeği Hikaye Oku

Sabah olduğunda Lina köye döndü ama bir şey söylemedi. Sadece gülümsüyordu. O günden sonra her dolunayda ormana gider, çiçeğin yanına oturur ve usulca fısıldarmış: “Hadi, yine söyleyelim.” Ve çiçek her seferinde biraz daha yüksek, biraz daha cesur şarkı söylermiş. Köydekiler bir süre sonra ormandan yükselen o garip, güzel müziği duymaya başlamış; kimse nereden geldiğini anlayamamış ama herkesin içi ısınmış, herkesin yüzüne aynı yumuşak gülümseme yerleşmiş.

Şarkı Çiçeği artık yalnız değildi. Çünkü en sonunda biri, onun sessizliğini korkusuzca dinlemiş, içindeki yarım kalmış melodiyi tamamlamasına yardım etmişti. Ve o melodi hâlâ ormanda yankılanıyor; eğer çok sessiz bir gecede kulak kabartırsan, belki sen de duyarsın… Lina’nın ve çiçeğin birlikte yarattığı o eşsiz şarkıyı.

Unutulmuş Ormanın Son Şarkı Çiçeği Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, unutulmuş ormanın son şarkı çiçeği hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan unutulmuş ormanın son şarkı çiçeği hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.

Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.

Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Gökyüzünün En Derinindeki Sessiz Renk Hikayesi