Tıngır Tıngır Telaşı Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz tıngır tınger telaşı hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.
Tıngır Tıngır Telaşı Hikayesi Oku
Pırıl Pırıl Pınarı, her sabah tıngır kelebeklerinin gökkuşağı renkleriyle dans ettiği, çimenlerin “tıngır tıngır” diye şarkı söylediği bir yerdi.
Tıngır Tıngır Telaşı Hikayesi
Pırıl Pırıl Pınarı, her sabah tıngır kelebeklerinin gökkuşağı renkleriyle dans ettiği, çimenlerin “tıngır tıngır” diye şarkı söylediği bir yerdi. Bu pınarda yaşayan üç afacan arkadaş, Fırfır Fulya, Çıngır Çınar ve Zıngır Zekiye, maceradan maceraya koşmadan duramazdı. Fulya, her şeye “Fırfır, ne şahane!” diye bağıran, elinde her zaman bir tıngır fırıldağı taşıyan neşeli bir kızdı. Çınar, konuşurken “Çıngır!” diye sesler çıkaran, cebinde her zaman renkli pırıltı taşları taşıyan bir oğlandı. Zekiye ise zıplamadan duramazdı; her cümlesinde “Zıngır, hadi gidelim!” diye hoplardı.
Bir sabah, pınarın tam ortasındaki “Kıkır Kıkır Kap” kayboldu! Bu kap, sıradan bir kap değildi; içine konan her şeyi tıngır tıngır kokulu, kıkırdatan bir şekere dönüştürür ve bazen kendi kendine dans ederdi. Pınar halkı çıldırmış, herkes birbirini suçluyordu. Pınar şefi, Pofidik Pınar, megafonla bağırıyordu: “Kabı bulana ömür boyu tıngır şekerlemeleri!”
Fulya, fırıldağını çevirip “Fırfır, bu kap bizim olacak!” dedi. Çınar, pırıltı taşlarını çıngırlatıp “Çıngır, kapsız pınar mı olur?” diye güldü. Zekiye, zıplayarak “Zıngır, kabı bulalım!” diye bağırdı. Üçlü, hemen kapın son görüldüğü yer olan Tıngır Tıngır Tepesi’ne koştu.
Tepeye vardıklarında, yerde minik, parlayan şeker kırıntıları buldular. Fulya, fırıldağını kırıntılara çevirip “Fırfır, bu kapın izi!” dedi, ama fırıldak kırıntılara takılıp bir tıngır melodisi çaldı. Çınar, pırıltı taşlarını kırıntılara savurdu ve “Çıngır, izleri parlatayım!” dedi, ama taşlar Zekiye’nin saçına yapışıp parlamaya başladı. Zekiye, zıplayarak kırıntıları topladı ve “Zıngır, bu izler Şıpşır Patika’ya gidiyor!” diye bağırdı.
Taşlar Şıpşır Sesleriyle Zıplamaya Başladı
Şıpşır Patika, her adımda “şıp şır” sesi çıkaran, pofuduk yosunlarla kaplı bir yoldu. Üçlü patikada yürürken, Çınar yanlışlıkla pırıltı taşlarını düşürdü ve taşlar şıpşır sesleriyle zıplamaya başladı. “Çıngır, bu taşlar niye dans ediyor?” diye kıkırdadı. Fulya, fırıldağını çevirerek taşları toplamaya çalıştı, ama fırıldak yosunlara takılıp bir tıngır dansı yaptı. Zekiye, zıplayarak hepsini toparladı ve “Zıngır, dikkatli olun!” dedi.
Patikanın sonunda, karşılarına Tıktık Tuğba çıktı. Tuğba, pınarın en meraklı tavşanıydı ve her şeye “Tıktık, ne oluyor ki?” diye sorardı. “Tıktık, kabı mı arıyorsunuz? Dün gece patikada bir gölge gördüm, elinde parlayan bir şey vardı!” dedi. Fulya, “Fırfır, o kap olmalı!” diyerek fırıldağını çevirdi. Çınar, “Çıngır, gölgeyi bulalım!” dedi. Zekiye, “Zıngır, koşalım!” diye zıpladı.
