Küçük Tilkinin Unutulmuş Feneri Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz küçük tilkinin unutulmuş feneri hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.
Küçük Tilkinin Unutulmuş Feneri Hikayesi Oku
Derin bir sonbahar ormanının en kuytu köşesinde, yaprakların altın sarısına boyandığı, rüzgârın usulca şarkı söylediği bir patikada yaşayan minik bir tilki yavrusu vardı. Adı Fırtı’ydı. Tüyleri turuncu-kızıl, kulakları her an bir şey dinliyormuş gibi dik, burnu ise her daim kokuları takip etmek için titriyordu.
Bulutların Kaybolan Gözyaşı Mendili Hikayesi
Derin bir sonbahar ormanının en kuytu köşesinde, yaprakların altın sarısına boyandığı, rüzgârın usulca şarkı söylediği bir patikada yaşayan minik bir tilki yavrusu vardı. Adı Fırtı’ydı. Tüyleri turuncu-kızıl, kulakları her an bir şey dinliyormuş gibi dik, burnu ise her daim kokuları takip etmek için titriyordu. Ama Fırtı’nın en değerli şeyi, boynuna astığı eski, paslanmış bir fenerdi. Bu fener bir zamanlar büyükannesine aitti; büyükannesi onu “içinde en güzel anıların ışığı saklıdır” diyerek vermişti. Ancak fener yıllardır yanmıyordu. Ne kadar üflese, ne kadar sallasa, içinde sadece soğuk bir karanlık vardı. Fırtı her akşam ormanın derinliklerine doğru yürür, feneri elinde tutar ve “Lütfen bir gün yine yan” diye fısıldardı. Çünkü biliyordu ki, eğer fener bir kez daha parlasa, o ışıkla kaybolan bir şeyi bulabilecekti: çocukken kaybettiği en yakın arkadaşı olan küçük bir sincabı. Sincap adıyla birlikte anılarını da alıp gitmişti bir sonbahar günü; sadece “Bir gün geri döneceğim” demiş ve yaprakların arasında kaybolmuştu. Fırtı o günden beri yalnızdı, ama umudunu hiç bırakmamıştı.
Sabah Uyandığında Orman Farklı Kokuyordu
Bir gece, dolunay ormanı gümüş bir battaniyeyle örttüğünde, Fırtı yine patikada yürürken ayaklarının altında bir şey parıldadı. Eğildi, baktı: minicik, cam gibi saydam bir tohum. Tohumun içinde hafif bir ışık titreşiyordu, sanki uykudan uyanmak üzere olan bir yıldız gibi. Fırtı tohumu dikkatle aldı, fenerin içine koydu ve “Belki sen canlandırabilirsin onu” dedi içinden. Sonra tohumu ormanın en eski meşe ağacının dibine, yumuşacık yosunların arasına gömdü. Üstünü yapraklarla örttü, dua eder gibi burnunu toprağa değdirdi ve eve döndü.
Ertesi sabah uyandığında orman farklı kokuyordu. Tatlı, ılık, sanki biri taze bal ve vanilya karıştırmış gibi. Fırtı koşa koşa meşe ağacına gitti ve gördü ki: tohum filizlenmişti. Ama sıradan bir filiz değildi bu. İncecik bir dal uzanmış, dalların ucunda minik minik ışık topları oluşmuştu. Her ışık topu farklı renkteydi; bazıları turuncu gibi Fırtı’nın tüyleri, bazıları kahverengi gibi sincabın kuyruğu, bazıları da altın sarısı gibi sonbahar yaprakları. Ve o ışıklar yavaş yavaş büyüyor, dallara yayılıyor, ağacı bir ışık bahçesine çeviriyordu.
Fırtı’nın kalbi deli gibi çarpıyordu. Feneri boynundan çıkardı, titreyen elleriyle ışığın en yakınına tuttu. Birden fener sarsıldı. İçindeki paslı karanlık çatırdadı, camı ısındı ve işte o an… fener yandı. Ama bu sefer ışığı sıradan değildi; yumuşacık, sıcak, sanki birinin sarılması gibiydi. Işık ormana yayıldıkça, yapraklar hışırdadı, dallar eğildi ve uzaktan tanıdık bir ses geldi: “Fırtı? Sen misin?” Fırtı döndü. Karşısında, kuyruğu hala aynı kıvrık, gözleri hala aynı muzip, ama biraz daha büyük bir sincap duruyordu. Adı hâlâ aynıydı: Ceviz. Ceviz gülümsedi, yanına koştu ve “Üzgünüm bu kadar geç kaldım” dedi. “Ama ışık beni buldu. Senin ışığın.”
Meşenin Dallarındaki Işık Topları Artık Sadece Parlamıyordu
Küçük Tilkinin Unutulmuş Feneri Hikaye Oku
Meşenin dallarındaki ışık topları artık sadece parlamıyordu; her biri bir anıyı hatırlatıyordu. Birlikte oynadıkları günler, nehir kenarında yedikleri cevizler, yağmurda sığındıkları kovuk… Hepsi orada, canlı canlı yanıp sönüyordu. Fırtı ağlamaya başladı, ama bu sefer mutluluktan. Ceviz de sarıldı ona, kuyruğunu Fırtı’nın sırtına doladı. O günden sonra fener hiç sönmedi.
Fırtı onu her yere götürdü; bazen ormanda kaybolan yavru kuşlara yol gösterdi, bazen üzgün tavşanlara ışık oldu, bazen de sadece Ceviz’le birlikte oturup eski anıları seyrettiler. Ve meşenin altında büyüyen o ağaç, her sonbaharda yeni ışıklar doğurdu. Ormandaki bütün hayvanlar biliyordu: eğer kalbinizde birini gerçekten özlerseniz, bir tohum ekin, bir fener tutun ve bekleyin. Çünkü en derin karanlıkta bile, sevgi bir yolunu bulup ışığa dönüşür. Ve Fırtı artık yalnız yürümüyordu. Yanında her zaman bir sincap, boynunda yanan bir fener ve kalbinde sonsuz bir sonbahar vardı.
Küçük Tilkinin Unutulmuş Feneri Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, küçük tilkinin unutulmuş feneri hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan küçük tilkinin unutulmuş feneri hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.
Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.
Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Bulutların Kaybolan Gözyaşı Mendili Hikayesi