HikayelerOku | Hikayeler – Çocuk Hikayeleri – Hikaye Oku

Bulutların Altında Saklanan Merdiven Hikayesi

Bulutların Altında Saklanan Merdiven Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz bulutların altında saklanan merdiven hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.

Bulutların Altında Saklanan Merdiven Hikayesi Oku

Uzak bir kasabanın hemen dışında, kimsenin artık uğramadığı eski bir tren istasyonunun peronunda, Ela diye bir kız çocuğu yaşardı. Ela’nın saçları kestane rengiydi ama rüzgâr estiğinde uçuşan tellerinin arasında sanki incecik altın iplikler gizlenirmiş gibi parıldardı.

Bulutların Altında Saklanan Merdiven Hikayesi

Uzak bir kasabanın hemen dışında, kimsenin artık uğramadığı eski bir tren istasyonunun peronunda, Ela diye bir kız çocuğu yaşardı. Ela’nın saçları kestane rengiydi ama rüzgâr estiğinde uçuşan tellerinin arasında sanki incecik altın iplikler gizlenirmiş gibi parıldardı. Annesi ona hep “Senin saçların gökyüzünü kıskandırıyor” derdi, fakat Ela’nın asıl istediği şey gökyüzünü kıskandırmak değil, ona dokunabilmekti. Her akşamüstü, trenlerin çoktan kalktığı saatte, Ela perona gider, rayların arasındaki çakıllara basa basa yürür ve başını kaldırıp bulutlara bakardı. Bulutlar o gün pembeyse Ela’nın içi kıpır kıpır olur, griyse içine tatlı bir hüzün yerleşirdi. Ama en çok, bulutların hemen altında, neredeyse gözle görülemeyecek kadar ince bir gölge fark ettiği günlerde kalbi yerinden fırlayacak gibi atardı. O gölge, sanki birisi dev bir merdiveni gökyüzüne dayamış da kimse fark etmemiş gibi duruyordu.

Bir sonbahar akşamı, yaprakların turuncudan mora geçtiği o özel günlerde, Ela perona gittiğinde gölgeyi yine gördü. Bu sefer daha netti. Merdivenin basamakları camdan yapılmış gibi şeffaftı, ama üstüne bastıkça hafifçe gümüş bir ses çıkarıyordu: tınnn… tınnn… Ela’nın yüreği ağzında, ilk basamağa ayağını koydu. Hiçbir şey olmadı. İkinci basamağa geçti. Yine aynı sessizlik. Üçüncüde ise merdiven onu hafifçe yukarı çekti, sanki yerçekimi Ela’yı unutmuş gibiydi. Merdiven yükseldikçe Ela’nın etrafındaki dünya değişmeye başladı. Kasabanın ışıkları küçücük sarı noktacıklara dönüştü, ormandaki ağaçlar yeşil bir deniz gibi dalgalandı, nehir ise gökyüzüne akıyormuşçasına gümüş bir kurdele halini aldı. En önemlisi, bulutlar artık uzakta değildi. Ela elini uzattığında parmak uçları pamuksu bir serinliğe değdi. Bir bulut parçası avucuna kondu, eridi ve parmaklarının arasında minik, ılık bir gözyaşı bıraktı.

Ela Kendini Kocaman Sessiz Bir Odada Buldu

En üst basamağa vardığında Ela kendini kocaman, sessiz bir odada buldu. Oda aslında gökyüzünün içiydi ama duvarları yoktu, sadece sonsuz bir mavi ve yer yer yıldız tozundan yapılmış incecik halılar vardı. Odanın ortasında, eski püskü bir koltukta oturan yaşlı bir kadın duruyordu. Saçları bulut kadar beyazdı, gözleri ise gece gökyüzü gibi koyu ve derin. “Hoş geldin küçük merdivenci” dedi kadın yumuşacık bir sesle. “Ben Buradayım’ın bekçisiyim. Burası, insanların unuttuğu hayallerin toplandığı yer.” Ela şaşkınlıkla etrafına baktı. Köşede, kırık bir uçurtmanın kanatları hafifçe titriyordu. Biraz ötede, yıllar önce bir çocuğun annesine söylemeye utandığı “Seni çok seviyorum” cümlesi, minik bir kelebek gibi kanat çırpıyordu. Daha ileride, kimsenin oynamadığı eski bir salıncak kendi kendine sallanıyordu, sanki hâlâ üstünde küçük bir çocuk varmış gibi.

“Peki neden kimse buraya gelmiyor?” diye sordu Ela, sesi titreyerek. Yaşlı kadın gülümsedi, ama bu gülümseme biraz hüzünlüydü. “Çünkü merdiveni görmek için önce gökyüzüne gerçekten bakmak gerekiyor. Çoğu insan yere, telefonlara, aceleye bakıyor. Sen farklısın. Sen bulutların altındaki merdiveni gördün.” Ela o gece saatlerce odada dolaştı. Unutulmuş hayalleri okşadı, bazılarını kucağına aldı, bazılarını göğsüne bastırdı. Bir tanesi –küçük bir çocuğun “Bir gün astronot olacağım” hayali– Ela’nın avucunda parladı ve birdenbire Ela’nın göğsüne yerleşti. Sıcacık, hafif bir his verdi. Sabahın ilk ışıkları gökyüzünü pembeye boyadığında yaşlı kadın Ela’nın elinden tuttu. “Artık gitme vaktin. Ama şunu unutma: Merdiven her zaman orada olacak. Yeter ki arada bir durup gerçekten yukarı bak. O zaman basamaklar yine belirir.”

Ela Eve dönerken Başını Kaldırıp gökyüzüne Baktı


Bulutların Altında Saklanan Merdiven Hikaye Oku

Ela merdivenden inerken basamaklar yavaş yavaş silikleşti, ama ayaklarının altındaki o tınnn… tınnn… sesi kulaklarında kaldı. Perona vardığında güneş doğmuştu. Kasaba uyanıyordu. Ela eve dönerken başını kaldırıp gökyüzüne baktı. Bulutların hemen altında, çok hafif, neredeyse görünmez bir gölge daha vardı. O günden sonra Ela her akşamüstü perona gitmeye devam etti. Bazen merdiveni gördü, bazen göremedi. Ama önemli olan görmesi değildi artık. Önemli olan, her baktığında gökyüzünün ona hâlâ bir şeyler fısıldayabileceğini bilmesiydi. Ve kim bilir… Belki bir gün sen de peronda dururken, başını kaldırdığında incecik bir gölge fark edersin. O zaman durma. İlk basamağa ayağını koy. Çünkü merdiven, onu gerçekten görmek isteyenler için her zaman oradadır.

Bulutların Altında Saklanan Merdiven Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, bulutların altında saklanan merdiven hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan bulutların altında saklanan merdiven hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.

Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.

Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Fısıldayan Yaprakların Kayıp Bahçesi Hikayesi