HikayelerOku | Hikayeler – Çocuk Hikayeleri – Hikaye Oku

Rüzgarın Unuttuğu Mavi Kaplumbağa Hikayesi

Rüzgarın Unuttuğu Mavi Kaplumbağa Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde derlediğimiz, en güzel rüzgarın unutttuğu mavi kaplumbağa hikayesinin ayrıtılıları yazımızda.

Rüzgarın Unuttuğu Mavi Kaplumbağa Hikayesi Oku

Çok eski zamanlarda, denizin hemen kenarında, kayalıkların arasında saklanmış küçük bir koy vardı. Bu koyun sakin sularında yaşayan, kabuğu masmavi renkte parlayan minik bir kaplumbağa yaşardı.

Rüzgarın Unuttuğu Mavi Kaplumbağa Hikayesi

Çok eski zamanlarda, denizin hemen kenarında, kayalıkların arasında saklanmış küçük bir koy vardı. Bu koyun sakin sularında yaşayan, kabuğu masmavi renkte parlayan minik bir kaplumbağa yaşardı. Adı Mavi’ydi. Diğer kaplumbağalar gibi yavaş yavaş yürümek yerine, Mavi bazen rüzgâr estiğinde kabuğunun içinden çıkıp kulaklarını açar ve rüzgârın şarkısını dinlerdi. Çünkü o, rüzgârın aslında çok eski ve çok önemli sırlar taşıdığını hissediyordu. Bir sabah, her zamankinden daha güçlü bir rüzgâr esti. Bu rüzgâr, sadece yaprakları ve dalgaları değil, sanki zamanın kendisini de savuruyordu. Mavi, kabuğundan başını çıkardığında, rüzgârın kendisine doğru özel bir şeyler fısıldadığını duydu. Fısıltı şöyleydi: “Gel küçük mavi, seni çok uzun zamandır bekleyen bir yere götüreceğim. Ama sadece senin cesaretin yeterse…”

Mavi hiç tereddüt etmedi. Kabuğunu sırtına iyice yerleştirdi, küçük ayaklarıyla kayalıklara tutundu ve rüzgârın onu kaldırmasına izin verdi. Rüzgâr onu nazikçe havaya kaldırdı, denizin üzerinden, bulutların arasından geçirerek bambaşka bir diyara götürdü. Bu diyar, ne deniz ne de karaydı. Burası, rüzgârın bütün unuttuğu şeyleri topladığı, uçsuz bucaksız bir bulut ovasıydı. Ovanın ortasında, rengârenk yapraklardan yapılmış kocaman bir ağaç duruyordu. Ağacın dallarında ise unutulmuş her türlü şey asılıydı: kaybolan bebeklerin ilk gülümsemeleri, büyüklerin unuttuğu masum sorular, çocukların terk ettiği eski hayaller ve en önemlisi, rüzgârın çok eskiden taşıdığı ama artık kimsenin dinlemediği şarkılar.

Ağacın altında, uzun gri saçlı, rüzgâr kadar hafif bir nine oturuyordu. Adı Rüzgâr Nine’ydi. Gözleri, fırtınaların içindeki dinginliği yansıtıyordu. Mavi’yi görünce yumuşacık bir sesle konuştu: “Hoş geldin küçük Mavi. Buraya gelen çok az canlı olur. Senin kabuğun mavi olduğu için seni seçtim. Çünkü mavi, hem denizin hem gökyüzünün rengidir ve sen hâlâ merakını kaybetmemişsin.” Rüzgâr Nine, elini uzatıp Mavi’nin kabuğuna dokundu. O anda Mavi, tüm bedeninde tatlı bir sıcaklık hissetti. Nine devam etti: “Rüzgâr artık yoruldu. İnsanlar o kadar çok konuşuyor, o kadar çok acele ediyor ki, rüzgârın taşıdığı güzel şarkıları ve sırları duymaz oldular. Bu ağaçta asılı kalan şarkılar yavaş yavaş soluyor. Eğer bana yardım edersen, bu şarkıları yeniden dünyaya taşıyabiliriz.”

