HikayelerOku | Hikayeler – Çocuk Hikayeleri – Hikaye Oku

Fısıldayan Yıldız Tozunun Koruduğu Kapı Hikayesi

Fısıldayan Yıldız Tozunun Koruduğu Kapı Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz fısıldayan yıldız tozunun koruduğu kapı hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.

Fısıldayan Yıldız Tozunun Koruduğu Kapı Hikayesi Oku

Sonbaharın en derin, en sessiz günlerinden birinde, kasabanın hemen dışında kalan eski taş duvarın dibinde oynayan on bir yaşındaki Ekin, parmaklarının arasında bir şeyin kıpırdadığını hissetti.

Fısıldayan Yıldız Tozunun Koruduğu Kapı Hikayesi

Sonbaharın en derin, en sessiz günlerinden birinde, kasabanın hemen dışında kalan eski taş duvarın dibinde oynayan on bir yaşındaki Ekin, parmaklarının arasında bir şeyin kıpırdadığını hissetti. Duvarın taşları arasında, yılların yosunlarının altında saklanmış minik bir çatlak vardı ve o çatlaktan, sanki biri içeriden usulca nefes veriyormuş gibi, incecik bir altın toz sızıyordu. Toz yere değdiği anda parıldıyor, sonra yavaşça havaya yükselip etrafta dans ediyordu. Ekin eğildi, burnunu yaklaştırdı ve duydu: Tozun içinden gelen, çok hafif, melodik bir fısıltı. “Gel… kapıyı aç… unutma ki yıldızlar da bir zamanlar çocuktu.” Ekin’in kalbi hızlandı ama korkmadı. Aksine, merakı bir kelebek gibi kanat çırptı içinde. Parmak ucuyla çatlaktaki tozu topladı; toz avucunda ılık ve canlıydı, sanki minik bir kalp atıyordu.

Duvarın taşlarından biri hafifçe titredi, sonra yavaşça yana kaydı. Arkasında, karanlık bir koridor değil, yumuşak mavi bir ışıkla aydınlanmış, sonsuz gibi görünen bir merdiven belirdi. Merdivenin basamakları camdan yapılmıştı ama cam değilmiş gibi esniyor, her adımda hafifçe dalgalanıyordu. Ekin bir adım attı, sonra bir tane daha. Yukarı çıktıkça etrafındaki hava değişti; sonbahar yapraklarının kokusu yerini yıldız tozunun tatlı, vanilya ve ozon karışımı kokusuna bıraktı. Merdivenin sonunda, kocaman bir kapı vardı. Kapı tahtadan değil, binlerce minik yıldızdan örülmüştü; her biri farklı renkte parlıyor, bazıları mavi, bazıları altın, bazıları da soluk gümüş rengindeydi. Kapının ortasında, el yazısıyla yazılmış gibi duran bir cümle vardı: “Sadece hatırlayanlar girebilir.” Ekin durdu, gözlerini kapattı ve düşündü. Hatırlamak… Ne hatırlayacaktı ki? Çocukken annesine sarıldığında hissettiği o sonsuz güveni mi? Babasıyla gökyüzüne bakıp “en parlak yıldız benim olsun” dediği geceyi mi? Ya da hiç kimseye anlatmadığı, geceleri yatağında hayalini kurduğu o uçsuz bucaksız macera duygusunu mu?

Gözlerini Açtığında Kapı Usulca Açıldı

Gözlerini açtığında kapı usulca açıldı. İçeride, uçsuz bucaksız bir oda uzanıyordu; tavanı yoktu, doğrudan gece gökyüzüne açılıyordu ama bu gökyüzü bildiğimizden farklıydı. Yıldızlar burada yere çok yakındı, bazıları başının hizasında süzülüyor, bazıları ise avuç içine sığacak kadar küçüktü. Odanın ortasında, dev bir ağaç duruyordu; ama bu ağacın dalları gökyüzünden inen ışık iplerinden yapılmıştı ve her dalın ucunda, minik bir anı asılıydı. Anılar cam küreler gibiydi; içlerinde titreşen görüntüler vardı. Bir tanesinde küçük bir bebek ilk kez gülümsüyordu, diğerinde bir çocuk bisikletle ilk kez düşüp kalkıyordu, bir başkasında ise yaşlı bir nine torununa eski bir masal anlatıyordu.

Ağacın gövdesinden yumuşak bir ses yükseldi: “Ben Yıldız Tozunun Koruyucusu’yum. İnsanlar büyüdükçe yıldızları unuturlar, yıldızlar da onları. Ama bazı çocuklar hâlâ bakar, hâlâ sorar, hâlâ inanır. Sen buraya o yüzden geldin.” Ekin etrafına baktı. Bir kürenin içinde kendi çocukluğunu gördü: Bahçede yıldızlara isimler koyduğu, “Orion’un kemeri kırılırsa ben tamir ederim” dediği gün. Küre sıcak ve tanıdıktı. Elini uzattı, küreyi okşadı. İçindeki görüntü parladı, sonra yavaşça ağacın dallarından birine tırmandı ve orada asılı kaldı, hafifçe sallanarak ışıldamaya devam etti. Koruyucu devam etti: “Burası, insanların unuttuğu hayallerin ve yıldızların buluştuğu yer. Her unuttuğun hayalde bir yıldız söner. Ama hatırladığın her hayalde bir yıldız yeniden doğar. Senin gibi çocuklar geldikçe, gökyüzü yeniden dolar.”

Bazıları İse Avuç İçine Sığacak Kadar Küçüktü


Fısıldayan Yıldız Tozunun Koruduğu Kapı Hikaye Oku

Ekin o anda anladı. Kapıdan çıkarken arkasına baktı; odadaki yıldızlar biraz daha parlak görünüyordu. Merdivenden inerken basamaklar hâlâ dalgalanıyordu ama bu sefer daha yumuşak, daha tanıdık bir ritimle. Duvarın çatlağı kapandığında, elinde hâlâ biraz altın toz kalmıştı. Tozu cebine koydu ve eve doğru yürümeye başladı. O geceden sonra Ekin her yıldız kaydığında gözlerini kapatmıyor, aksine açıp bakıyordu. Çünkü biliyordu: Her kayan yıldız aslında birinin unuttuğu bir hayaldi ve o hayali hatırlayan biri varsa, yıldız yeniden doğacaktı. Bazen geceleri penceresinden dışarı bakarken fısıldıyordu: “Unutmayacağım. Söz.” Ve uzaklarda, gökyüzünün en derininde, minik bir yıldız daha parladı. Sanki biri “Teşekkür ederim” diyordu.

Fısıldayan Yıldız Tozunun Koruduğu Kapı Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, fısıldayan yıldız tozunun koruduğu kapı hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan fısıldayan yıldız tozunun koruduğu kapı hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.

Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.

Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Bulutların İçine Gizlenmiş Cam Bahçe Hikayesi