Bulutların Kaybolan Gözyaşı Mendili Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz bulutların kaybolan gözyaşı mendili hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.
Bulutların Kaybolan Gözyaşı Mendili Hikayesi Oku
Çok eski bir sonbahar akşamında, gökyüzünün en yüksek katmanında, bulutların bile nadiren uğradığı bir köşede yaşayan minik bir mendil vardı. Adı Lâl’di. Diğer mendiller gibi kare şeklinde, kenarları incecik dantellerle işlenmiş, ortasında da soluk bir papatya deseni taşıyordu.
Bulutların Kaybolan Gözyaşı Mendili Hikayesi
Çok eski bir sonbahar akşamında, gökyüzünün en yüksek katmanında, bulutların bile nadiren uğradığı bir köşede yaşayan minik bir mendil vardı. Adı Lâl’di. Diğer mendiller gibi kare şeklinde, kenarları incecik dantellerle işlenmiş, ortasında da soluk bir papatya deseni taşıyordu. Ama Lâl’in en büyük farkı şuydu: Sahibi onu bir daha asla cebine koymamıştı. Yıllar önce sekiz yaşında bir çocuk koşarken mendili düşürmüş, rüzgâr da onu alıp gökyüzüne taşımıştı. Çocuk çok ağlamış, annesine “En sevdiğim mendilimi kaybettim” diye sızlanmıştı ama Lâl o günden beri bulutların arasında süzülüp duruyordu. Artık ne yıkanıyor ne ütüleniyordu; sadece rüzgârın nefesiyle dans ediyor, bazen yağmur damlalarıyla ıslanıyor, bazen güneş ışınlarıyla kuruyordu. Yavaş yavaş rengi açılmış, papatya deseni neredeyse silik bir hatıraya dönüşmüştü. Ama Lâl hiç üzülmüyordu. Çünkü gökyüzü ona başka bir görev vermişti.
Bir gece, tam ayın en yuvarlak olduğu saatte, Lâl aşağıya baktı ve gördü ki yeryüzünde küçük bir kız çocuğu, penceresinin önünde oturmuş, burnunu çeke çeke ağlıyordu. Kızın adı Defne’ydi. Annesiyle babası o gün tartışmış, sesler yükselmiş, kapılar sertçe kapanmıştı. Defne odasına koşmuş, yatağına kıvrılmış ve “Keşke biri gelse de beni dinlese” diye fısıldamıştı. Gözyaşları yastığı ıslatırken bir tanesi pencereden dışarı süzülüp gökyüzüne doğru yükselmeye başladı. İşte o gözyaşı damlası Lâl’in yanına kondu. Lâl damlayı hissettiği anda titredi. Mendiller ağlamayı çok iyi anlarlardı çünkü en çok gözyaşına dokunurlardı. “Merhaba” dedi yumuşacık bir sesle, “ben Lâl. Seni dinleyebilirim istersen.” Defne’nin gözyaşı şaşırdı, çünkü mendillerin konuşabildiğini ilk kez duyuyordu. Ama çok yorgundu, bu yüzden anlatmaya başladı: Annesinin neden bağırdığını, babasının neden sustuğunu, kendisinin neden ortada kaldığını… Lâl sessizce dinledi. Rüzgâr onu yavaşça aşağı indirdi, ta ki Defne’nin penceresinin pervazına kadar.
Defne O Gece Mendili Göğsüne Bastırarak Uyudu
Defne mendili görünce önce gözlerine inanamadı. Sonra uzandı, aldı. Lâl’in dokusu hâlâ çok yumuşaktı ama biraz nemli, biraz soğuk, biraz da tuhaf bir papatya kokusu vardı. Kız mendili yanağına bastırdı ve ağlamaya devam etti. Ama bu sefer gözyaşları mendile aktıkça Lâl’in içindeki papatya deseni yavaş yavaş canlanmaya başladı. Her damla bir renk getiriyordu sanki. Sarı, beyaz, sonra hafif bir yeşil… Defne fark ettiğinde ağlaması kesilmişti. “Sen… sen konuşuyor musun?” diye sordu fısıltıyla. Lâl cevap verdi: “Sadece seni dinlemek için buradayım. Gökyüzü beni sana gönderdi. Çünkü bazen kelimeler yetmez, bir mendilin sessizce yanında durması gerekir.”
Bulutların Kaybolan Gözyaşı Mendili Hikaye Oku
Defne o gece mendili göğsüne bastırarak uyudu. Sabah uyandığında annesiyle babası mutfakta sessizce kahvaltı hazırlıyordu. İkisi de birbirine bakmıyordu ama gözlerinde dün geceki öfke yoktu. Defne masaya oturdu, mendili cebine koydu ve “Ben sizi çok seviyorum” dedi. O kadar içten söylemişti ki annesi dönüp sarıldı, babası da elini kızının başına koydu. O sabah evde ilk kez kimse bağırmadan, sadece birbirine gülümseyerek kahvaltı yapıldı. Lâl o günden sonra Defne’nin cebinde kaldı. Bazen kız onu çıkarıp papatya desenine bakıyor, bazen burnunu siliyor, bazen de sadece elinde tutup “Teşekkür ederim” diyordu. Lâl ise artık gökyüzüne dönmek istemiyordu. Çünkü anlamıştı ki en güzel yer bulutların üstü değil, bir çocuğun sıcak avucunun içiydi.
Ve zamanla Defne büyüdü. Mendil eskidikçe eskidi, kenarları yıprandı, papatyalar iyice soldu. Ama her soluklaştığında Defne onu daha sıkı tuttu. Bir gün Defne’nin kendi küçük kızı olacaktı ve o mendili ona verecekti. “Bu mendil” diyecekti, “bir zamanlar gökyüzünden düştü ve beni dinledi. Şimdi sıra sende.” Lâl gülümsedi içinden. Çünkü mendiller bilir, en güzel hikâyeler asla bitmez; sadece yeni ceplere, yeni gözyaşlarına, yeni avuçlara taşınır.
Bulutların Kaybolan Gözyaşı Mendili Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, bulutların kaybolan gözyaşı mendili hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan bulutların kaybolan gözyaşı mendili hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.
Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.
Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Bulutların Altında Uyuyan Ejderha Hikayesi