Ağacın Altında Uzun Gri Saçlı Rüzgar Kadar Hafif Bir Nine Oturuyordu

Mavi, küçük gözlerini kocaman açarak sordu: “Peki ben nasıl yardım edebilirim? Ben sadece minik bir kaplumbağayım, hem de çok yavaşım.” Rüzgâr Nine gülümsedi ve cevap verdi: “İşte tam da bu yüzden seni seçtim. Yavaşlık bazen en büyük cesarettir. Sen aşağıya döndüğünde, diğer deniz canlılarına ve sahildeki çocuklara rüzgârı dinlemeyi öğreteceksin. Onlara söyle ki, gözlerini kapatsınlar, kulaklarını açsınlar ve sadece rüzgârın sesine odaklansınlar. Eğer yeterince çok canlı rüzgârı gerçekten dinlerse, bu ağaçtaki şarkılar yeniden canlanacak ve rüzgâr eski gücüne kavuşacak.” Nine, Mavi’ye küçücük, inci gibi parlak bir rüzgâr kristali verdi. “Bunu kabuğunun içine koy,” dedi. “Ne zaman kendini yalnız veya güçsüz hissetsen, bu kristal sana rüzgârın gücünü hatırlatacak.”

Mavi, kristali kabuğunun en güvenli yerine yerleştirdi ve rüzgârın onu tekrar eski koyuna geri götürmesine izin verdi. Bu sefer yolculuk daha yumuşak ve daha düşünceliydi. Rüzgâr, Mavi’yi sahile bırakırken kulağına son bir kez fısıldadı: “Unutma, yavaş olmak kötü değildir. Bazen en önemli şeyler yavaş yavaş anlaşılır.” Mavi, koyuna döndükten sonra her gün farklı bir şey yapmaya başladı. Sabahları kayalıkların üzerine çıkıyor, rüzgâr estiğinde sessizce dinliyor ve duyduklarını küçük balıklara, yengeçlere, martılara anlatıyordu. Akşamları ise sahile gelen çocuklara yaklaşıp, onlara kabuğunu göstererek rüzgârı dinlemeyi öğretiyordu. Çocuklar önce gülüyorlardı ama zamanla Mavi’nin yanında sessizce oturup gözlerini kapatmayı, rüzgârın sesini hissetmeyi öğrendiler.

Koydaki Tüm Canlılar Rüzgârı Daha Dikkatli Dinlemeye Başladı


Rüzgarın Unuttuğu Mavi Kaplumbağa Hikaye Oku

Günler geçtikçe, koydaki tüm canlılar rüzgârı daha dikkatli dinlemeye başladı. Şarkılar yeniden duyulur oldu. Rüzgâr daha neşeli esmeye, dalgalar daha ritmik vurmaya başladı. Bulut ovasındaki ağaçtaki unutulmuş şarkılar ise tek tek canlanıp ışıldamaya başladı. Mavi, kabuğunun içindeki rüzgâr kristaliyle birlikte büyümeye devam etti. Artık o, sadece mavi kabuklu bir kaplumbağa değil, rüzgârın en güvendiği küçük dostuydu. Ve her estiğinde rüzgâr, özellikle o küçük koyun üzerinden geçerken biraz daha uzun süre durur, Mavi’ye teşekkür edermiş gibi hafifçe kabuğunu okşardı. Bazen, sahilde yürüyen çocuklar hâlâ Mavi’yi görürler. Eğer yeterince sabırlı ve sessiz olurlarsa, Mavi’nin kabuğundan çok uzaklardan gelen güzel bir melodi duyabilirler. Bu, rüzgârın unuttuğu ama şimdi yeniden hatırlanan şarkılardan biridir.

Rüzgarın Unuttuğu Mavi Kaplumbağa Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, rüzgarın unutttuğu mavi kaplumbağa hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan rüzgarın unutttuğu mavi kaplumbağa hikayesi hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.

Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.

Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Yıldızların Fısıldadığı Küçük Ayak Sesleri Hikayesi