HikayelerOku | Hikayeler – Çocuk Hikayeleri – Hikaye Oku

Karanlığın İçine Saklanmış Işık Kuşu Hikayesi

Karanlığın İçine Saklanmış Işık Kuşu Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz karanlığın içine saklanmış ışık kuşu hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.

Karanlığın İçine Saklanmış Işık Kuşu Hikayesi Oku

Çok uzak bir ülkede, ne haritalarda ne de rüyalarda adı geçen bir orman vardı. Bu orman o kadar yoğundu ki, güneş ışığı bile dalların arasından sızmak için saatlerce yalvarır, çoğu zaman pes edip geri dönerdi.

Karanlığın İçine Saklanmış Işık Kuşu Hikayesi

Çok uzak bir ülkede, ne haritalarda ne de rüyalarda adı geçen bir orman vardı. Bu orman o kadar yoğundu ki, güneş ışığı bile dalların arasından sızmak için saatlerce yalvarır, çoğu zaman pes edip geri dönerdi. Yine de ormanın tam kalbinde, kimsenin göremediği bir açıklık bulunurdu; orada gökyüzü yere o kadar yakındı ki, uzanıp bir bulutu okşamak mümkündü. Ve o açıklığın ortasında, kökleri toprağın değil, gecenin içine uzanan tek bir ağaç dururdu. Adı yoktu, çünkü ona isim vermek isteyen herkes, ağacın gövdesine dokunduğu anda kendi adını unuturdu.

Ağacın dallarında, yılın sadece bir gecesinde, tam ayın en karanlık olduğu saatte, bir kuş doğardı. Tüyleri ışığın kendisiydi; öyle parlak ki bakmak gözleri yakardı, öyle narin ki rüzgâr estiğinde dağılıp yeniden toplanırdı. Ama bu kuşun en tuhaf yanı, uçtuğu anda geride bıraktığı izlerdi: her kanat çırpışında havaya minik, cam gibi kırılgan hatıralar saçardı. Kimisi bir annenin çocuğuna söylediği son söz, kimisi bir babanın elinden düşen eski bir oyuncak, kimisi de hiç yaşanmamış bir vedanın acısı olurdu.

O kuşa “Işık Kuşu” derlerdi, ama aslında adı yoktu. Çünkü o, adını taşıyacak bir kalbe ihtiyaç duyardı. Bir sonbahar gecesi, ormana on iki yaşında bir kız çocuğu geldi. Adı Ela’ydı. Ela’nın gözleri, bir zamanlar çok sevdiği birinin gözleri gibi griydi; ama o kişi artık yoktu. Ela’nın annesi, son nefesini verirken kızının eline küçük bir tüy sıkıştırmıştı. Tüy siyah değildi, beyaz da değildi; sadece… yoktu. Ela o tüyü yıllarca saklamış, uyurken bile avucunda tutmuştu. Ta ki bir gece rüyasında o tüyün fısıldadığını duyana kadar: “Beni bırak. Ve gel.” Ela ormana geldiğinde ay yoktu gökyüzünde. Sadece yıldızlar titriyordu, sanki üşümüş gibi. Ela’nın ayakları çıplaktı; ayakkabılarını köyün girişinde çıkarmıştı, çünkü toprağın nabzını hissetmek istiyordu. Orman onu içeri aldığında dallar yol açtı, yapraklar fısıldadı, rüzgâr saçlarını geriye taradı. Ela korkmuyordu. Korkacak bir şey kalmamıştı zaten.

Açıklığa Vardığında Ağaç Onu Bekliyordu

Açıklığa vardığında ağaç onu bekliyordu. Dallarından biri yavaşça eğildi, tıpkı bir el gibi. Ve o elin ucunda, minicik, henüz tam doğmamış bir kuş oturuyordu. Tüyleri henüz ışık olmamıştı; griydi, Ela’nın gözleri gibi. Kuş Ela’ya baktı ve konuştu – sesi Ela’nın kendi çocukluk sesine benziyordu: “Ben senin kaybettiğin parçanım. Annen giderken beni yanında götürmedi, çünkü çok küçüktüm. Sen büyüdükçe ben küçüldüm. Şimdi buradayım, ama uçamam. Çünkü kanatlarım senin gözyaşlarından yapılmadı henüz.” Ela diz çöktü. Elleri titriyordu. “Nasıl uçarsın?” diye sordu, sesi ormanın sessizliğinde kaybolacak kadar inceydi. Kuş başını yana eğdi. “Beni ağlatman lazım. Ama ağlamak yetmez. Ağlarken hatırlaman lazım. Her şeyi. En çok da unuttuklarını.”

