Aç Gözlü Çoban Hikayesi, ile alakalı yazımızın içeriğinde, siz değerli dostlarımız için hazırladığımız aç gözlü çoban hikayesini okuyabilir ve paylaşabilirsiniz.
Aç Gözlü Çoban Hikayesi Oku
Şu anda bulunduğunuz yere göre dünyanın öbür tarafında yüce dağların olduğu yerde aç gözlü bir çoban, etrafı koyun sürüsüyle çevrili ağacın altında oturuyormuş.
AÇ GÖZLÜ ÇOBAN: Bu tekdüzelik etkisini iyice gösterdi. Yapacak hiçbir şey yok ki, bu kötü bir şey değil! Ama altından yapılmış bir evde, uşaklar emirlerimi yerine getirip güzel meyve suyundan bir bardar getiren eşim varken böyle olsa daha iyi olurdu.
Evet, çoban sık sık başına sihirli bir şey gelmesini dilermiş. Ve o gün orada oturmuş hayal kurarken, otların arasından büyük çıplak kayaya doğru bir şeyin görünmeden ilerlediğini görmüş. Onu başka biri ve başka biri takip etmiş.
AÇ GÖZLÜ ÇOBAN: Yalanlar mı?
Evet bunlar renkli parlak pullarla kaplı güzel desenli yılanlarmış. Ve her birinin ağzında ilginç bir kök varmış. Taşa dokunduklarında aniden büyük kayalar yana kaymış yerde uzun bir koridor görülmüş. Ve yılanlar birer birer gözden kaybolmuş.
AÇ GÖZLÜ ÇOBAN: Ho ho, kutsal kuyu. Gidip neler olduğuna baksam iyi olacak! Böyle bir görüntü ile insan hayatı herhalde bir kez karşılaşabilir.
Ve böylece merakına yenik düşen çoban, zehirli yaratıkları takip etmiş ve kayalık koridor boyu korkusuzca ilerlemiş. Ayın diğer yüzü kadar karanlık merdivenden inince kendini duvarlarında değerli mücevherlerin parladığı bir mağarada bulmuş. Tam ortasında zümrüt ve safirlerle süslenmiş altından muhteşem bir taht durumuyormuş. Üstünde de parlayan gözleriyle devasa bir yılan oturuyormuş. Değerli mücevherleri gören çoban, açgözlülüğü onu kör edince tüm korkusunu unutmuş. Yandaki çıkıntılardan birinin arkasına saklanıp sabırsızlıkla izlemeye başlamış.
Tüm yılanlar, krallarının tahta altında toplanmış ve kökleri yere bırakmışlar. Sonra korkunç bir tıslama çıkaran ve gözlerini kapatan liderlerine bakmışlar. O bunu yapar yapmaz, yılanların hepsi o anda uyuyakalmış.
AÇ GÖZLÜ ÇOBAN: Hıımm. İşte beklediğim fırsat. Hahahahaha. Teşekkür ederim tanrım, nihayet altından bir eve sahip olacam.
Fırsatı gören çoban, ortaya çıkmış karşıdaki duvara yürümüş ve gösterişli mücevherleri incelemeye başlamış.
AÇ GÖZLÜ ÇOBAN: Keşke yanımda çuval getirseydim. Neyse önemli değil, ceplerimi ağzına kadar doldurabilirim.
Ve böylece değerli mücevherleri duvardan koparmaya çalışmış. Denemiş, denemiş ve yine denemiş ama onları çıkarabilmek imkansızmış.
Aç Gözlü Çoban ve Kral Yılan
AÇ GÖZLÜ ÇOBAN: Oh! Bunu tahmin etmeliydim. Burası büyülü ve benim gibi sıradan birinin bu mücevherleri asla dışarı çıkaramaz. Gitsem iyi olacak! Yılanlar uyanacak olursa, işim biter.
Çoban kalbi çılgınlar gibi atarken, uzun koridor boyunca bir koşmuş ama gerişe ulaşır ulaşmaz kapandığını görmüş ve onu açabilmesinin yolu yokmuş.
AÇ GÖZLÜ ÇOBAN: Ooh! Hayır, buraya kadarmış sonum geldi.
Orada oturmuş, aptalca davranışına ayıplanırken aç gözlülük yapmasa sahip olabileceği eşini bir tabak pirinç ve köriyi düşünmüş. Ağlamış, ağlamış ve ağlamış. Ardından derin bir uykuya dalmış. Tuhaf ama bu çobanın uyuduğu en huzurlu uykuymuş. Ta ki, çok sayıda yılan tıklamasıyla uyandırılana dek! Korkuyla ayağa fırlamış, sessizce merdivenden aşağı inmiş ve uyuşmuş şekilde başlarının üzerinde amuda kalkıp gözlerini krallarına diken yılanlara bakmış.
