HikayelerOku | Hikayeler – Çocuk Hikayeleri – Hikaye Oku

Unutulmuş Işıkların Küçük Bekçisi Hikayesi

Unutulmuş Işıkların Küçük Bekçisi Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz unutulmuş ışıkların küçük bekçisi hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.

Unutulmuş Işıkların Küçük Bekçisi Hikayesi Oku

Derin bir ormanın tam kalbinde, ağaçların dalları birbirine öyle sıkı sarılırdı ki, gündüz bile gökyüzü sadece minik minik deliklerden görünürdü. O deliklerden sızan ışıklar yere düşüp yere değdiği anda kaybolur, sanki orman onları yutarmış gibi yapardı.

Unutulmuş Işıkların Küçük Bekçisi Hikayesi

Derin bir ormanın tam kalbinde, ağaçların dalları birbirine öyle sıkı sarılırdı ki, gündüz bile gökyüzü sadece minik minik deliklerden görünürdü. O deliklerden sızan ışıklar yere düşüp yere değdiği anda kaybolur, sanki orman onları yutarmış gibi yapardı. Ama ormanın en kuytu köşesinde, kimsenin kolay kolay bulamadığı bir açıklık vardı. Orada, yosun kaplı kocaman bir taş dururdu. Taşın üstünde ise, her gece yarısı beliren, minicik bir kapı açılırdı. Kapı o kadar küçüktü ki, bir serçenin bile zor sığacağı kadar. Ama o kapıdan her gece bir ışık sızardı; yumuşacık, turuncu-sarı, sanki erimiş bal gibi akıp giden bir ışık. O ışığın adı Işıkçı’ydı.

Işıkçı aslında bir ateşböceği değildi, ama öyle görünüyordu. Kanatları yoktu, yerine sırtında minik bir yaprak fener taşırdı. Fenerin camı eski bir yapraktan yapılmıştı, içinde ise unutulmuş hayallerden toplanmış minik ışık zerrecikleri saklanırdı. Işıkçı’nın görevi çok basitti ama çok önemliydi: Ormandaki bütün küçük yaratıkların unuttuğu hayalleri toplamak, onları fenerine hapsetmek ve sabah olmadan geri vermek. Çünkü eğer bir hayal çok uzun süre unutulursa, sonsuza kadar kaybolur ve o yaratık bir daha asla o hayali hatırlayamazmış. Bir gece, ormana alışılmadık bir sessizlik çöktü. Normalde cırcır böcekleri şarkı söyler, baykuşlar hikâye anlatır, rüzgâr yaprakları okşardı. Ama o gece hiçbir şey olmadı. Işıkçı fenerini yakıp açıklığa çıktı. Kapı açılmıştı, ama içinden ışık yerine soğuk bir gölge sızıyordu. Işıkçı titredi. İlk kez böyle bir şey oluyordu.

Açıklığın Ortasında Küçük Bir Tilki Yavrusu Oturuyordu

Açıklığın ortasında, küçük bir tilki yavrusu oturuyordu. Adı Pıtırcık’tı. Gözleri kocaman ve ıslaktı, kuyruğu yere değecek kadar sarkmıştı. Pıtırcık’ın annesi geçen kış kaybolmuştu ve o günden beri tilki yavrusu hiçbir hayal kurmamıştı. “Hayal kurmak ne işe yarar ki?” diyordu kendi kendine. “Sonunda yine kayboluyorlar.” Işıkçı usulca yaklaştı. Fenerini Pıtırcık’ın burnunun ucuna kadar getirdi. İçindeki ışık zerrecikleri hafifçe titreşti, sanki “Merhaba” der gibi. Pıtırcık başını kaldırdı. “Sen kimsin?” diye sordu, sesi titrek. “Ben Işıkçı’yım,” dedi ateşböceği. “Unutulan hayalleri geri getiririm. Senin hayalin nerede?” Pıtırcık omuz silkti. “Hayalim yok. Annem gittiğinden beri hiçbir şey istemiyorum.”

Işıkçı sustu bir süre. Sonra fenerinin kapağını açtı. İçinden tek bir zerrecik çıktı; çok küçük, neredeyse görünmez. Ama o zerrecik Pıtırcık’ın burnuna değdiği anda tilki yavrusu birden hatırladı: Annenin onu sırtına alıp ormanda koşturduğu günleri, birlikte yıldızlara bakıp “Bir gün ormanın en yüksek ağacına çıkacağız” dedikleri akşamı, annenin kuyruğunu battaniye gibi üstüne örttüğü soğuk geceleri. Bir damla gözyaşı Pıtırcık’ın gözünden süzüldü. “Onu özlüyorum,” diye fısıldadı. Işıkçı fenerini iyice açtı. Bütün unutulmuş hayaller dışarı fırladı; kelebek kanatlarından yapılmış uçma hayalleri, nehirde yüzen yaprak teknelerle macera hayalleri, en yüksek dala tırmanıp dünyayı seyretme hayalleri… Hepsi Pıtırcık’ın etrafında dans etmeye başladı. Tilki yavrusu gülmeye başladı, önce usulca, sonra kocaman kahkahalarla.

Ama Işıkçı biliyordu: En önemli hayal hâlâ içerdeydi. O, annesiyle yeniden buluşma hayaliydi. Işıkçı fenerini kapattı, sadece o son zerreciği dışarıda bıraktı. “Bunu sen sakla,” dedi. “Unutma ki, bazı hayaller kaybolmaz. Sadece bekler.” Pıtırcık zerreciği patisine aldı. O minik ışık, avucunun içinde sıcacık parlıyordu. “Teşekkür ederim,” dedi. “Artık biliyorum… Hayal kurmak, sevdiklerimizi yanımızda tutmanın bir yoluymuş.” O gece orman yeniden seslendi. Cırcır böcekleri şarkılarını söyledi, baykuşlar hikâyelerini anlattı, rüzgâr yaprakları okşadı.

Işıkçı Kapısına Geri Döndü Fenerini Söndürdü


Unutulmuş Işıkların Küçük Bekçisi Hikaye Oku

Işıkçı kapısına geri döndü, fenerini söndürdü. Ama sırtındaki yaprak fener hâlâ hafifçe yanıp sönüyordu, çünkü Pıtırcık’ın hayali artık unutulmayacaktı. Sabah olduğunda, küçük tilki ormanın en yüksek ağacına tırmanmaya başladı. Yanında, minik bir ışık zerreciği taşıyordu. Ve biliyordu ki, ne kadar yükseğe çıkarsa çıksın, o zerrecik her zaman onunla olacaktı. İşte o yüzden, eğer bir gece ormanda minik bir ışık görürsen, sakın korkma. O sadece Işıkçı’dır; unutulmuş bir hayali geri getirmeye gelmiştir.

Unutulmuş Işıkların Küçük Bekçisi Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, unutulmuş ışıkların küçük bekçisi hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan unutulmuş ışıkların küçük bekçisi hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.

Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.

Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Gökyüzünün En Sessiz Mendili Hikayesi