Altın Kuşun Beklediği Tohum Hikayesi ile alakalı yazımızın içeriğinde, derlemiş olduğumuz altın kuşun beklediği tohum hikayesi bulabilir, paylaşabilirsiniz.
Altın Kuşun Beklediği Tohum Hikayesi Oku
Çok eski bir ormanda, dalların birbirine öyle sıkı sarıldığı bir yerde, gün ışığı bile yere ulaşmak için yalvarırdı. Orada yaşayan çocuk, adı Efen’di. Efen’in gözleri yaprak yeşiliydi ama içinde, sonbahar hiç gelmemiş gibi sonsuz bir yaz saklıydı.
Altın Kuşun Beklediği Tohum Hikayesi
Çok eski bir ormanda, dalların birbirine öyle sıkı sarıldığı bir yerde, gün ışığı bile yere ulaşmak için yalvarırdı. Orada yaşayan çocuk, adı Efen’di. Efen’in gözleri yaprak yeşiliydi ama içinde, sonbahar hiç gelmemiş gibi sonsuz bir yaz saklıydı. On yaşındaydı ve en büyük sırrı şuydu: her gece uyumadan önce, yastığının altına minik bir tohum koyar, sabah uyandığında tohumun filizlenip filizlenmediğini kontrol ederdi. Hiçbir zaman filizlenmemişti. Yine de vazgeçmezdi. Çünkü büyükannesi bir keresinde, “Bazı şeyler acele etmez, sadece doğru rüzgârı bekler,” demişti. Efen o rüzgârın ne olduğunu bilmiyordu ama beklemeyi öğrenmişti.
Bir sonbahar akşamı, orman alışılmadık şekilde sessizdi. Kuşlar susmuş, yapraklar düşmeyi unutmuştu. Efen yine tohumunu yastığın altına koydu ve fısıldadı: “Bugün olmazsa yarın olur, değil mi?” Tam uykuya dalacakken, odasının penceresinden hafif bir tıkırtı geldi. Dışarı baktı. Pencerenin pervazında, minicik, altın rengi bir kuş oturuyordu. Tüyleri ışık tutuyordu sanki; dokunsan eriyecekmiş gibi narindi. Kuş Efen’e baktı, sonra gagasıyla pencereyi tıklattı. Efen kalbi çarparak pencereyi açtı. Kuş içeri uçmadı, sadece başını eğip dışarıyı işaret etti.
Efen terliklerini giymeden, yalınayak ormana daldı. Kuş önde uçuyor, Efen arkasından koşuyordu. Yol uzadıkça dallar açılıyor, yol veriyor gibiydi. Sonunda, daha önce hiç görmediği bir açıklığa vardılar. Ortada kocaman, çok eski bir ağaç duruyordu. Gövdesi o kadar kalındı ki, on çocuk el ele verse çevresini saramazdı. Yaprakları altın sarısıydı ve rüzgâr esmediğinde bile hafifçe titreşiyordu, sanki kendi şarkısını söylüyormuş gibi. Kuş ağacın dibine kondu. Efen yaklaştı, elini gövdeye koydu. O anda ağaç konuştu. Ses değildi bu; kelimeler değildi. Daha çok, bir anı gibi, bir duygu gibi içinden geçti: “Tohumlarını yıllardır bana getiriyorsun. Ama ben onları toprağa değil, kendime saklıyordum. Çünkü sen hazır olana kadar büyümemeliydiler.” Efen’in gözleri faltaşı gibi açıldı. “Hazır olmak ne demek?” diye sordu titreyen bir sesle.
Efen Terliklerini Giymeden Yalınayak Ormana Daldı
Ağaç dallarını usulca eğdi, sanki bir kucak açıyormuş gibi. “Hazır olmak, korkmayı bırakmak demek. Beklemeyi sevmek demek. Ve en önemlisi, bir şeyin senin için büyümesini istemek yerine, onun seninle birlikte büyümesine izin vermek demek.” O anda Efen’in yastığının altındaki tohumlar aklına geldi. Ama bu sefer farklı hissetti. Göğsünde bir sıcaklık yayıldı; sanki yıllardır beklediği o rüzgâr, tam da şimdi esmeye başlamıştı. Elini cebine attı – o gece tohumlardan birini unutmuş, yanında getirmişti. Avucuna koydu, sonra ağacın köklerinin arasında toprağa gömdü. Parmaklarıyla toprağı okşadı, “Büyü,” dedi, “ama acele etme. Ben seninle beklerim.”
Hatırlanan Renklerle Dolu Vadi Hikaye Oku
Ağaç titredi. Altın yapraklarından bir tanesi yavaşça düştü, Efen’in avucuna kondu. Yaprak sıcak, canlıydı. İçinde minik bir filiz belirdi; o kadar küçük ki, neredeyse görünmezdi ama nabız gibi atıyordu. Efen gülümsedi. İlk kez, bir şeyin hemen büyümesini istemediğini fark etti. Büyümesini izlemek istiyordu. Onunla birlikte değişmek istiyordu. Kuş kanatlarını çırptı, altın tozları saçarak havalandı ve ormanın derinliklerine kayboldu. Efen eve dönerken arkasına baktı. Açıklık hâlâ oradaydı ama ağaç artık sıradan görünmüyordu. Sanki her zaman oradaymış, sadece Efen onu görmeyi öğrenmiş gibiydi.
O geceden sonra Efen her sabah uyanır uyanmaz pencereden dışarı bakar oldu. Bazen filiz görünmüyordu, bazen küçücük bir yeşil baş uzanıyordu. Ama her seferinde aynı şeyi fısıldıyordu: “Bugün de seninle büyüyorum.” Ve orman, o günden beri biraz daha altın rengi parlar oldu. Çünkü bazı ağaçlar, meyve vermek için değil, bir çocuğun sabrını büyütmek için vardır.
Altın Kuşun Beklediği Tohum Hikayesi, yazımızın içeriğinde hazırladığımız, altın kuşun beklediği tohum hikayesi yer almaktadır. Sizde hikayeler oku sayfamızdan altın kuşun beklediği tohum hikayesini okuyabilir ve arkadaşlarınızlada paylaşabilirsiniz.
Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.
Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Hatırlanan Renklerle Dolu Vadi Hikayesi