Ela gözlerini kapattı. Önce hiçbir şey hatırlamadı. Sonra annesinin kokusu geldi burnuna; vanilya ve ıslak çimen kokusu. Sonra babasının elleri; sert, ama her zaman sıcaktı. Sonra ilkokulun bahçesindeki salıncak, sonra düşüp dizini yaraladığı gün, sonra annesinin “Korkma, geçti” dediği an, sonra hastane koridorları, sonra beyaz çarşaflar, sonra… boşluk. Ve boşluktan bir gözyaşı süzüldü. Tek bir damla. Kuş o damlayı kanatlarının altına aldı. Damla yayıldı, tüyleri ıslattı, sonra parladı. Bir kanat ışıldamaya başladı. Ela ağlamaya devam etti. Her gözyaşı bir hatırayı geri getiriyordu. Birlikte oynadıkları oyunlar, annesinin anlattığı masallar, babasının yaptığı tahta kuşlar… Her damlayla kuş büyüdü, tüyleri önce griyi, sonra maviyi, sonra altını, en sonunda saf ışığı aldı.

Son damla düştüğünde Ela’nın gözleri bomboştu. Artık ağlayacak bir şey kalmamıştı. Kuş artık kocaman olmuştu; kanatları ormanın tamamını kaplayacak kadar geniş, ama o kadar hafif ki dallara değmeden havada asılı duruyordu. “Şimdi ne olacak?” diye sordu Ela, sesi yorgun ama dingin. Kuş kanatlarını bir kez çırptı. Havaya binlerce küçük ışık tanesi saçıldı; her biri Ela’nın hatırladığı bir anın parçasıydı. Sonra kuş yavaşça Ela’nın omzuna kondu – o kadar hafifti ki Ela ağırlığını hissetmedi bile. “Ben artık seninle uçacağım,” dedi kuş. “Ama sen artık beni taşımayacaksın. Ben seni taşıyacağım.” O gece Ela ormandan çıktı. Ayakları hâlâ çıplaktı, ama bu kez toprağa basmıyordu; hafifçe üzerinde süzülüyordu. Köye döndüğünde kimse onu tanımadı, çünkü Ela’nın gözleri artık gri değildi. Bir yanı yıldız mavisi, diğer yanı sabah pembesiydi – tıpkı başka bir çocuğun gözleri gibi.

Son Damla Düştüğünde Elanın Gözleri Bomboştu


Karanlığın İçine Saklanmış Işık Kuşu Hikaye Oku

Ve o günden sonra, Ela nereye gitse, arkasında minik ışık tüyleri bırakırdı. Kimisi onları bulup avucuna alır, kimisi korkup kaçardı. Ama hepsi aynı şeyi hissederdi: bir şey hatırlamış gibi olurlardı. Ne olduğunu tam bilemezlerdi, ama kalplerinde bir kapı aralanır, içeriden tanıdık bir ninni yükselirdi. Ela ise her gece uyumadan önce kuşuna fısıldardı: “Teşekkür ederim. Beni bulduğun için.” Kuş cevap vermezdi. Sadece kanatlarını Ela’nın kalbine yaslar, ve ikisi birden, sonsuz bir uykunun eşiğinde, hafifçe uçmaya devam ederdi.

Karanlığın İçine Saklanmış Işık Kuşu Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, karanlığın içine saklanmış ışık kuşu hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan karanlığın içine saklanmış ışık kuşu hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.

Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.

Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Kayıp Işığın Küçük Bekçisi Hikayesi