KAHVERENGİ YILAN: Zamanımız geldi mi kralımış? Zamanı geldi mi?
YEŞİL YILAN: Zamanı geldi mi kralım? Zamanı geldi mi?
SİYAH YILAN: Zaanı geldi mi kralımış, zamanı geldi mi?
TURUNCU YILAN: Zamanı geldi mi kralım? Zamanı geldi mi?
Yılan kral tıklamış ve söyle demiş;
KRAL YILAN: Evet! Zamanı geldi!
Ardından tahtından aşağı kaymış, tüm yılanları peşine takarak kayaya doğru çıkmış. Dokunduğu anda açılmış ve tüm yılanlar onun önünden yavaşça dışarı çıkmış. Çoban bu fırsatı değerlendirmek isteyip geçide doğru koşarken, yılan kralı başını çevirmiş ve kötü bir şekilde tıslamış. Tıslama o kadar güçlüymüş ki, çoban merdivenden düşmüş ve kalbi patlayacakmış gibi olmuş.
Aç Gözlü Çoban ve Hayali
KRAL YILAN: Sen davetsiz olarak evimize girdin! Ve gizlice çıkmaya mı çalışıyorsun? Bunun bedelini ödeyeceksin!
AÇ GÖZLÜ ÇOBAN: Bırak gideyim, sana yalvarıyorum! Ey yüce kral! Onları başıboş bırakırsam sürümü kaybederim ve eşim beni evde bekliyor. Bu dünyada benden başka kimsesi yok onun.
Bunu duyan yılan kralının öfkeli gözbebekleri biraz yatışmış.
KRAL YILAN: Peki! Bu kez gitmene izin vereceğim! Ama evimizi kimseye söylemeyeceğine dair, bana söz vermen gerekiyor!
AÇ GÖZLÜ ÇOBAN: Söz veriyorum! Söz veriyorum!
Yılan kralı, başını sallayıp çobanın kayadan çıkmasına izin vermiş. Şansına teşekkür eden çoban, kayadan çıkmış koyun sürüsünü unutmuş ve doğruca evine koşmuş. Kulübesine gelince kapıda bir yabancının durduğunu görmüş. Beklemiş izlemiş.
ŞAPKALI YABANCI: Eşiniz evde mi acaba?
ÇOBANIN EŞİ: Ah! Ne yazık ki hayır! Geçen sonbahardan beri onu görmedim! Dağ tarafına sürüsünü otlatmaya gitmişti. Kurtların öldürmüş olmasından korkuyorum.
Onun sözlerinden etkilenen çoban, yanlarına gitmiş! Onu gören eşi kollarına koşmuş ve mutluluktan ağlamış.
ŞAPKALI YABANCI: Evet genç adam, sonbahardan beri neredeydin? Eşini böyle yalnız bırakmak, bir erkeğe yakışmaz! Değil mi?
AÇ GÖZLÜ ÇOBAN: Hııııı! Huuuu! Ben sadece!
ŞAPKALI YABANCI: Sen sadece ne?
ÇOBANIN EŞİ: Evet! Neredeydin?
AÇ GÖZLÜ ÇOBAN: Immm!
ŞAPKALI YABANCI: Hayatında başka biri mi var yoksa?
ÇOBANIN EŞİ: Haaaaaaa!
AÇ GÖZLÜ ÇOBAN: Haah! Hayır! Asla, eşimi çok seviyorum.
ÇOBANIN EŞİ: O zaman cevap ver! Neredeydin!
Baskıdan bunalan çoban, yeraltındaki mağaranın varlığını itiraf etmiş. Ve aslında kılık değiştirmiş bir sihirbaz olan yabancı onu oraya götürmesini ve girişini göstermesi için zorlamış.
AÇ GÖZLÜ ÇOBAN: Bence bu iyi bir fikir değil!
ŞAPKALI YABANCI: Güven bana dostum! Ben bir sihirbazım! Yılan kralı bize zarar veremez! Mücevherleri toplarız ve eşit olarak paylaşırız!