İzler, Fışkır Fışkır Ormanı’na gidiyordu. Bu orman, dalları fışkır fışkır tıngır şarkıları söyleyen ağaçlarla doluydu. Fulya, fırıldağını bir dala çevirdi, ama dal kıkırdayıp fırıldağı geri attı. “Fırfır, bu ağaç niye şakacı?” diye güldü. Çınar, pırıltı taşlarını ağaca savurdu, ama taşlar dallara takılıp bir disko topu gibi parladı. “Çıngır, orman parti oldu!” dedi. Zekiye, zıplayarak bir ağacın kovuğunda bir ipucu buldu: bir parça tıngır şekeri kırıntısı ve bir not. Notta, “Kabı bulmak için Pıtpıt Pınarı’na gel. Ama sakın kıkırdama!” yazıyordu.
Pıtpıt Pınarı’na vardıklarında, karşılarında Kıkkık Kadir’i buldular. Kadir, pınarın en neşeli kurbağasıydı ve her şeye “Kıkkık, ne eğlence!” derdi. “Kıkkık, kabı mı arıyorsunuz? Pınarda yüzen bir kap gördüm, ama çok hızlıydı, ne eğlence!” dedi. Fulya, “Fırfır, yüzen kap mı olur?” diye sordu. Çınar, “Çıngır, belki tıngır şekerleriyle yüzüyor!” diye güldü. Zekiye, zıplayarak pınara koştu ve bir ipucu buldu: bir parça gökkuşağı teli ve başka bir not. Notta, “Kap, Şıngır Şıngır Korusu’nda. Ama sakın dans etme!” yazıyordu.
Şıngır Şıngır Korusu’na vardıklarında, karşılarında yaramaz karga Tıngır Tamer’i buldular. Tamer, her şeye “Tıngır, ne komik!” diye kıkırdayan bir kargaydı. Kıkır Kıkır Kap’ı bir dalda sallıyordu. “Tıngır, bu kap ne tatlı şekerler yapıyor!” dedi. Fulya, fırıldağını çevirip Tamer’i korkuttu, ama fırıldak yanlışlıkla bir tıngır dansı melodisi çaldı. Çınar, pırıltı taşlarını Tamer’e fırlattı ve “Çıngır, kabı ver!” dedi, ama taşlar Tamer’in kanatlarına yapıştı. Zekiye, zıplayarak kabı kaptı ve “Zıngır, yakaladım!” diye bağırdı.
Üçlüye Dev Bir Tıngır Şekerlemesi Kavanozu Verdi
Meğer Tamer, kaba sihirli bir toz serpmiş ve kap kendi kendine dans etmeye başlamıştı. Fulya, fırıldağını çevirerek tozu dağıttı ve kap durdu. Tamer, “Tıngır, sadece şaka yaptım!” diyerek uçtu. Üçlü, kabı Pofuduk Pınar’a geri götürdü.
Tıngır Tıngır Telaşı Hikaye Oku
Pofidik Pınar, kabı görünce sevinçten kıkırdadı ve üçlüye dev bir tıngır şekerlemesi kavanozu verdi. Ama kap hâlâ biraz sihirliydi ve içine konan her şeyi kıkırdatan şekerlere dönüştürüp dans ettirdi. Fulya, “Fırfır, bu kap süper!” dedi. Çınar, “Çıngır, taşlarım bile şeker oldu!” diye güldü. Zekiye, “Zıngır, bir daha dans eden kap peşine düşersem ne olayım!” diye zıpladı.
Pırıl Pırıl Pınarı, o gün tıngır şekerlemeleriyle doldu taştı. Fırfır Fulya, Çıngır Çınar ve Zıngır Zekiye, pınarın kahramanları oldu, ama Çınar hâlâ pırıltı taşları saçıyordu: “Çıngır, bu şekerlemeler taşlarımı geçti!”
Tıngır Tıngır Telaşı Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, tıngır tıngır telaşı hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan tıngır tıngır telaşı hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.
Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.
Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Tıngır Tepesinin Esrarı Hikayesi