HikayelerOku | Hikayeler – Çocuk Hikayeleri – Hikaye Oku

Gizemli Gölün Saklı Kapısı Hikayesi

Gizemli Gölün Saklı Kapısı Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz gizemli gölün saklı kapısı hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.

Gizemli Gölün Saklı Kapısı Hikayesi Oku

Bir zamanlar, yüksek dağların arasında, etrafı kalın sislerle çevrili bir göl vardı. Bu gölün suyu o kadar berraktı ki, içine bakan herkes kendi yansımasından başka, bazen de hiç görmediği hayaller görürdü. Gölün kıyısında yaşayan küçük bir kasabada, on yaşında bir çocuk olan Kerem oturuyordu.

Gizemli Gölün Saklı Kapısı Hikayesi

Bir zamanlar, yüksek dağların arasında, etrafı kalın sislerle çevrili bir göl vardı. Bu gölün suyu o kadar berraktı ki, içine bakan herkes kendi yansımasından başka, bazen de hiç görmediği hayaller görürdü. Gölün kıyısında yaşayan küçük bir kasabada, on yaşında bir çocuk olan Kerem oturuyordu. Kerem’in en büyük tutkusu, eski kitapları karıştırmak ve haritalarda işaretlenmemiş yerleri hayal etmekti. Saçları her zaman dağınık, gözleri ise sürekli bir merak ateşiyle yanıyordu. Kasabadaki diğer çocuklar oyun oynarken o, gölün kenarındaki eski kayaların üzerine oturur, suyun derinliklerine bakarak saatlerce düşünürdü.

Bir akşamüstü, gökyüzü turuncu ve pembe tonlarla boyanırken, Kerem her zamanki gibi gölün kıyısına gitti. Elinde büyükannesinin ona bıraktığı eski, deri kapaklı bir defter vardı. Defterin sayfaları sararmış, bazı yerleri mürekkep lekeleriyle doluydu. Kerem defteri açtığında, daha önce hiç görmediği bir sayfa dikkatini çekti. Sayfada ince bir çizim vardı: gölün ortasında parlayan bir kapı ve yanında şu yazılar: “Sadece saf bir kalple bakan görür. Kapı, cesur olanı bekler.” Kerem’in kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. Defteri sırt çantasına koydu, cebine küçük bir fener aldı ve gölün sığ kıyısından suya girdi. Su ilk başta soğuktu ama adım attıkça ısınır gibi oldu. Ne kadar derine gittiyse de ayakları dibe değmiyordu. Sanki göl onu nazikçe içine çekiyordu. Etrafında küçük balıklar dans eder gibi yüzüyor, su bitkileri hafif hafif sallanıyordu. Bir süre sonra suyun derinlerinde garip bir ışık belirdi. Işık, altın rengi ve yumuşak bir şekilde titreşiyordu. Kerem o ışığa doğru yüzdü.

İnci Ve Unutulmuş Yıldız Parçalarıyla Süslenmişti

Işığın olduğu yerde, suyun içinde havada asılı duran eski bir kapı duruyordu. Kapının çerçevesi deniz kabukları, inci ve unutulmuş yıldız parçalarıyla süslenmişti. Kapı hafif aralıktı ve içinden tatlı bir melodi sızıyordu. Kerem kapıya yaklaştığında, kapı kendi kendine biraz daha açıldı. İçeriden gelen ses çok nazik ve yaşlıydı: “Hoş geldin Kerem. Ben bu gölün koruyucusuyum. Adım Sulara. Burası, dünyanın unuttuğu sırların saklandığı yerdir. Ama buraya sadece kalbi temiz olanlar girebilir.” Kerem tereddüt etmeden kapıdan geçti. Bir anda kendini bambaşka bir dünyada buldu. Burası suyun altı değil, yemyeşil bir vadiydi. Gökkuşağı renklerinde çiçekler açmış, havada uçan minik ışık topları vardı. Vadinin ortasında kocaman bir ağaç yükseliyordu. Ağacın dallarında binlerce renkli kuş ötüyordu. Sulara, şimdi karşısına çıkan uzun boylu, saçları su gibi akıcı bir kadın şeklinde belirdi. “Bu vadi,” dedi Sulara, “insanların unuttuğu mutlulukların, kaybolan hayallerin ve henüz doğmamış masalların evidir. Ama son zamanlarda burası yavaş yavaş solmaya başladı. Çünkü insanlar artık hayallerini dinlemiyor, sadece acele ediyorlar.”

Kerem etrafına bakındı ve gerçekten de bazı çiçeklerin yapraklarının uçlarının soluklaştığını, bazı ışık toplarının daha yavaş uçtuğunu fark etti. “Peki ben ne yapabilirim?” diye sordu heyecanla. Sulara gülümsedi. “Senin kalbin hâlâ merak dolu. Vadideki her çiçeğe kendi hayalini anlat. Her hayalin bir renk verecek çiçeğe. Eğer yeterince güzel ve samimi hayaller paylaşırsan, vadi yeniden canlanacak.” Kerem bütün gün vadiyi dolaştı. İlk önce en solgun çiçeğe yaklaştı ve ona en büyük hayalini anlattı: bir gün bütün dünyayı gezip, her yerde yeni dostlar edinmek. Çiçek birden canlandı, yaprakları parlak yeşile döndü. Sonra başka bir çiçeğe, kardeşine oyuncak bir gemi yapmak istediğini söyledi. Bir başkasına, annesiyle birlikte gökyüzündeki bulutları isimlendirdikleri günü anlattı. Her hikâye ile vadi daha da aydınlanıyor, kuşlar daha yüksek sesle ötüyor, ışık topları daha hızlı dans ediyordu.

O Günden Sonra Kerem Her Akşam Gölün Kenarına Gitti

Akşam olduğunda vadi tamamen eski güzelliğine kavuşmuştu. Sulara, Kerem’in yanına geldi ve elini tuttu. “Teşekkür ederim küçük dostum. Artık bu kapı her zaman senin için açık olacak. Ama unutma, bu sırrı sadece kalbi temiz olanlarla paylaşabilirsin.” Kerem başını salladı. Kapıdan geri geçtiğinde kendini yine gölün sığ kıyısında buldu. Güneş çoktan batmıştı ama gökyüzü hâlâ hafif bir ışıkla parlıyordu.


Gizemli Gölün Saklı Kapısı Hikaye Oku

O günden sonra Kerem her akşam gölün kenarına gitti. Artık yalnız bakmıyordu. Bazen kasabadaki meraklı çocukları da yanına çağırıyor, onlara gölün sırrını yavaş yavaş anlatıyordu. Birlikte hayallerini paylaşıyor, suya fısıldıyorlardı. Göl ise her seferinde daha berrak, daha parlak bir hal alıyordu. Çünkü bazı kapılar, sadece dışarıdan değil, kalbin içinden de açılıyordu. Ve Kerem büyüdükçe, o vadiyi hiç unutmadı. Rüyalarında hâlâ o renkli çiçekleri ve uçan ışık toplarını görüyordu. Belki bir gün sen de bir gölün kenarına oturursun ve suyun derinliklerine uzun uzun bakarsın. Eğer kalbin yeterince temiz ve meraklıysa, o kapı sana da açılabilir.

Gizemli Gölün Saklı Kapısı Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, gizemli gölün saklı kapısı hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan gizemli gölün saklı kapısı hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.

Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.

Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Yıldızın Fısıldadığı Orman Hikayesi