Aç Gözlü Çoban ve Sürüsü
Bunu duyan çobanın gözleri parlamış ve yılan kralına verdiği sözü unutmuş. Açgözlülük yine gözlerini kör etmiş. Sihirbazı hemen büyük kayaya götürmüş. Çoban ayaklarının dibinde duran bir kök parçası görmüş. Onunla taşa dokununca hemen açılmış ve geçmelerine izin vermiş. Mağaranın içinde, tuhaf bir şekilde boşmuş. Sihirbaz asasıyla yavaşça mücevherlere dokunmaya başlamış. Birer birer duvardan çantasının içine dökülmeye başlamışlar.
ŞAPKALI YABANCI: Hehehehehe! Yakında dünyanın en zengin adamları olacağız!
Tam o anda arkalarında bulunan bir varlığın nefesini hissetmişler. Çobanın tüyleri diken diken olmuş ve yavaşça arkalarını dönmüşler. Bu yılan kralıymış, her zamankinden daha büyükmüş. Öfkesi o kadar belliymiş ki, çoban sonunun geldiğini düşünmüş.
ŞAPKALI YABANCI: Sakın korkma dostum! Ha haa!
AÇ GÖZLÜ ÇOBAN: Hııı!
Yılan kralının tıslaması, kükreme halini almış ve yavaş yavaş yeşil bir ejderha’ya dönüşmeye başlamış.
AÇ GÖZLÜ ÇOBAN: Hayır!
Çoban hayatını kurtarmak için kaçmış ama mağara küçük ve kapalıymış.
KRAL YILAN: Sen bana ihanet ettin!
AÇ GÖZLÜ ÇOBAN: Ahhh!
Güçlü bir vuruşla çoban, birden havaya uçmuş ama şansa bakın k ejderhanın sırtına düşmüş ve boynuzlarına tutulmuş. Ejderha artık daha da öfkeliymiş. Korkunç bir kükremeyle havalanmış ve mağaradan dışarı uçmuş. Ejderha çobanın başı dönük ve soluğu kesilene dek yükselmeye devam etmiş. Gözleri kapanmış ama üzerindeki mavi gökyüzünde süzülen bir tarla kuşunun güzel nağmelerini duyuyormuş.
AÇ GÖZLÜ ÇOBAN: Yüce tanrım! Ben dersimi aldım. Lütfen yaptığım şey için beni bağışla!
Ve tam o anda tarla koşu uçarak ejderhanın yanına gelmiş.
TARLA KUŞU: Gerçekten çok üzgünsün! Yoksa bu sefer de bağışlanırsan, yine aynı şeyi yapacak mısın?
AÇ GÖZLÜ ÇOBAN: Ne diyebilirim ki! Ama bu ilkinde zor yoldan öğrenmiştim, ikincisi daha da zor oldu!
TARLA KUŞU: Hımm… Bunu göreceğiz!
Aç Gözlü Çobanın Rüyası
Bunu söyleyen tarla kuşu, ejderhanın ensesine uçmuş ve bir kez gagalamış. Ejderha hemen bir yılana dönüşmüş ve sonra yer çekimi üzerine düşeni yapmış!
AÇ GÖZLÜ ÇOBAN: Aaaaaaa!
Çoban kendine geldiğinde, dağın yamacındaymış ve sürüsü de etrafındaymış. Orman hala sonbaharın altın ve kahverengi renklerine sahipmiş ve uzaktaki kulübesinin kapısında eşinin kendini beklediğini görmüş.
AÇ GÖZLÜ ÇOBAN: Rüya görmüş olmalıyım! Vay canına, ne rüyaydı ama! Galiba bazen gördüğümüz rüyalar hayattan daha iyi ders veriyor. Bugünden itibaren hayal kurmayı bırakıp, çok çalışacağım!
Ardından evdeki eşine gitmiş! Ağacın arkasındaki yılan kralı ortaya çıkıp çobanın gidişini izlerken, gülümsemiş. Ardından tarla kuşuna dönüşmüş ve uçarak uzaklamış! Belki de rüyasına müdahale edecek başka birini arıyormuş.
Aç Gözlü Çoban Hikayesi, ile alakalı yazımızın içeriğinde, hazırlamış olduğumuz aç gözlü çoban hikayesini okuyabilir vede sosyal ağlarınızda arkadaşlarınıza göndererek onlarıda yeni hikayeler sayfamızdan haberdar edebilirsiniz.
Soru vede şikayetleriniz için bize destek@hikayeleroku.com.tr mailinden yazabilirsiniz. Her türlü sorunlarınız için yardımcı olmaya çalışmaktayız.
Dikkatinizi çekebilecek diğer hikaye bağlantımız; Sütçü Kızın Hayali Hikayesi